PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Boyla ve Baga Ünvanı



BUDULGAN BOZKURT
01.Ocak.2016, 14:45
http://www.bilinmeyenturktarihi.com/wp-content/uploads/2013/02/Boyla-ve-Baga.jpg

Kaynaklar incelendiğinde eski Türk siyasi ve sosyal hayatının tam manasıyla bir düzen içinde yürüdüğü görülür. Onlara kültürsüz ve medeniyete katkısız göçebeler diyenler, ancak Türk tarihini ve kültürünü yeterince bilmeyen kişilerdir. Özellikle konar-göçerlik dediğimiz, Türk tipi hayat tarzının ortaya çıkışı da neredeyse Türk tarihinin başlangıcıyla eşittir.
Türk kültürünün ve tarihinin temel kaynaklarından sayılan Oğuz Kağan Destanlarında bu sosyal nizamın ana unsurları, destanî hükümdar Oğuz ve yahut da tarihi şahsiyet Börü Tonga (Mo-tun) tarafından belirlenerek, günümüze kadar gelmiştir.
Türklerden haber veren yabancı ve yerli vesikaları incelediğimizde, devlet içerisinde siyasi ve askeri açılardan olmak üzere birtakım rütbe ve unvanların bulunduğunu görürüz. Ülke ve millet hayatından sorumlu kişiler bu rütbeler ve makamlarına göre diğer şahıslardan ayrılmakta idiler.
İşte yukarıda izaha çalıştığımız konuya binaen tarihimizin ve kültürümüzün temel başvuru belgeleri arasındaki Kök Türk Yazıtlarından olan Bilge Kağan Kitabesi (1) ile Tunyukuk Yazıtının I. Taşında (2) bir “Boyla Baga Tarkan” unvan grubuyla karşılaşmaktayız ki, bunların umumiyetle şöyle veya böyle devletin ayguçısı, yani danışmanı, aynı zamanda da veziri Tunyukukla ilgisi olduğu sanılmaktadır.
Dolayısıyla söz konusu anıtlarda geçen unvanlar hakkında açıklamalara başlamadan evvel, meşhur Tunyukukun kim olduğunu kısaca hatırlamakta fayda vardır. Doğum ve ölüm tarihi hakkında kesin bir bilgi bulunmayan Tunyukukun, kendi adına kazıttırdığı kitabesi ile Çince vesikalardaki birtakım ibarelerden, ailesinin herhangi bir nedenle Çin’e gittiğini ve onun da burada doğduğunu öğreniyoruz. Ayrıca yine Çin kroniklerine baktığımız da Tunyukukun Aslanlar, yani Çince yazılışıyla A-shih-te ailesine mensup olduğunu görürüz. Bu hususu biraz açmak gerekirse; İslam öncesi Türk tarihinin kaynaklarında devlet kurucusu iki aile ile karşılaşıyoruz. Bunlardan birisi Börülüler (A-shih-na), diğeri de Aslanlardır (A-shih-te). Aslanlar (Aşite), devamlı Börülülerin (Aşinalar) yanında, onlara yardımcı bir aile olup, büyük bir ihtimalle de Börülülerin (Aşinalar) akrabasıdır. Moğol tarihinde de buna benzer bir şekilde Dürliginler ve Nirunlara rastlıyoruz(3). Kendi kitabesinde Çin’de dünyaya geldiğini ifade eden Tunyukuk’un (4), bu sözüne binaen onun Çinli olduğunu ileri sürenler var ise de, bunun pek doğruluk payı yoktur. Tunyukuk ölmeden önce, muhtemelen 716-725 yılları arasında Yukarı-Togla vadisinde, Bayan-Çokto’da, Naşela ile ırmağın sağ kıyısı arasında (bugün Moğolların Nalayh diye adlandırdığı bölgede) kendi adına iki parça taştan meydana gelen bir yazıt diktirmiştir. Taşların çepeçevre etrafında Çinli oymacılar tarafından yapılan sekiz tane heykel vardır ki, hepsinin başı kırılmıştır. Burada takriben 150 metre uzunlukta sıralanan balballar da mevcuttur. Bununla beraber, 2001 yılında başkanlığını yaptığımız bir ilmi çalışma heyeti, Tunyukuk Yazıtlarının olduğu yerde jeofizik, harita ve restorasyon faaliyetlerinde bulunmuş; yazıtlar üzerinde koruma tedbirleri uygulamış, anıt mezarlık içerisindeki heykeller buradaki müze eve taşınmıştır (5).
