1990larda ilk dış gezegen keşfedildiğinden beri astronomlar yıldızlarının yaşanabilir bölgesinde bulunan gezegenleri arama ve yönelme konusunda büyük gelişme kaydetti. Özellikle yaşam için en önemli bileşen yani suyun bulunduğu gezegenleri bulmada ustalaştı…
Kepler Uzay Teleskopu görevi kapsamında keşfedilen dış gezegenler, tüm bilinen dış gezegenlerin 3’de 2’sini oluşturuyor ve bunların % 5 ila % 20’si yıldızlarının yaşanabilir bölgesinde yer alıyor.Tüm bu bolluğa rağmen, gezegenlerin atmosferik özelliklerini tespit etmek çok zor olduğundan çoğu sırrını korumaktaydı… ta ki bugüne kadar.
Montréal Üniversitesi Dış Gezegen Araştırmaları Enstitüsü’nden Prof. Björn Benneke ve doktora öğrencisi Caroline Piaulet ve arkadaşları tarafından yapılan yeni araştırmada K2-18b gezegeninde su buharı ve belki de atmosferinde sıvı su bulutları olabileceği rapor edildi. Bu dış gezegen Dünya’ya göre 9 kat daha büyük ve gezegenin yaşanabilir bölgesinde yaşıyor. M tipi yıldız, Güneşimizden çok daha küçük ve gezegen yıldıza yakın olduğundan, Dünya’yla nerdeyse aynı miktarda enerji alıyor.
K2-18b ve Dünya arasındaki benzerlikler nedeniyle astronomlar, bu dış gezegendeki su döngüsünün yoğunlaşarak bulut oluşturabileceğini, dolayısıyla yağmur olarak yağabileceğini düşünüyorlar. Bu tespite ulaşabilmek için Hubble Teleskopu ile gezegen, yıldızının önünden geçerken tam 8 kez gözlendi.
Montréal Üniversitesi 111 ışık yılı uzaktaki, K2-18 sistemine hiç yabancı değil. 2016’da Prof. Benneke ve ekibi Spitzer Uzay Teleskopu’yla K2-18b’yi onaylamıştı. Sonrasında Montreal ve Toronto Üniversitesi tarafından gezegenin kütlesi ve çapı belirlendi. Bu sonuçlar iREx ekibini daha çok gözlem yapmaya teşvik etti.


Bilim insanları K2-18b’yi saran kalın gaz bulutunun gezegenin yüzeyinde hayatı engellediğine inanıyor. Buna rağmen araştırma, bu gibi düşük kütleli gezegenlerin önceki astronomik cihazlarla incelemenin çok daha zor olduğu gösterildi. Fakat yaşanabilir bölgede ve su için uygun koşulları içeren bu gezegenleri çalışarak, Güneş Sistemi’nin ötesinde yaşam belirtilerini doğrudan saptamaya bir adım daha yaklaşıyoruz.
“Bu çalışma diğer gezegenlerde hayat bulma nihai hedefimize yani yalnız olmadığımızı kanıtlama yolunda atılan en büyük adımı temsil ediyor. Gözlemlerimiz ve iklim modelimiz sayesinde su buharının, tekrardan su olarak yoğunlaşabileceğini gösterdik. Bu bir ilktir,”diyor Prof. Björn Benneke.