Bazen sonsuzluğa düşüyor gibi hissediyorum. Sanki sonsuzluğa düşüyorum ve orada aynı şeyler dönüp duruyor ve hiç bitmiyor. Bazen 1999 yılında hissediyorum. Sanki oraya hapsolmuşum ve ne geriye ne de ileri gidebiliyorum. 31 aralıktan sonra hiç 1 ocak 2000 gelmeyecek gibi hissediyorum. Sonsuzluk mu sonsuz döngü mü karar veremiyorum. Rüyalarıma girdiği oluyordu küçükken. Şöyle ki, satranç tahtası görüyordum. Üstünde de satranç taşları. Ama ne satranç tahtası bitiyor ne taşlar. Çok uzundu. Bu da nedense canımı sıkıyordu. Bir türlü sonunun gelmesi epey sinirlendiriyordu. Sonra biraz eğiliyordu ve taşlar hepsi üstüme üstüme geliyordu taşlar giderek çoğalıyordu ve hepsi de üstüme geliyordu. Bir türlü bana varamıyorlardı ama bitip tükenmek de bilmiyorlardı. Taşlar artarken de birileri bağırıyordu. Çığlık kulağımı tırmalıyordu sinir ediyordu beni resmen psikoloji bozan cinsten işte. Uyanınca da etkisinde kalıyordum. Bir kere değil çok kez gördüm bunu ve her gördüğümde Allahım yine mi bu diyordum kendime. Uzun zaman oldu görmeyeli böyle rüya. Galiba bu sonsuzluğun tanımıydı.

Sonsuz döngü ise başka türlü oluyordu. Dediğim gibi bir yerde hep kalmam ve zamanın geçmemesi. Herhangi bir tarihte kalmam da dahil. Veya herhangi mutlu bir gündeyim o gün bitmiyor. Bu iyi bir şey olabilir elbette rüyada iyiydi. Mutlu ediyor insanı. Nedensiz yere mutlu oluyordum. Tam olarak hatırlamsam da tahminen şöyle bir şeydi;
Yeşillik bir yerdi ama şehir içi. Şehir eskiydi. Güneşli havaydı ama soğuktu. Güneş ışıkları bir tarafa ulaşabilirken diğer taraf gölgeliydi. Gölge olan taraflar soğuk ve rüzgarlıydı. Güneş ışıklarının ulaşabildiği kısım ise nispeten iyiydi yani biraz ılık havası vardı. Ilıman mı deniyor neyse işte.
Rüzgar çimenlerle oynuyor gibiydi yemyeşillerdi hem de. Hem güneşli hem rüzgarlı ve soğuk bir gündü ve inanılmaz mutluluk veriyordu. Nedeni de yoktu. Ve ben bu havayı gerçekte , burada , bu şehirde gördüm kaç kez. Fakat o kadar mutlu olamadım. Hayır ya da mutlu oldum ama aynı zamanda bir o kadar da üzüldüm. Üzüldüm, çünkü, rüyadaki kadar mutluluk vermiyordu ve ne kadar öyle olsa da tıpatıp öyle bir gün değildi. Beklenti ve kırgınlık döngüsü yüzünden biraz mutsuz oldum. Fakat bilemezsiniz ki bu hüzün bile bana bir yandan mutluluk veriyordu. İşte böyle garip bir şey biliyorum !

Daha fazla anlatamayacağım galiba çünkü sonsuz döngüyü anlatmam için birkaç yazı daha lazım.

Daha anlatamadığım çok şey var, yazabilirsem yazacağım.