PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İlk Sikkeden İlk İndirim Koduna Anadolu'da Para



BUDULGAN BOZKURT
25.Şubat.2017, 19:18
https://3.bp.blogspot.com/-nqQVAIdGFmQ/WB0e0YokKFI/AAAAAAAAE94/L_L5ND0kIXc5-TgAjMJ3BSz1bm1TybjUgCLcB/s1600/153482-050-6E1B9DDA.jpg

Uygarlığın ilk filizlendiği topraklardan birisi olan Anadolu, coğrafi konumu ve sahip olduğu doğal avantajlar sebebiyle çok fazla ilkin anavatanı olmuştur. Ortaya çıktığı ilk günden itibaren hayatımızı kolaylaştıran fakat sebep olduğu savaşlar ve kargaşalar sebebiyle de aynı ölçüde zorlaştıran “PARA” da bu ilklerden birisidir. Şimdi gelin, bu önemli buluşun Anadolu'daki gelişiminin izini hep birlikte sürelim.


Varlığı Bir Dert Yokluğu Yara


Yaklaşık 10.000 yıl önce buzul çağlarının sona ermesi ve sonucunda dünyanın Cilalı Taş Devri'ne girmesiyle başlayan iklimsel ve çevresel değişimler, insanın zihinsel ve fiziksel gelişimiyle birleşince, tarihin akışını değiştirecek bir takım olaylar ortaya çıkmaya başlamıştır. Özellikle Anadolu'da görülmeye başlanan yerleşik yaşama geçilme durumu da bu gelişmelerden birisi olmuştur. Yerleşik yaşama geçilmeyle birlikte, daha önceleri toplayıcı ve tüketici olan insanların üretici konumuna geçmeye başlaması insanlık tarihi açısından önemli dönüm noktalarından birisi olarak görülür. Köy yerleşimini ortaya çıkartan ve üretime başlayan insanoğlu arasında tarım yaygınlaşmış; domuz, koyun, keçi ve sığır gibi hayvanlar ise evcilleştirilmiştir. Tüm bunların sonucunda ise insanların birbirleri arasında alışveriş yapma (değiş tokuş) ihtiyacı doğmuştur. İşte bu alışverişin aracısı olan paranın ortaya çıkma gereksinimi buna dayanmaktadır.


MÖ. 2000'lerin başlarında Anadolu'daki ticari ilişkilerde değiş tokuşun daha çok gümüş karşılığında yapıldığını bilmekteyiz. Bu değiş tokuş olayına "barter usulü" ya da “takas usulü” de denmekteydi. Sizin elinizdekileri karşınızdakine vermeniz ve onun karşılığında takas olarak onun elindekileri almanız şeklinde gerçekleştirilen bu ticaret, Lidyalıların MÖ. 700'lerin ortalarında madeni parayı (sikke) basmalarına kadar sürmüştür. Batı Anadolu'nun yeraltı kaynaklarının beyaz altın (elektron) bakımından zengin olması, Lidyalıların ilk madeni parayı basmalarını kolaylaştırmıştır. Elektrondan (altın ve gümüş karışımı) yapılan ve bazen yuvarlak ve oval, bazen de bakla biçiminde olan bu sikkeler Lidyalıların uygarlığa en büyük katkıları olarak tarihe geçti.


İlk sikkelerin elektrondan darp edilmiş olmasının sebebi, Sardis (ya da diğer adıyla Sart) Çayı'nın kumlarından ayrıştırdıkları altının doğal olarak gümüş ile karışık bir halde bulunmasıydı. Lidyalılar daha sonra, elektronu ayrıştıran bir yöntem keşfettiler ve böylece hem altından hem de gümüşten ayrı ayrı sikkeler darp ettiler. Lidyalılar tarafından basılan bu sikkelerin gelişimi ve tüm Akdeniz dünyasına yayılışı ise Antik Yunan kentleri sayesinde oldu. Sikkenin yayılmasıyla birlikte gelecekte insanların hayatını kökünden değiştirecek bir para ekonomisinin de temelleri atılıyordu.


Kutsal Bir Varlık: Para


Paranın yaygınlaşması, onun kutsal bir nesne haline gelmesine sebep oldu. Birçok topluluk ve uygarlık parayı “hükümdarlık ve hakimiyet sembolü” olarak görmeye başladı. Birçok devlette, tahta geçen yeni bir hükümdarın, iktidarını kabul ettirdiğini gösterebilmek adına yaptığı ilk hareket kendi adına para bastırmak oldu. Örneğin Roma’nın Doğu ve Batı olarak ikiye bölünmesinden sonra, 1. Doğu Roma İmparatoru Konstantin kendi adına para bastırarak bağımsızlığını ve hükümdarlığını ilan etmişti. Bunun yanı sıra tedavüldeki paraların gerçek mi yoksa sahte mi olduğunun anlaşılabilmesi için üzerinde hükümdarın mührü olan sikkeleri bastırılması da gerekliydi.


