Yeni mesajlar Yeni konular En çok cevaplanan En görüntülenen konu En çok begenilen

En çok mesaj
Kullanıcı
Mesaj
sdC
24,108
TEO
20,703
aSk
19,734
19,269
Eqe
18,252
14,649
11,256
10,990
10,968

Ametist Taşı Sarhoşluğu Yok Eder Mi?

VLaD

Her İnsan Kendisinin Tanrısıdır...
Yönetici
Süper Admin
Katılım
20 Haz 2015
Mesajlar
8,762
Tepkime puanı
6,406
Puanları
1,905
Mesleğin
Kalite Kontrol
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
33
Burc
Aslan
Memleket
09 Aydın
Nerden:
09 Aydın
İlgi Alanı:
Gizemli İlimler
Artemis, Dionysus, and the legend of the Amethyst crystal. - SIMPLIIK

Ametist Efsanesi (Tanrıça Diana’nın Mucizesi)
Rivayete göre Antik Yunan’da şarap Tanrı’sı olan Dionysos, bir ölümlünün kendisine hakaret etmesine sinirlenir ve karşısına çıkacak ilk ölümlüden bunun intikamını alacaktır. İntikam almak için de kendisine kaplanlar yaratır ve karşısına çıkacak olan ölümlüyü bu kaplanlara yem edecektir. Tam da o sırada güzeller güzeli Ametist Tanrıça Diana’ya dua etmeye giderken kaplanlarla karşılaşır. Tanrıça Diana, Ametist’i acı çekmemesi için saf kristal kuvarstan bir heykele dönüştürerek onu korur. Bu harika heykeli gören Dionysos, öfkesinin masum bir ölümlüye verdiği zararı görünce şaraptan gözyaşları döker. Dionysos’un döktüğü bu şaraptan gözyaşları, saf kristal kuvarsa dönüşmüş Ametist’in üzerine dökülür ve kuvarsı mora dönüştürür. Böylece ametist taşı oluşmuş olur.
Ametist Taşı Sarhoşluğu Yok Eder Mi?
Kıymetli taşların nasıl oluştuğunu, fiziksel ve kimyasal özelliklerini araştıran gemoloji biliminin Türkiye'deki tek akademisyen uzmanı Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Meslek Yüksekokulu Kuyumculuk ve Takı Tasarım Programı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Hatipoğlu, süs taşlarıyla ilgili ➦açıklamalarda bulundu.
Süs taşlarının tarihin ilk dönemlerinden bu yana takı malzemesi olmasının yanında çeşitli anlamlar yüklenerek fayda aranan taşlar olarak dikkati çektiğini, bilim ve teknolojideki değişime rağmen bu inançların kaybolmadığını belirten Hatipoğlu, bu taşlara yüklenen anlamları bilimsel süzgeçten geçirmek üzere çalışmalar yaptıklarını ifade etti.
Bazı süs taşlarının şifa kaynağı olarak görüldüğüne sıklıkla şahit olduğunu, taşların belli özellikleri itibarıyla sağlığa yararlarının olabileceğini ancak bunun tıbbın bir alternatifi olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Hatipoğlu, "Hiçbir taş bir ilacın eş değeri olamaz. Süs taşlarının insan üzerinde sadece psikoterapik bir etkisi olabilir. Fizyolojik bir rahatsızlığın taşlarla tedavi edildiğine ilişkin bilimsel bir bulgu yoktur. Bugüne kadar (ben ilaç kullanmadım, süs taşını tuttum, iyileştim) diyen olmadı. Psikoterapik etkinin suiistimal edilmemesi gerekiyor" dedi.
Türkiye'nin tek gemoloji laboratuvarına sahip olduklarını, laboratuvarda bulunan konfokal mikro-raman cihazı sayesinde taşların moleküler düzeyde yapılarını inceleyebildiklerini anlatan Hatipoğlu, Türkiye'de de çıkarılan ve sıklıkla kullanılan bazı süs taşlarına yönelik değerlendirmelerde bulundu.
Parawissenschaften: Skeptiker halten Esoterik für teuren ...

