Fabrikaları sadece içinde üretim yapılan, sabah girilip akşam çıkılan 'üretim makineleri' olarak görmektense fabrikalarda çalışanlara onları mutlu edecek bir yaşam olanı oluşturma fikri Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün Cumhuriyet'in ilk yıllarında bizzat tasarladığı projelerden biriydi.

Mustafa Kemal Türkiye'yi müreffeh bir toplum olarak yeniden tasarlarken üretim tesislerinin de bir güncellemeye ihtiyacı olduğunu düşünüyordu.


Sadece üretim yapılan merkezler değil, mutlu vatandaşlar için 'kampüs' mantığında yapılar oluşturulmalıydı. Çalışanlar sadece işlerini yürütmek, ekmek paralarını kazanmak için değil, sosyalleşme amacıyla da oradaki saatlerini değerlendirebilmeliydi.
Bugünün işveren odaklı sisteminde tam bir ütopya değil mi? Aslında o zamanlar da ütopikti, yine de uygulandı.

Bu fabrikaların ilki için Nazilli seçildi. Belki de 1930'da Mustafa Kemal Nazilli'yi ilk ziyaret edişinde tasarlamaya başlamıştı bu projeyi.

“Sosyal Fabrika Projesi’nin” ilk uygulaması olarak çalışmalara başlandı. Mustafa Kemal'in kafasındaki fabrika araştırma geliştirme çalışmalarının yapıldığı bir nevi teknolojik laboratuvar, sanat ve sporun yaşadığı bir kültür alanı, çeşitli eğitimlerin olduğu yaşayan bir okuldu.
Çalışanların hepsi yüksek standartlarla bu yaşam alanında bulunmalıydı, bu hedefler özelinde tasarlanan Nazilli Basma Fabrikası kağıt üzerinde, uygulanmaya hazırdı.

1. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın ilk kıymetli eseri olan fabrika inşaatı büyük heyecanla başladı...





Dönem şartlarına göre kısa sürede yükselen inşaat 25 Ağustos 1935’te temellerin atılmasıyla başlamış ve 9 Ekim 1937’de tamamlanmıştı. Bölgenin modern yanı olarak hazır olan fabrika artık işlemeye başlayacaktı.

Bizzat Mustafa Kemal'in yaptığı resmi açılış bölge halkının büyük desteğiyle yapıldı.


Her gün ortalama 2400 kişinin çalışacağı, 800 otomatik tezgahtan oluşan fabrika 2.500.000 kilo iplik işlemesi ve 20 milyon metre basma imal hedefiyle çalışmaya başladı.
Peki fabrikanın sosyal tesisleri ne durumdaydı?

Daha önce eşi benzeri olmayan, fabrikanın organize ettiği balolar, dans gecelerine halkın çok büyük ilgisi vardı.


Sosyal tesislerde kadınlara Cumhuriyet öncesi tanımlanan o çekingen kodlar kırılmış, özgür bir ortam yaratılmıştı.
700 kişilik sinema salonu nüfusun 12.000 olduğu kentin ihtiyacını karşılamak için düşünülmüştü.



Program da şöyleydi: Ayda iki kez memurlara, iki kez işçilere ve iki defa da ustalara olmak üzere haftada toplam altı seans film gösterimi gerçekleşiyordu.

Bu sahne sadece sinema filmleri için mi kullanılmıştı? Tabii ki hayır.

Ayrıca sahnede tiyatro temsilleri de yapıldı. Hem fabrika işçilerinin kurduğu tiyatro kulübü hem de dışarıdan gelen kumpanyalarla meşhur oyunlar sahnelenmişti.
Sinema, tiyatronun yanında müzik de ihmal edilmemişti. Fabrikanın hem gerekli eğitimleri, uyarıları hem de müzik yayını yapması için bir radyosu vardı.
Sadece müziğin yayılması değil, üretilmesi de fabrika çalışanlarının isteğiyle gerçekleşiyordu: Fabrika Müzik Grubu!

Anadolu'ya Beethoven dinletmeyi kendilerine amaç edinen grup Nazilli, Aydın ve Denizli'de konserler vererek çok sesli müziğin Anadolu'daki temsilcisi haline gelmişti.
Bugün çoğu konservatuarda bile olmayan, yüksek standartlarda bir piyanosu vardı bu fabrikanın.
Fabrikanın tam teşekküllü hastanesi bugün bile bazı ilçelerde ihtiyaç hissedilen cinsten.

İşçi sağlığını korumak için kurulan 40 yataklı hastanede bir eczane ve bir de araştırma laboratuvarı vardı. Sadece çalışanlar için hizmet vermiyordu bu hastane, Nazilli'de kabus olarak halkın canını sıkan sıtma hastalığını tüm bölgeyi gezen fabrika doktorları sonlandırmıştı.

Fabrikanın resmi takımı olan lacivert-beyaz renkli Sümerspor kadrosu futbol, basketbol, atletizm, voleybol gibi branşlarda faaliyet göstermiştir.


Spor tesisi bakımından da dünya standartlarını yakalayan Sümerspor futbol sahası Türkiye'nin ilk alttan ısıtmalı futbol sahalarından biri olarak tarihe geçmişti.
İşçi çocukları için kreş, yiyecek ihtiyacını karşılamak için bir fırın, merkezden fabrikaya düzenli servis yapan bir tren...
Dünyanın önde gelen futbol takımlarının bile imreneceği bir teknoloji!

Kendi elektriğini, dönem dönem Nazilli'nin ihtiyacı olan elektriği bünyesindeki santralle üreten bir fabrikadan bahsediyoruz, peki bu fabrika bugün neden işlemez durumda? Asıl soru bu.


Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün hayat verdiği proje o yaşamını yitirdikten sonra bir kenara itilmiş, günümüze gelene dek de hak ettiği ilgiyi görmemişti. Müze olarak kullanılacak, tüm dünyaya örnek olacak ve rivayete göre Hugo Chavez tarafından Atatürk Modeli olarak yeniden kullanılan bu fabrika projesi sanki bir binalar yığınıymış gibi unutulup gitti, daha doğrusu unuttuk.