Lidyalılardan sonra Anadolu sırasıyla Pers, Makedon ve Roma hakimiyetlerini görmüştür. Bu dönemlerde “Dinar”, “Sestertius” ve “Solidus” gibi farklı para türleri ve birimleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Yaklaşık 8. ve 9. yüzyıla kadar Doğu Roma tarafından basılan para ekonomiyi yönlendirmiştir.


https://4.bp.blogspot.com/-x8ONqabb1pY/V0hchdYzC5I/AAAAAAAAD4A/KYuSAQDEtkgEVyPapcPkPnJuBstZ_grjQCPcB/s1600/53645.png (https://4.bp.blogspot.com/-x8ONqabb1pY/V0hchdYzC5I/AAAAAAAAD4A/KYuSAQDEtkgEVyPapcPkPnJuBstZ_grjQCPcB/s1600/53645.png)




Ganimetler Döneminde Para


Sekizinci yüzyıla geldiğimizde Dünya'nın ekonomik merkezi Ortadoğu'ya kaymaya başlamıştır. Abbasilerin, Emevileri devirerek iktidarı ele geçirdiği 750 tarihinden sonra yönetim kademelerinin kısmen ganimetlerle geçinen, egemen bir Arap askeri oligarşisinin elinden, büyük ölçüde güçlü bir ticari kesimin eline geçmeye başlaması bunda etkili olmuştur. Abbasiler’e göre ekonomik atılımları zayıf kalan Emeviler, para konusunda Doğu Romalılar ile İranlıların uygulamalarını sürdürmeyi tercih etmişlerdir. Öyle ki, ilk başlarda Doğu Romalıların ve İranlıların kullandıkları para isimleri (dinar ve dirhem) bile muhafaza edilmiştir. Bu konudaki reform, Emevilerin iktidara gelişinden ancak 50 yıl sonra, 5. Emevi hükümdarı Abdülmelik bin Mervan zamanında gerçekleştirilebildi. Abdülmelik bin Mervan, ülkesindeki ilk resmi darphaneyi kurdurtmuş; eskiden kullanılan Doğu Roma ve İran baskısı paralar yerine bütün Emeviler idaresindeki topraklarda geçen ve üstünde hiç resim bulunmayan Emevi parasını darp ettirmiştir. Bu dönemden sonra Müslümanların yaptığı ticaret; Marsilya, Montpellier, Narbonne ve Barselona gibi Avrupa'nın önemli limanlarında ekonomiyi tekrardan canlandırmıştır. Bu sebepten dolayı Müslümanların kullandığı para olan dinar, uzun yıllar boyunca Avrupalıların kullandığı başlıca para olarak kalmıştır.


Türkler Tarih Sahnesinde


Türkler’in 1071’de Anadolu’ya girmesinden sonra ilk zamanlarda Anadolu’nun genelinde ekonomiyi yönlendirenler Anadolu Selçukluları olmuştur. Anadolu Selçukluları zamanında kullanıldığı bilinen ilk para, Sultan 1. Mesud’a ait olan bakır paradır. Üstelik bu paranın üstünde de Doğu Roma İmparatoru Alexios Komnenos’un portresi yer almıştır. Burada da, birçok devlette olduğu gibi Doğu Roma etkisini görmekteyiz. Anadolu’daki bu bakır para kullanımı, Sultan 2. Kılıç Arslan’ın altın para bastırmasına kadar sürmüştür.


Osmanlı Devleti zamanında basılan ilk sikke ise Orhan Bey zamanında basılmıştır. Üzerinde Osman Bey yazılı bir adet sikke bulunmuş olsa da tarihçiler bu konuda ortak bir karara varamamıştırlar. Orhan Gazi döneminde basılan ilk gümüş akçe Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar kullanılmıştır, Fatih döneminde ise devletin artan ihtişamına paralel olarak ilk altın sikkeler bastırılmıştır. Bunun yanında 1. Murad zamanında bakır sikkeler de basılmıştır.


Osmanlı Devleti’ndeki maden kaynakları para basımının tamamına yetmediğinden, ülke dışından da gümüş ve altın getirtilerek de para basımı gerçekleştiriliyordu. Bunun yanı sıra, bir süre sonra verilmeye başlanan kapitülasyonlar sebebiyle yabancı ülkelerden gelen paralardan ve Osmanlı topraklarının açık pazar haline gelmesinden dolayı Osmanlı parası 16. yüzyıldan itibaren değer kaybetmeye başlamış ve sikkelerin değeri gittikçe düşmeye başlamıştır.