Kristallerin elektrik gizemi
Eskişehir Sarıcakaya bölgesinden çıkarılan Mavi Kalsedon'un kimyasal özelliği nedeniyle içerisine konan asitik malzemelerin sıcaklığını muhafaza ettiğini, bu nedenle Roma döneminde içecek kabı olarak kullanıldığını anlatan Doç. Dr. Hatipoğlu, taşın tarihten bu yana nazara iyi geldiği inancıyla kullanıldığını da kaydetti.
Hatipoğlu, şöyle konuştu:
"Bu kristallerin piyezo elektrik yani elektrik akımını düzenli titreşimlere dönüştürme özelliği vardır. Örneğin bu kristaller arasında mavi kalsedona göre daha etkili olan kuvars kristaline akım verildiğinde taşın içinde sabit düzenli rezonans oluşur ve akım kesilmezse bu titreşimler 3 bin yılda 1 saniye şaşar. Kullandığımız kuartz saatlerde bu kristalden kesilme plakalar kullanılmaktadır.
İnsanda da statik elektrik vardır. Beynimizdeki tüm komutlar, elektrik gücüyle vücuda dağılır. Bu kristaller, piyezo elektrik özelliğinin verdiği etkiyle insandan insana geçebilen ve halk arasında nazar da denilen biyoenerjiye karşı koruma sağlayabiliyor. Ancak bunun için taşı kullanacak kişinin elektriğiyle taştaki elektriğin moleküler olarak terbiye edilmesi, paralel hale getirilmesi gerekiyor. Bu işlem de ancak bir gemoloji laboratuvarında, taşa verilecek çok yüksek lazer ışınıyla mümkün olabiliyor. İşlem sonrası o taşı bedeninde saklayan kişi, vücut elektriği için bir nevi sigorta edinmiş oluyor. İşlem görmemiş bir taşın vücut elektriğine bir etkisi olmaz."
Ametiste dikkat
Doç. Dr. Hatipoğlu, sıklıkla kullanılan bir süs taşı olan ametistin ise çeşitli faydalarının olduğu bilinmesine rağmen yanlış kullanım nedeniyle çoğunlukla yarar yerine zarar verdiğini söyledi.
Yunanca'da "sarhoşluğa iyi gelen" ametistin, alkol sarhoşluğu değil bedensel sarhoşluğu tedavi edici özelliğinin bilindiğini anlatan Hatipoğlu, "Vücudumuz belli dönemlerde adrenaline benzeyen bir enzim salgılar. Bu enzim, beyinden kaslara emir komutlarını ileten elektrik dağılımını bozar. Bu durumda bir fizyolojik rahatsızlık olmaksınız halsizlik, huysuzluk ve olumsuzluk durumu hissedilir. Bu durumda eğer doğal bir ametist kristalini vücuda kısa bir süre değdirirseniz salgılanan enzimi durdurur. Tarih boyunca bu şekilde bir kullanımı vardır. Ülkemizde de ametist kristali, Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde çıkarılır. Ancak talebe yanıt verilememesi nedeniyle Brezilya-Uruguay sınırındaki madenlerden çıkarılan taşlar ithal edilir. Ancak ithal edilen bu taşlardan bazıları laboratuvar ortamında renklendirilir. Bu taşa mor rengini veren gama radyasyonudur. Kristalin albenisinin artırılması için laboratuvarda taşa gama radyasyonu verilir. Bu insan için çok tehlikelidir. Bu ametisleri uzun süre elemizde tutmak içindeki gama radyasyonunun insana geçmesine neden olabilir. İthal kristallere göre daha küçük ve açık renkli olan yerli taşlarda böyle bir risk yoktur.
Ametist taşının televizyon, bilgisayar, cep telefonu gibi cihazlardan insan vücuduna geçen gama ışınını emebilecek bir kristal olduğunu, gün boyu maruz kalınan gama ışınının gece ametist taşı kullanılarak yapılmış bir yatakta uyuyarak atılabileceğini kaydeden Murat Hatipoğlu, "Burada dikkat edilmesi gereken nokta ancak ve ancak laboratuvar ortamında beyazlatılmış ametist kristali, gama ışınını emebilir. Mor renkli bir kristal zaten gama yönünden doymuş demektir ve bu ışını emmek yerine yayabilir. Bu taşı yakınınızda uzun süre tutmak zararlıdır. Yine yatak kumaşına yapılan uygulamalarda da ametistin toz olarak kullanılmaması gerekir. Çünkü toz parçaları akciğere yapışarak silikozis hastalığına neden olabilir" diye konuştu.
Türkiye'de, bu konularda büyük bir bilgi açığının bulunduğunu, kulaktan duyma bilgilerin gerçekmiş gibi iletildiğini, özellikle internet üzerinde yanlış yönlendirmeler bulunduğunu ifade eden Hatipoğlu, bu konularda yazan insanların sorumluluk duygusuyla hareket etmesi gerektiğini, konuyla ilgili bilgi isteyen herkese okul olarak destek olmaya hazır olduklarını sözlerine ekledi.
Memurlar.Net - Metropolden bomba anket!

