Resûlullah şöyle buyurmuştur:

“Muhakkak ki şeytanın ve meleğin insanoğlunun kalbi üzerinde yönlendirici tesiri vardır. Şeytanın tesiri kötülüğe sevketmeye ve hakkı yalanlamaya, meleğin tesiri ise hayra doğru ve hakkı tasdik etmeye yöneliktir. Meleğe ait tesiri gönlünde hisseden kimse bunu Allah’tan bilsin ve Allah’a hamd etsin. Kendisini kötülük tarafına çekmeye çalışan bir tesir hisseden kimse de kovulmuş şeytanın şerrinden Cenâb-ı Hakk’a sığınsın.”

Sonra Resûlullah şu âyet-i kerimeyi okumuştur:
“Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size çirkinlikleri telkin eder.” (Bakara, 268) (Tirmizî, Tefsîr, 2/2988)
Allah Resûlü şöyle îkâz buyurur:

“Şeytan, namazda iken birinize gelir ve: «şunu hatırla, bunu hatırla» der, namazdan ayrılıp gidinceye kadar buna devam eder. Neticede kişi (namazdan sonra yapılması tavsiye edilen) tesbîhâtı bile terk eder. Kişi yatağına girince de şeytan ona gelir, (tavsiye edilen zikirleri yapmadan) uyutmaya çalışır ve uyutur da!” (Tirmizî, Deavât, 25/3410; Ebû Dâvûd, Edeb 99-100/5065; Nesâî, Sehv, 90)

Yine Efendimiz şu mühim noktaya dikkatlerimizi çeker:
“İblis tahtını suyun/denizin üzerine kurar, orayı merkez edinir. Sonra askerlerini dünyanın her tarafına salar. Ona en yakın ve en sevimli asker, en büyük fitneyi koparandır. Askerlerinden biri gelip:
«–Bugün ben şöyle şöyle yaptım!» der. İblis:
«–Hiç bir şey yapmamışsın!» karşılığını verir. Bir diğeri gelir:
«–Ben birinin yakasına yapıştım ve hanımıyla arasını açıncaya kadar peşini bırakmadım» der. Bunun üzerine İblis onu kendine yaklaştırır, kucaklayıp boynuna sarılır ve:
«–Sen ne iyisin, ne güzelsin!» der.” (Müslim, Münâfıkîn, 67)
Kur’ân-ı Kerîm cin ve insan şeytanlarının vesvese ve tuzaklarından Allah’a sığınmayı tavsiye etmektedir.