Yeni mesajlar Yeni konular En çok cevaplanan En görüntülenen konu En çok begenilen

En çok mesaj
Kullanıcı
Mesaj
aSk
19,716
TEO
18,911
Eqe
18,281
11,378
10,928
10,898
10,647
10,539
8,646

Balık türleri avlama şekillleri

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
ZARGANA BALIĞI






AV DÖNEMİ : Zargana avı 1 Nisan-1 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir.



TUTULABİLECEK YERLER : Su yüzünde yemlenir. Sardalye, kolyoz,aterina ve hamsi gibi balıklarla beslenir. Saldırgan bir yapıya sahip olduğu için gücünün yettiği her balığa saldırmaktan çekinmez. Aynı zamanda her türlü balığa saldırmaktan çekinmez. Aynı zamanda da hemen hemen her türlü balığın avlanılmasında yem olarak kullanılır. Sahile yakın bölgelerde devriye gezer, tatlı suların denize döküldüğü yerleri çok sever 1.5 metre boyuna kadar büyüyebilir. Sırtı çekerek yapma yemlerle avlanabildiği gibi tabii yemlerle gezici olta takımları ile kamışlı takımlarla sahilden atıp çekme şeklinde de avı yapılır. Kullanılan misina ince ve çekeri fazla kaliteli misina olmalıdır.

KULLANILABİLECEK YEMLER : Zargana yakalamak için hem sahte yem hem de balık eti kullanabilirsiniz.Sahte yemlerin başında balık malzemecilerinde satılmakta olan ipek gelmektedir.Ama ipek daha çok teknede verim sağlayacağından kıyı alanlarda avcılık için en güzel seçim balık eti olacaktır.Daha dayanıklı olduğu için istavrit eti kullanabilirsiniz.İnanması zor olsa da zargana avını yapmak için size 1 adet istavrit yetecektir.

KULLANILABİLECEK OLTA TAKIMI : Zargana için kullanılacak sahte yem ile balık eti yem takımı aynıdır.Takımın su üstünden gelmesi gerektiği düşünülürse kamışınızın klipsine takacağınız bir zargana topu ve 2 kulaç misina bu takım için yeterlidir.Geriye yem seçimi kaldığında ise yapılacak uygulama biraz farklıdır.Sahte yem kullanacaksanız bu durumda tek bir iğne ile silikonunuzu bedene bağlayabilirsiniz.Kaşık ise kendisi 3 iğneli olduğu için ayrıca iğneye ihtiyacınız olmayacaktır.Kıyıdan zargana yakalamak için ipek kullanacaksanız ipeğe de iğne takmanıza gerek yoktur.İpek rengi sarı olursa av daha verimli olur.
Yem için hazırlanacak takım ise 1 cm ara ile bağlanmış 3 ardışık iğne ile tamamlanır.Bu takıma bağlanacak yem ise daha mukavemetli olduğu için istavritten seçilirse uzun ömürlü olacaktır.İstavrti önce tek taraflı fleto yapılır, sonra kuyruk kısmından itibaren yukarı doğu 5 mm kalınlıkta kesilir.Bu çıkacak parçanın uzunluğu en az 7 cm olmalıdır, bu yüzden yem olarak kullanacağınız balığın büyüklüğünü iyi seçemelisiniz.Daha küçük olursa yemin suda aksiyonu bozulacaktır.
Çıkardığınız şerit yemi bedene bağladığınız ilk iğneden başlayarak oltanıza takın.Yemi ilk taktığınız iğnede bir tur attırın ve bir tur helezon olmasını sağlayın.Bu sayede yeminiz suda dönecek ve balığın ilgisini çekerek onu kendisine çağıracaktır.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
MERCAN BALIĞI




AV DÖNEMİ : Mercanın üreme dönemi bahar aylarıyla ağustos arasıdır. Av dönemide bunu takip ederek Ekim, Kasım aylarıdır.

TUTULABİLECEK YERLER : Sıcak ve ılıman denizlerin en ünlü balıklarındandır. Denizlerimizde Karagözle beraber büyük bir aile oluşturur. Marmara, Ege ve Akdenizde yaygındır. Mercan genellikle taşlık,kayalık bölgelerde ve civarlarında yaşar. Bu yerleri denize dik olan kıyı hizalar ada etrafları gibi yerlerde arayabiliriz Avlanmak için durduğumuz zaman kurşunu dibe vurdurmak suretiyle dibin kumluk mu taşlık mı olduğunu anlayabiliriz.

KULLANILABİLECEK YEMLER : Mercanın en iyi yemi taze sardalyedir Taze hamsi, sülünez, mamun, teke, kurt,karides, dilimlenmiş kalamar, sübye ve kolyoz istavrit gibi beyaz balıkların filetoları da yem olarak kullanılabilir.

AV ZAMANI : Mercan balığı genel olarak balığın olduğu yerlerde bulunduğu için bu balığa belli bir zaman biçmenin yanlış olacağını düşünüyorum. Lakin deniz balığı olduğu için genel olarak akşam üstü ve sabah seherinde avlanılır.