Türk milletinin geleceğinin belirlenmesinde İl-teriş Kağan ile birlikte gördüğümüz Tunyukuk, daha sonra Kapgan ve Bilge devrinde de önemli kararlara imza atmıştır. Bunun en güzel örneklerinden biri olarak, Bilge Kağan’ın Türk ülkesinde şehirlerin ve Budist mabetlerinin yaygınlaştırılması fikrine karşı çıkmasını, atlı asker ve konar-göçer Türklerin şehirleri savunmalarının zor olacağını ve Budizm‘in Türk karakterini zayıflatacağını ileri sürmesini, Bilge’nin de onun bu fikirlerini kabul etmesini gösterebiliriz. Tunyukukun vermiş olduğu bu karar Türk tarihi açısından son derece önemlidir. Çünkü bu sayede devlet yıpranmamış ve kendinden sonra gelecek olanlara sağlam bir temel bırakılmıştır. O aynı zamanda üstün bir savaş zekâsına da sahiptir (6). Başında bulunduğu orduların sevk ve idaresi, bunun neticesinde de Kök Türk Kağanlığının ele geçirdiği başarılar, onun ne denli büyük bir komutan olduğunu da gösterir ki, zaten yeniden toparlanış hareketi sırasında Tunyukukun Apa Tarkan, yani başkomutan unvanını da taşıdığını biliyoruz (7).
Üç kağana hizmet eden (İl-teriş, Kapgan, Bilge) Tunyukukun hatırası öldükten sonra da yaşamıştır. Uygur beylerinden Temür Bukanın, Çince Uygurların menşei ile ilgili yazıtında(8) onu ve soyunu saygıyla anmışlardır. Kendi aralarındaki çekişmeleri bir kenara bırakacak olursak, her şeye rağmen Tunyukuk Türk milletinin yetiştirdiği en büyük ve en zeki devlet adamlarının başında gelir. İleri görüşlülüğü ve dehası sayesinde, zamanında Türk milleti en görkemli günlerini geçirmiştir. Bu yüzden biz Tunyukukun kolay kolay unutulmayacak bir kişi olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla Türk milletinin hafızasında şu veya bu şekilde mutlaka yer etmiş olması gerekmektedir. Nasıl ki, meşhur Kapgan Kağan’ın oğlu Tonga Tigin, öldükten sonra unutulmayarak Tonga Alp Er ya da Alp Er Tonga olarak Kaşgarlı Mahmud’daki Afrasyab ile birleştirildiyse (9), Tunyukukun da Türk destanlarında yaşadığını zannediyoruz (10).
Şimdi esas konumuza gelecek olursak; ilk önce bu unvan topluluğunun hangi belgelerde geçtiğine bakmakta fayda var ki, evvela “Boyla” unvanını hatırlayalım. Yukarıda da belirttiğimiz üzere evvela Bilge Kagan ve Tunyukuk yazıtlarında karşımıza çıkıyorlar. Sonra bu kelimenin Nagy-szent Miklos’taki bir parçanın üzerinde “Çopan Boyla” şeklinde geçtiği söylenmekle (11) beraber Bulgaristan’ın Preslav şehrinde elde edilen buluntular arasındaki bir yazıda da görüyoruz (12). Suci Kitabesinde ise “Kırkız oğlu men Boyla Kutlug Yargan men” (13), cümlesinde rastlıyoruz. Uygur Mani metinlerinde “Boyla Tarkan” ile “Işbara Boyla” biçiminde yazıldığına da işaret olunuyor. Ayrıca bu sanı eski Türk Bulgar beyleri de kullandığı gibi, özellikle Uygur dönemi tarihi belgelerini incelediğimizde; 661-663 yılları içerisinde bir vakitte öldüğü sanılan İlteber Buyan’dan (Po-jun) sonra Uygur kabilesini idare eden oğlunun da Boyla veya Börü unvanını taşıdığını düşünüyoruz. Ayrıca 720’li senelerin Çince kaynaklarına baktığımızda, ismi Köl Boyla (K’u-li P’ei-lo) şeklinde okunabilecek biçimde yazılan, Uygurların ilk hükümdarını görmekteyiz. Yine 765’ten sonra, Çin’deki iç karışıklıklar sebebiyle bu ülkeye destek için giden kuvvetlerin başındaki şahıslardan birinin sanı Çik Alp (C’hieh) Boyla diye geçer(14). Bu unvan bizim şimdilik bilmediğimiz başka kaynak ve kitabelerde de yer alabilir.
