O Koç gibi kadınlar olmasaydı…


Bugün ”Dünya Emekçi Kadınlar Günü”. Peki bu isim nereden geliyor, neden kadınlara böyle bir gün atfedilmiş biliyor musunuz? İşte bunun yanıtı...


Tüm dünya “Emekçi Kadınlar Günü”. Peki bu isim nereden geliyor, neden kadınlara böyle bir gün atfedilmiş biliyor musunuz ? Gelin size hem bu gün nereden geliyor bundan bahsedeyim hem de bugünün kutlanmasına neden olan olayın astrolojik göstergelerinin ne olduğuna bakalım…



Tekstil fabrikasında meydana gelen bu olayın astrolojik göstergeleri nelerdi? Nasıl tüm dünyayı etkileyen bir sembolizme dönüştü? Aşağıda olayın meydana gelme anının astrolojik haritasını görüyorsunuz. Burada ilk göze çarpan Mars, Jüpiter ve Kuzey Ay Düğümü (Karmik nokta) KOÇ burcunda birlikte olması. Koç burcu astrolojide öncü, harekete geçen, tepki gösteren, aksiyon alan, gücünü ortaya koyan, atak, özgüveni yüksek, girişimci olmayı sembolize eder. İşte bu sembolizm o dönemli kadınlarımızın duruşunu tavrını anlatmak. Mars ise yangınlar, ateşli silahlar, güç kullanma, zorbalık, kavga, agresyon, savaş gibi konularla sembolize edilir. Jüpiter ise astrolojinin büyütecidir. Her türlü konuyu ve olayı iyi veya kötü büyütür ve genişletir. Kuzey Ay düğümü ise astrolojinin karmik noktalarından biridir. Keskin dönemeçleri, yaşamda ulaşılması gereken temaları, geliştirilmesi gereken yeteneklere işaret eder. Her hangi bir astrolojik olay Kuzey veya Güney Ay Düğümü’nü tetikler ise önemli toplumsal bir dinamik gözler önüne serilir.
Kadınlar ise astrolojide Venüs ile sembolize edilir ve olay anında Venüs 4 derece BOĞA burcunda yer almaktadır ve aynı derecede Plüton gezegeni bulunmakta. Plüton ise değişim, dönüşüm, ölüm demektir. Boğa burcunda olması, sembolik olarak bu olayın bir tekstil fabrikasında meydana gelişine işaret etmekte. Aslında şu aşamaya kadar bile, gökyüzünün ne kadar eksiksiz ve kusursuz çalıştığını gösteren önemli göstergeler var. Çıkan yangın, polisin güç kullanması, ölen kadınlar. Fakat tüm dünyada kutlanan çok önemli bir sembolizme dönüşmesi için de daha güçlü dinamiklerin olması gerektiğini biliyorum astrolojik olarak. Bu yüzden daha geniş bir açıdan bakabilmek için 1857 yılında meydana gelen “Güneş ve Ay Tutulmalarının” listesini çıkarttım. Elbette ortaya çıkan tablo beni pek de şaşırtmadı. Aynı ay içinde KOÇ burcunda bir Güneş Tutulması meydana gelmiş. İşin içinde Jüpiter ve Mars'ın da rol aldığı. Tutulmalar hayatlarımızdaki çok önemli bir dinamikleri harekete geçiren astronomik ve astrolojik olaylardır. Bir şeyleri çok daha görünür ve çok daha güçlü bir şekilde ortaya koyarlar, kaçışı yoktur. Tutulma zamanları meydana gelen olaylar tarihe iz bırakırlar.

Koç burcundaki Güneş Tutulması özgürleşmeyi, haklı bir mücadeleyi, hak edileni almak için yapılan grevi, cesaretle adım atmayı, harekete geçebilmeyi ve aksiyon yaratabilmeyi gösterir. Burada kadınların harekete geçip, grev yapıp daha insanca, daha adil bir çalışma düzeninde yaşamak için verdikleri mücadelenin nasıl dünyaca kutlanan bir sembolizme dönüştüğünü göstermekte bizlere. Olayın meydana geldiği gün bir diğer karmik gösterge olan olan Güney Ay Düğümü ile DİADEM sabit yıldızı birlikte. Bu yıldız kurban olmakla, kurban edilmek ile ilgilidir. Her ne kadar bazı kaynaklar bu yıldızı sadece aşk konularındaki bir kurban olduğunu ifade etse de, ben bu yıldızın gerçek anlamda insanı çaresiz bırakarak, zorla kurban edilmesini sembolize ettiğini bir çok deneyim ve danışmanlık sonucu gördüm. Bu olayda da fabrikada kadınların içeri kilitlenmesi ve çıkan yangında dışarı çıkamaması sonucu 129 kadının can vermesini göstermekte. İstemese de yanarak kurban olan kadınlar.
8 Mart Dünya Emekçi Kadinlar günü kutlu olsun… Olsun da kimin kutlu olsun bir oturup düşünmek lazım asıl şimdi. İsminden de anlaşıldığı üzere “Emekçi” kadınların günü bugün. Kapitalist sistemin dayatması ile sevgilisi hediye almadı, lüks restaurantlara yemeğe götürmedi diye trip yapanın, yaşamdaki tek gayesi sadece ama sadece zengin koca almak, tikitoş mekanlarda yaptıkları tek muhabbet, botoks, güzelleşme, haftanın hangi günü hangi partnerle görüşsem hesabi yapanın, çocuk yaşta evlendirilenleri sadece izleyenlerin, meydana gelen taciz ve tecavüz olaylarında sessiz kalanların mı yoksa evine ekmek götürebilmek, daha insanca daha onurlu bir düzende çalışmak için çaba sarf eden ve her türlü mobinge maruz kalan, hakkını savunan, sesini çıkartan, üreten bir katma değer sağlayan, hem çalışan hem çocuğuna bakan, hem evini idare eden hem kocayı mutlu eden, her türlü politik, dini, siyasi, ekonomik ve sosyal baskıya rağmen kadın olmanın haklı mücadelesi içinde olanın mı oturup bir düşünmek lazım!

1857 yılında o KOÇ gibi kadınlar olmasaydı, (kendine güvenen, elini taşın altına koyan, cesaretli, gözü pek, yaşamda kalma savaşı veren) şu an böyle bir günü kutluyor olamazdık. Bu yüzden orada haklı bir mücadele için can veren kadınları saygıyla anıyorum…
Bir de kucuk not; Özgecan ve nicelerini de unutmayalım… Özellikle TÜrkiye’de kadın olmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum… Daha özgür, daha aydın, daha çağdaş, daha güçlü kadınların olduğu bir Türkiye’ye bir gün uyanmak dileğiyle.