KULLANILABİLECEK OLTA TAKIMI VE HAZIRLANIŞI : Mercan oltası 0.35 misinadan, üç köstek artı bir hırsız, dört köstekli olmalıdır, ben hırsız olta bağlamaya müsait iki tarafı delik 75 gr kurşun kullanmaktayım, mercan dip balığı olduğu için benim tercihim takımın 50 cm de sınırlandırılmasıdır, bir köstek kurşunun boyunu geçmeyecek kadar yaklaşık 7-8 cm alt delikte bir köstek yine kurşunun boyunu geçmeyecek kadar üst delikte, 15 cm kadar üste bir köstek uzunluğu 10 cm civarı, onunda 15 cm üzerine dördüncü köstek uzunluğu 10 cm civarı, onun 25 cm kadar üstüne de kopcali bir fırdöndü, fırdöndüden sonra 0.40 misina hava sert ise misinanın toplandığında karışmasının azalması veya karışıklıkların daha kolay çözülmesi için 0.45-0.50 misina, mercan dip balığı olduğu için bu benim tercihim,
Kopcali firdondu gerektiginde kalamar rapalasinin takilmasi icin ben ce şart, yukarıya balığı çekerken birden bir ağırlık hissederseniz veya gelen balığın ensesinde diş izi var ise civarda mutlaka kalamar vardır ve hemen bu fırdöndüye bir kalamarrapalası takarak normal mercan avına devam edin. Diğer arkadaşlarım; hırsızdaki birinci kösteği 25cm civarı yapıyorlar ve kurşunda iki köstek değil bir köstek kullanıyorlar, ikinci köstek kurşunun bağlandığı yerde değil de onun 25-30 cm üstüne, uzunluğu 25 cm civarı, üçüncü köstek onun 25-30 cm üstüne uzunluğu 25 cm civarı ve dördüncü köstek için 25-30 cm mesafe ve 25 cm civarı uzunluk, altı kösteğe kadar çıkabilirsiniz. Ayrıca hatırlatmadan geçemeyeceğim, bu işin ustaları sadece bir veya iki köstek kullanıyorlar,
Kupes, izmarit, kırma mercan gibi ince balıkların çok olduğu zamanlarda ikili köstek daha kullanışlıdır, hırsız iğne genelde dipte yatar durduğundan dip balığı tabir ettiğimiz mercan, karagöz ve çipura türü balığı avlamaya yarar, takımınızın köstek ve iğnelerini her av günü yenilemelisiniz, bir iğne 15 balık tuttu ise o körelmeye başlamıştır bile, vuruş alırsınız ama iğne damağa zor geçer, köstekler dönerek gelen hanoz (Hani) ve izmarit gibi balıklar sayesinde gam yapar ve bedene dolanır bunların her av gününde yenilenmesi lazımdır, şimdilerde çıkan flarokarbon ve akıllı misinalar bu dolaşma ve gamı en aza indirmiştir.


 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
LAMPUKA BALIĞI



AV DÖNEMİ : Eylül ayından itibaren av vermeye başlarlar.

TUTULABİLECEK YERLER : Akdeniz’de rastlanan bu harika görünüşlü balığa Ege ve Karadeniz’de rastlanmaz. Ancak araştırmalara göre Süveyş kanalının açılmasından sonra Akdeniz’e geçen Hindistan Balığı ve lampuka gibi balıkların doğu Akdeniz’den Ege denizine doğru yavaş yavaş yayılım gösterdiği saptanmıştır. Bir zaman sonra bu balığa Ege’ de rastlama olasılığı vardır. Ege bölgesi dahil bir çok bölgede tanınmaz. Hatta bir çok balıkçı böyle bir balığın varlığını bile bilmez. Antalya civarı balıkçıları ve olta balıkçılığını bir yaşam tarzı haline getirmiş, amatör balıkçılıkta uzmanlaşmış kişiler lampukayı iyi tanırlar.

KULLANILABİLECEK YEMLER : Kıyılara korkusuzca yaklaşan lampuka balığı , kefal, sardalya, kolyoz, kalamar, izmarit, istavrit ve gözünün kestiği her balıkla beslenir. Canlı kefal ve izmarit en popüler yemidir. 1,5 m. Boya kadar ulaşırlar ve denizin 100m. Derinliğine kadar iner.

KULLANILABİLECEK OLTA TAKIMI :

A-BIRAKMA OLTA İLE LAMPUKA AVI:,

Bedende 0.35-0.40 kaliteli misina kullanılır. Eğer çekeri çok fazla olan daha ince ve daha sağlam misina bulabiliyorsanız bunu kullanmakta fayda vardır. Zira burada şamandıra küçüktür ve yem olarak kullanılan balığın uzun bir kolla dolaşma serbestliği içinde olması gerekir. Kalın misina balığı dibe doğru çeker ve balığın çabuk yorulup ölmesine yol açar. Bu yüzden ince fakat sağlam misina kullanmak doğru seçim olur.