Baga unvanı ise belgelerde Boyla’dan biraz daha fazla anılıyor. Bilge Kagan ve Tunyukuk yazıtlarının haricinde, Ongin Kitabesinde “Kangım Baga Tengriken” (15); Terhin Yazıtında “Bıla Baga Tarkan” ve “Inançu Baga Tarkan” (16); yine Uygur dönemine ait Suci Yazıtında “Kutlug Baga Tarkan” (17); Yenisey (Anaçay) yazıtlarından Kemçik-Cirgak’ta “Baga Ben” (18) ve Kara Bulun II Yazıtında “er atım Baga” (19) şekillerindeki unvanlarda rastlıyoruz. Bu unvan grubunun bir devamı olan Tarkan da kitabelerde sıkça görülür. Bunlardan bazıları ise şunlardır: çok bilinen Köl Tigin, Bilge Kagan ve Tunyukuk yazıtlarını bir kenara tutacak olursak; Ongin Kitabesinde “Işbara Tamgan Tarkan” ve “Işbara Tarkan” (20); Köl İç Çor Yazıtında “Apa Tarkan” (21); Terhin Kitabesinde “Inançu Baga Tarkan”, “Tokuz Yüz Er Başı Ulug Tarkan”, “Bıla Baga Tarkan”, “Bilge Kutlug Tarkan”, “Bilge Tarkan” ve Ongı Tarkan” (22); Sevrey Taşı’nda “Köl Tarkan” (23); Suci Yazıtı’nda “Kutlug Baga Tarkan” (24); Aru Han Kitabesi’nde “Köl Tarkan” (25); Elegeş III Yazıtı’nda “Beg Tarkan Bilge Tirig” (26); Uybat I Yazıtı’nda “Çabış Tun Tarkan” (27) ve Uybat III Yazıtı’nda da “Tarkan Sangun” (28) biçiminde kazınmıştır. Bununla birlikte, umumiyetle araştırmacıların pek çoğu Boyla için sadece bir unvandır der. Boyla unvanı hususunda Clauson meşhur sözlüğünde; Hunlar çağından kalma olabileceğini söylerken, manasına şüpheyle bakmak gerektiğini ve kağana yakın bir rütbe olduğunu vurgular(29).
Bizden evvel bu konuda bir makale kaleme alan Semih Tezcan, sözlüklerdeki buyla kelimesi ile fiilinden yola çıkarak, boga ve develerin burunlarına tutturulan çubuk ve kagnı arabalarının bir aksamı ile ağaçtan yapılma çivi gibi anlamlar üzerinde yoğunlaşıp; buradan göçebe boyların ve ordunun hareketlerini düzenlemekle görevlendirilmiş kişi sanıdır (30), diyor. Ayrıca bu unvanın değişik bir söylenişi herhalde Macarlarda sıkça karşımıza çıkan Yula kelimesidir ki, Macar ve Hazar devlet teşkilatına göre; askeri işlerin dışındaki meselelerle ilgilenen memurdur (31).