Anketler ne diyor?
Öğrenim seviyesi yüksek olan denekler arasında bile modern tıp dışında bir tedavi yöntemini alternatif olarak düşünmek yaygındır. Buna karşın, taşlardan şifa aramak; çok az oranda deneyimlenmiştir. Taşlardan şifa aramak; göz ardı edilmeyecek bir oranda bilimsel bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, yüzde doksanın üzerinde bir oranla medyanın etkisi ile gündem olduğu düşünülmektedir. Dini inançların, aileden gelen alışkanlıkların ve kulaktan dolma bilgilerin insanları taşlardan şifa bulmaya ittiği söylenebilir. Katılımcılar arasında en çok bilinen şifalı taş ametist; çoğunlukla ruhsal dinginlik vermesi ile ön plana çıkmaktadır. Şifalı olduğu söylenen taşların çoğunlukla sıra dışı renklerinden ötürü takı ve süs eşyası olarak kullanıldığı ifade edilebilir. Bir kaç ilgili denek dışında şifalı taşlar hakkında çok az şey bilinmektedir. Çoğu bilgi ise bilimsel temele dayanmayan kulaktan dolma bilgilerden oluşmaktadır. Şifalı taşlar ile ilgili olumsuz bir söylem ile karşılaşılmamıştır. İnsanlar arasında kavram olarak “Plasebo Etkisi” çok az bilinmektedir. Ancak anlaşılabilir bir şekilde ifade edildiğinde taşlardan şifa aramak eyleminin çok yüksek oranda bu etki ile ilişkilendirildiği görülmektedir. Sonuç olarak, beklenti, çaresizlik ve çaresizliğe dayalı ümit etmek taşlardan şifa aramanın önde gelen nedenlerinden olduğu ifade edilebilir.
Plasebo etkisi
Piyasadaki taşların çoğunun taklit olması bu taşlardan beklenen şifanın psikolojik kökenli olduğu gerçeğini önümüze ➦sermektedir.Şifalı taşların insan sağlığına zararlı olduğuna dair bir bilimsel kanıt yoktur. Buna karşın bu taşların insan sağlığı üzerinde olumlu bir etkileri olduğuna dair de bilimsel kanıtlar yoktur. Ancak, doğal taşların iyi geleceğine yönelik beklenti plasebo tedavilerinin çalışma alanı içinde olduğu söylenebilir. ➦Plasebo; olumlu veya olumsuz etkisi olmayan nesne veya uygulamaların insanın bendeni içindeki kendi-kendini iyileştirme potansiyelini harekete geçiren etmenler olarak değerlendirilebilir. Plasebo; Latince kökenli bir kelime olup“hoşnut etmek”anlamına gelir. Plasebo etkisi;farmakolojik olarak etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma halidir. Aslında plasebonun fiziksel anlamda tedaviye yönelik bir gücü yoktur. Tedavi gücünü tamamen hastanın verilen ilacın işe yarayacak ilaç olduğunu düşünmesinden alır. Plasebo, tıbbın bilimsel olarak açıklayamadığı bir yöne; insanlarınistemeleri halinde kendi kendilerini iyileştirme gücüne yöneliktir .
Son birkaç on yılda, şifalı olarak bilinen taşlar yapay olarak üretilip doğal olanların aksine çok düşük fiyatla piyasaya sürülmeye devam etmektedir. Bu ticari pazara alt yapı oluşturmak amacıyla bilimsel temeli olmayan birçok kitap, materyal ve uygulama bilinçsizce insanların kullanımına sunulmaktadır. Şifalı taşların insanlar üzerindeki olumlu etkilerinin kanıtlandığı nicel bilimsel çalışmalar yoktur. Nitel çalışmaların sayısı ise çok azdır. Bu alandaki bilimsel çalışmaların eksikliği bilim dışı çalışmalar ve bilimsel yetkinlikte olmayan kişilerce işgal edilmektedir. Plasebo etkisi; tesirsiz bir ilacın, nesnenin veya uygulamanın telkine dayalı olumlu bir etki ortaya çıkarma durumudur.
Sonuç olarak artık fantezi filmlerine konu olabilecek sihirli aynalardan,Harry Potter`in sihirli çubuğundan veya cadıların geleceği gördüğü sihirli küreler veya onları uçuran süpürgelerden pek farkı yoktur.Prof. Gregor Markl`ın söylediği gibi bu tür inançları olan insanların cebini sömürmeye sektöre dönüşştür.
 

First panel title

First panel content

Second panel title

Second panel content
Üst