PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ahmet Hamdi Tanpınar



muStafa
12.Mayıs.2015, 06:55
Ahmet Hamdi Tanpınar
23 Haziran 1901’de İstanbul’da doğdu. Kadı Hüseyin Fikri Efendi’nin oğlu. Baytar Mektebi’ni bırakarak girdiği Darülfünun-ı Osmani’nin (Bugünkü İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakultesi nden 1923’te mezun oldu. Erzurum, Konya ve Ankaradadaki liselerde öğretmenlik yaptı. Gazi Terbiye Enstitüsü’nde (Gazi Eğitim Enstitüsü) edebiyat dersleri verdi. 1933’ten sonra İstanbul’da Kadıköy Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Güzel Sanatlar Akademisi’nde sanat tarihi ve estetik dersleri verdi. 1939’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde yeni kurulan Türk Edebiyatı Kürsüsü profesörlüğüne getirildi. 1942 ara seçimlerinde CHP’den Maraş Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi, üniversitedeki görevinden ayrıldı. 1946 seçimlerinde tekrar aday gösterilmeyince bir süre Milli Eğitim Müfettişliği yaptı. Güzel Sanatlar Akademisinde tekrar derse girmeye başladı. 1949’da da İstanbul Üniversitesi Edebiyat FakültesiTürk dili Edebiyat Bölümü’ne döndü. Bu görevdeyken 24 Ocak 1962’de İstanbul’da yaşamını yitirdi.http://www.xn--edebiyatgretmeni-twb.net/wp-content/uploads/2012/12/Ahmet-Hamdi-Tanp%C4%B1nar.jpgAdını ilk kez“Altın Kitap” dergisinde yayınlanan “Musul Akşamları” şiiriyle duyurdu. Dergah, Milli Mecmua, Hayat, Görüş, Ülkü, Varlık, Oluş, Kültür Haftası ve Aile dergilerinde şiirleri yayınlandı. Hece vezniyle yazdığı bu ilk Siirler imge zenginliklikleri ve müzikal nitelikleriyle dikkat çeker. Edebiyat Fakültesi’nde öğrencisi olduğu yahya kemal beyatlıdan çok etkilendi. Ama ilk eserlerinde Yahya Kemal’den çok Haşim gibi o da küçük yaşta kaybettiği annesinin yokluğundan duyduğu acıyı ve kendisini avutacak bir sevginin özlemini dile getirir. İçe dönük bir bakışla doğa ile iletişim kurmaya çalışır. Şiirinin bir başka yönü Bergson felsefesinden kaynanlanan zaman kavramıdır. Onun eserlerinde zaman, basit bir süreklilik değil, çok katlı ve karmaşık bir akıştır. Ne içindeyim Zamanın Bursa’da Zaman” şiirleri bu olgunun örnekleridir. İlk Romanı Mahur Beste” 1944’te Ülkü Dergisi’nde yayınlandı. Osmanlı Devleti’nin son döneminde seçkin bir çevrenin yaşayışını sergileyen bu romanın ardandan, kendi yaşamından da izler taşıyan Huzur 1949’da basıldı.HUZURHuzur, hem bir aşk hem de Tanpınar’ın İstanbul’a olan derin sevgisinin romanıdır. Estetik anlayışının, kültür birikiminin ve geçmiş kültürlere yaslanan yaşam felsefesini yansıttığı bu kitabı Tanpınar’ın en yetkin romanı sayılır. Romanda, Mümtazile Nuran‘ın aşkı çerçevesinde Doğu ile Batı, eski ile yeni, geçmişin değerleriyle var olan değerler, aşk ile toplumsal sorumluluk arasındaki çatışmayı ve bu çatışmanın doğurduğu bireysel bunalımları irdeler.SAHNENİN DIŞINDAKİLER:Cemal, 1920 yılında üniversite eğitimini tamamlamak için altı yıl sonra İstanbul’a döner. Hocası İhsan, onaNasır Paşa‘nın hatıralarını yazma görevi verir. Bu arada Cemal’in gençlik aşkı Sabiha yaramaz bir adamla evlenmiştir. Bir süre sonra Cemal, Sabiha‘nın resmi altında ” Sahneye çıkan ilk Türk kadını “ yazısını okur. Zihni oldukça karışık olan Cemal, daha kötü bir haber alır. Nasır Paşa öldürülmüş, Cemal’in hocası İhsan da şüpheli olarak tutuklanmıştır. Artık sahnenin dışı da içi kadar karışık ve zor bir durumdadır.Yapıtın Özellikleri ve ÖnemiAhmet Hamdi Tanpınar, Sahnenin Dışındakileradlı romanında, Kurtuluş Savaşı öncesi ve sırasındaki İstanbul’un durumunu, orada yaşayan toplumun çeşitli katmanlarındaki insanlar üzerinden anlatır. Tanpınar, döneminin yazarlarının çoğunun yaptığı gibi savaşın sahnesi olan Anadolu’yu anlatmaz. Aksine İstanbul’u anlatarak bize sahnenin dışında neler olduğunu gösterir. I. Dünya Savaşı öncesindeki durum da dahil olmak üzere, harp sonrası İstanbul’u ve halkının umutsuzluğunu, toplumdaki ekonomik ve sosyal değişimi, Anadolu’da Kurtuluş Mücadelesi verilirken bu savaştan uzak ve hatta ona karşı durmuş bir şehir olan İstanbul’da yaşamanın ve bir şeyler yapmanın zorluğunu, işgal altındaki bir kentte başı dik durmaya çalışan aydınların geçirdiği zorlukları renkli bir şekilde aktarır.

Mete
25.Ağustos.2016, 23:36
AHMET HAMDİ TANPINAR (1901 – 1962)



Şiir, öykü, roman, edebiyat tarihi, makale, deneme (http://www.edebiyatogretmeni.org/oz-siir-anlayisini-surduren-siir-saf-siir/deneme/) alanlarında eserler vermiştir.
Eserlerinde Doğu-Batı çatışması, “rüya” ve “zaman” kavramları, “geçmişe özlem”, “mimari” ve “musiki” öne çıkar.
“Ne içindeyim zamanın! Ne de büsbütün dışında” dizeleri onun zamanı kavrayışının özünü vermektedir.
“Bursa’da Zaman” şiiri geniş bir kesim tarafından sevilmiştir.
Ahmet Haşim’in özellikle de Yahya Kemal’in etkisinde kalmış, Sembolizmden etkilenmiştir.
Romanlarında psikolojik tahlillere önemle eğilen yazarın; kendine has bir üslubu vardır.
“Beş Şehir” adlı önemli deneme kitabında Ankara, Erzurum, Bursa, Konya ve İstanbul’u anlatmıştır.
“Huzur” romanı, aşkı, psikolojiyi ve Doğu-Batı karşıtlığını içerir; roman kişilerinin adlarının verildiği dört bölümden oluşur: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz.
Eserleri:
Şiir: Bütün Şiirleri
Roman: Mahur Beste, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Huzur, Sahnenin Dışındakiler, Aynadaki Kadın.
Öykü: Abdullah Efendi’nin Rüyaları, Yaz Yağmuru.
Deneme: Beş Şehir, Yaşadığım Gibi.
Makale – İnceleme: Yahya Kemal, XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, Edebiyat Üzerine Makaleler.