Kısmen biz de bu görüşü destekliyoruz. Ama bizim dikkat çekmek istediğimiz bir husus; Dede Korkut Hikayelerindeki “boy boylamak, soy soylamak” deyimidir. Bilindiği gibi meşhur Korkut Ata, umumiyetle her anlattığı destanın sonunda “boy boylar, soy soylar” ve bu da ilim adamlarınca destan düzmek şeklinde algılanmaktadır. Fakat biz bu deyimin altında çok daha derin bir mananın yattığını düşünüyoruz. Dede Korkut, “boy boylar, soy soylar” iken hakkında bilgi sunduğu kabilenin de meşrulaştığını ortaya koymaktadır. Artık bu tarihten itibaren söz konusu sülale, geçmişi tarihi destanlara da dayandırılan, nizamı ve sosyal yapısı bütün bir millet tarafından tasdiklenen siyasi bir kurum hüviyetini de kazanmaktadır. Dolayısıyla araştırmacılar burada “boylamak” fiilinin üzerinde biraz daha fazla durmalıdır.
Dede Korkut sıradan bir kişi değildir. Bütün Oğuz’un, hatta bütün Türk milletinin bilgesidir. Bu açıdan baktığımızda, Türk toplumunun veya Oğuz’un tamamına yön veren, onun sosyal ve siyasi teşkilatlanmasına aracı olan bir şahsiyettir. Biz öyle düşünüyoruz ki, boyla sanıyla boylamak fiili arasında bir ilişki vardır. Bu yüzden boyla unvanını taşıyanın, halkın bütün fertleri tarafından sayılan ve sevilen bir kişi olmasının yanı sıra, bu san da çok yüksek bir mertebe olmalıdır. Elbette ki kagan, katun, yabgu ve şad derecesinde değildir. Bu kişiler, herhalde bir bütünü meydana getiren kabilenin parçaları olan aile ve urugların sayıları ile mevkilerinin belirlenmesinde en önemli görevi üstlenen şahıslardı. Meseleye bu bakımdan yaklaştığımızda, boyla sadece bir ailenin veya boyun idarecisi değil, aileler ve uruglar üzeri bir kişi olmalıdır.
Nitekim Tunyukuk da öyle değil midir?
Baga unvanına gelecek olursak; Rasonyi, Macar kralının adına Hırvatistan’ı idare eden valilerin kullandığını söylerken; Clauson ve Tezcan’ın kurbaga ile kaplumbaga kelimelerindeki ba***a işarette bulunması ilginçtir (32). Ancak biz baga unvanı konusunda da farklı düşünüyoruz. Her şeyden önce baga, boyla sanından sonra geliyor. Bu çok açıktır. Dolayısıyla siyasi, askeri veya sosyal teşkilatta boyla unvanının altındadır.
Kök Türk dönemi belgelerini incelediğimizde üç yazıtta (33) karşımıza bir Altı Bag Bodun diye siyasi birlik çıkıyor ki, biz esasen buradaki “bag” üzerinde duracağız. Tarihi bilgileri hatırlayacak olursak; batıda On Okların başında bulunan Tardu’nun 603 yılında ölümünden sonra, yerine torunu Çor Alp (Ch’u-lo) Yabgu geçmişti. Çor Alp Yabgu batıdaki birçok kabileyi kendine bağlamıştı. Bu arada kendisine karşı bir komplo yapmalarından korktuğu bazı kabile başbuğlarını öldürttü. Bundan dolayı Tölös boylarının önemli bir kısmının ayaklandığını görüyoruz ve isyan eden altı Tölös boyu Altı Bag Bodun’u meydana getirdiler. Bunlar; Uygur, Bayırku, Ediz, Tongra, Bugu ve Apa İsilerdir. Çin kaynaklarında da bunların Kök Türkler aleyhine birleştikleri kayıtlıdır (34). Bu ittifakın 627 senesinde Sır Tarduşlarla beraber Kök Türk Devletine karşı, fırsatını bulup, ayaklandıklarını da biliyoruz. Uygurların başını çektiği bu Altı Bag Bodun’un muharip gücü yüzbin civarındaydı ve 627’de, dünya yaratıldığından beri Türk tarihinde pek görülmemiş ilginç bir olay daha yaşanmıştı. Yazın tam ortasında kar yağmaya başladı. Ürünler mahvoldu, hayvanlar kırıldı. Çin kaynakları bu sırada beş güneş aynı anda doğdu, üç ay birden göründü diyorlar(35). İnsanlar yiyecek bir lokma ekmeğe, bir yudum kımıza muhtaç oldular. İşte böyle bir zamanda onlar isyan etmişlerdi.