Osmanlı tarihinde ilk kağıt para ise Sultan 1. Abdülmecid döneminde basılmış, bunun yanında Mecidiye ismindeki kuruşlar piyasaya sürülmüştür. Fakat ekonomiyi düzeltmek amacıyla yapılan bu hareketler kötüye giden durumu düzeltemediği için, ekonominin istikrara kavuşturulabilmesi için İngiltere’den önce 8 milyon sterlin değerinde, daha sonra da daha yüksek miktarlarda borç alınmak zorunda kalınmıştır.


https://4.bp.blogspot.com/-V3cW9NGFpG8/WB0cQ_gHouI/AAAAAAAAE9s/0DU3wQcJXEolu_u8s1gdQlhRxXZiisHUACLcB/s1600/kola-ile-bozuk-para-nasil-temizlenir_646x340.jpg (https://4.bp.blogspot.com/-V3cW9NGFpG8/WB0cQ_gHouI/AAAAAAAAE9s/0DU3wQcJXEolu_u8s1gdQlhRxXZiisHUACLcB/s1600/kola-ile-bozuk-para-nasil-temizlenir_646x340.jpg)




Daha önce paranın hükümdarlık sembolü olduğundan bahsetmiştik. Bu durum Osmanlı Devleti ve daha önceki devletlerde yazılı olmayan bir gelenek halinde devam ettiriliyordu. Cumhuriyet Dönemi’ne geldiğimizde; 30 Aralık 1925’te çıkarılan “Mevcut Evrak-ı Nakdiyye’nin Yenileriyle Değiştirilmesine Dair Kanun” ismindeki kanunla birlikte paranın üstünde cumhurbaşkanının resminin olması geleneği kanunlaştırılmıştır. Bu yüzden 1926 - 1938 yılları arasında paranın üstünde Mustafa Kemal Atatürk’ün, 1938 - 1950 yılları arasında ise İsmet İnönü’nün resmi yer almıştır. Adnan Menderes dönemine geldiğimizde ise 1925 yılında çıkarılan bu kanun değiştirilerek paranın üstünde sadece Mustafa Kemal Atatürk’ün resminin bulunması kararlaştırılmıştır.


Son Dönemdeki Gelişmeler


Anadolu’nun paranın buluşuna sahiplik yapması ve benzeri pek çok konuda ilklere tanıklık etmesi maalesef modern çağlara kadar sürmemiştir. Nakit ödemeye alternatif olarak ortaya çıkan kredi kartı ve indirim kodu gibi uygulamalar ilk olarak Anadolu’da değil, 19. yüzyılda Batı ülkelerinde hayat bulmuştur. Kredi kartının ülkemize girişi ise 1960’ların sonunda gerçekleşmiş, yaygınlaşmaya başlaması da 1980’lerden sonra olmuştur. Ama kredi kartına taksit konusunda Yapı Kredi Bankası ve Garanti Bankası’nın dünyaya örnek uygulamaları Türkiye’de geliştirdiklerini ve ardından da yurtdışına hizmet ihraç ettiklerini söylemek mümkündür. Keza mobil uygulamadan sadece vatandaşlık numarasını göndererek kredi başvurusunda bulunulması Türkiye’yi gururlandıran bir başka dünya prömiyeri olmuştur.


Alışveriş konusunda büyük avantajlar sunan ve paraya benzer şekilde kullanılan indirim kodları ise ülkemize e-ticaretin gelmekte yavaş kalması nedeniyle biraz geç girmiştir. Türk mağazaları internetten satış konusunda uzun süre çekingen kaldıktan sonra 2010 yılından itibaren yavaş yavaş canlanan e-ticaret ortamına birer online mağaza açmak suretiyle katılmışlar; ardından da ticareti canlandırmak üzere indirim kodları yayınlamaya başlamışlardır. Para yerine geçen bu kodları toplayan ve dünyadaki örnekleri gibi ücretsiz dağıtan siteler de yavaş yavaş ortaya çıkmış; (örneğin: www.indirimkodu.com (http://www.indirimkodu.com/)) ve e-ticaretin kitlelere daha hızlı yayılmasında katkı sağlar duruma gelmişlerdir. Fiziksel bir varlığı olmayan ve sadece rakam-harf kombinasyonundaki şifrelerden oluşan, ama alışverişte para yerine geçen bu para benzeri enstrümanlar son dönemde tüm Türkiye’ye dağılarak ekonominin önemli bir eksiğini daha tamamlamışlardır.