Bütün bu menfî olaylar, Kök Türk kabilelerinin birer birer ayrılmalarına sebep oldu. Esasında İllig (İl) Kagan’ın tabisi durumundaki Sır Tarduşların İrkin (Erkin) unvanını taşıyan Inanç’larının yanına giderek ona bağlandılar. Sır Tarduşların Inanç’ı Çin İmparatoru’ndan da aldığı siyasi destekle, Ötüken’in merkezinde otağını kurup, Altı Bag Bodun’u da kendi tarafına çekti. Bu arada tesirleri Togla Nehrinden İrtiş’e kadar uzanan Sır Tarduşlar, ne yazık ki bağımsız harekette bulunmayı akıllarına getirmiyorlardı. Bu onların kendilerine güvenmediklerinin de işaretiydi. Hala Börülülerin manevi nüfuzundan korkuyorlardı. Ayrıca Çin İmparatorluğu boş durmuyor, Kök Türklere karşı harbe hazırlandığı sırada, casusları vasıtasıyla Türk ülkesinin içine düştüğü vaziyet hakkında malûmat topluyordu. İhanetlerin boyutu o derece büyüktü ki, Altı Bag Bodun da Çin’e teslim olmağa geldi (629) (36). İster günümüzün, ister geçmişin sosyal şartları içerisinde değerlendirilsin, böyle bir hareket kesinlikle mazur gösterilemez. Kök Türk tarihi dönemindeki bu olaylar hususunda daha fazla detaya girmek istemiyoruz. Bu konuda ayrıntılı bilgi için “Kök Türk Tarihi” adlı çalışmamıza bakılabilir. Ayrıca İyme I Yazıtı, 6. satırda da “eki baglıg” diye anılan ittifakla karşılaşmaktayız ki, bunun mahiyetinin de araştırılması gerekir.
Altı Bag Bodun’un ismindeki “bag” bize açıkça bir siyasi birliği, yani federasyonu göstermektedir. Türkçedeki karşılığı da, bugün kullandığımız şekliyle bağlamak fiiliyle alakalıdır (37). Dolayısıyla bu terim kaplumbaga veya kurbaga gibi hayvanların ismindeki baga ile ilgili olmaz.
Tarkan ise herhalde başlangıçta sadece askeri bir rütbeydi, ama sonradan siyasi unvan biçiminde de kullanıldı. Şimdilik Tarkan unvanının etimolojisi ve manasını başka bir çalışmamıza bırakmak istiyoruz.
Bütün bunların yanı sıra Tunyukuk’un ayrı, Boyla Baga Tarkan’ın farklı bir şahsiyet olduğunu ileri sürenler varken; bu san vezir Tunyukuk’un bir unvanıdır, diyenler de mevcuttur.
Mesela B. Ögel, Tunyukuk ile Boyla Baga Tarkan iki ayrı kişidir der. Boyla Baga Tarkan’lığın farklı bir görev olduğunu söyleyen M.Mori ise, Tunyukuk’un bu vazifeyi ifa ettiğini vurgular (38).Elbette herkesin görüşüne saygı göstermek gerekir, ama biz de bu konuda M.Mori gibi düşünüyoruz. Bizim kanaatimize göre Tunyukuk Yazıtındaki, “Bilge Tunyukuk Boyla Baga Tarkan birle İl-teriş Kagan boluyın” cümlesindeki, birle (ile) bağlacı akılları karıştırmaktadır.
Sonuç olarak; Bilge Kagan ve Tunyukuk kitabelerinde zikredilen boyla ve baga sanları siyasi teşkilat yapısıyla ilgilidir. Boyla vazifesindeki kişi, doğrudan devletin merkezine bağlı, halkın kabile düzenini sağlayan memurdur. Ama boyla unvanını taşıyan bu şahıs boy başkanı olamaz diye bir kural yoktur. Baga da bunun gibi, birkaç kabilenin birleşmesinden ortaya çıkan siyasi teşkilatın başıdır.
Saadettin GÖMEÇ
Hamiyet Sezer FEYZİOĞLU