Beden ucuna 3 no fırdöndüden yapılmış kolçak bağlanır. Kolçağa 3 kulaç kol bağlanıp ucuna 2330 DT – 2310 4-5 no iğne bağlanır. Yem canlı olarak takılıp denize salınır. Fırdöndüden makaraya doğru iki kulaç ölçülüp küçük bir şamandıra takılarak 10 kulaç daha salınıp beklenir. Lampuka sürü halinde gezdiği için biri yakalanınca diğerinin de yakalanma şansını bulmak için aynı şekilde hazırlanmış ikinci takımda yedekte bekletilir. Denizdeki oltaya balık yakalandığı zaman hemen yedek takım da denize indirilip atıp çekme işlemine girişilir. Lampuka yakalandıktan sonra kolay kolay yorulmaz, bu yüzden sert darbelere dikkat edilerek, yorulması beklenmeden tekneye alınır.

B-SIRTI İLE LAMPUKA AVI:

Bu takımda da ince fakat güçlü misina kullanmanızda fayda vardır. Yem olarak yapma balık veya plastik balık kullanılır. Beden ucuna bağlanan yapma balıktan makaraya doğru 10 kulaç arayla iki adet1/0 fırdöndü takılarak takım hazırlanır. Takım toplam 25 kulaç salınarak tekne arkasından minimum hızla çekilerek avlanılır. Bırakma takımında yapıldığı gibi ikinci yedek takım hazırda bekletilir. Birinci takıma balık yakalandığı zaman tekne boşa alınmaz, yürümeye devam edilir. Yakalanan balık teknenin 2 kulaç kadar yakınına getirildiği zaman ikinci takım suya bırakılır. Sürüdeki diğer balıklar merakla yakalanan balığın arkasından geldiği için ikinci balık yakalanana kadar birinci takım balıkla birlikte çekmeye devam edilir. Eğer yakalanan ilk balık çok iri ve takımı koparma olasılığı varsa bekletilmeden tekne içine almakta fayda vardır.

Lampuka hemen yer değiştirmez. Eğer süratli hareket edilirse ve hazırda bekletilen sardalya ve kolyoz parçaları ile deniz yemlenirse avın çok bereketli geçmesi olasıdır.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
SARPA BALIĞI


AV DÖNEMİ : Sarpa balığının belli bir yasak dönemi olmamasına rağmen yumurtlama tarihi nisan dahil ağustosa kadar olmaktadır bu bilgiye ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum

TUTULABİLECEK YERLER : Sarpa balığı Ege ve Akdenizde sıkça görülen ve Marmarada az da olsa bulunan bir canlıdır. Genellikle kıyılarda ve kayalık bölgelerde barınırlar kesinlikle kumluk bölgelerde gezmezler, kıyıdan en fazla 50-100 metre kadar açığa giderler ve hep aynı bölgede yaşarlar, kayalık bölgelerde yosun yiyerek beslenirler buyüzden kumluk bölgelere yolları hiç düşmez.

KULLANILABİLECEK YEMLER : Yem olarak bu balığımıza ekmek içi kullanacağız ekmek içini hamur haline getirip top halinde iğnelere gizleyerek takıyoruz, daha fazla ekmek içine ihtiyacınız olursa ekmeğin kabuklarınıda ıslatıp hamur haline getirebilirsiniz.

AV ZAMANI : Bütün deniz balıkları gibi bu balığımızda genel olarak akşam hava kararırken ve sabah hava aydınlanırken beslenmeye çıkar. Balık işi kısmet işi olduğu için öğleyin tutamazsınız diyemem.

KULLANILABİLECEK OLTA TAKIMI :

1) 10 gr. gezer kurşun
2) Ufak boy fırdöndü
3) 0.25 yada 0.30 beyaz misina
4) 8 numara çapraz beyaz ince iğne.

OLTA TAKIMININ HAZIRLANIŞI : Kasnağımızı alıyoruz ve üzerine 50 metre misina sarıyoruz kalınlığı 0.25 den az olmamak ve 0.30 numarayı geçmeyecek şekilde olmalıdır, isteğe bağlı olarak 100 metrede sarılabilir ama gerek yoktur, misinayı sardıktan sonra ucuna ufak bir gezer kurşun koyuyoruz.. kurşunun ağırlığı 10 gram yeterlidir, taktığımız gezer kurşunun önüne ufak bir fırdöndü bağlıyoruz, şimdi geldik takımın en önemli kısmına yani bedene, beden kıbrıs oltasına benzer olacaktır ancak iğne sayısı daha az olucak bedene 6 tane çapraz beyaz ince 8 numara iğne bağlayacağız, iğneleri ister köstekli ister kösteksiz bağlayabilirsiniz ben iki şekildede kullanmaktayım ancak en ideali kösteksizdir, oltamızda kurşun olduğundan dibe batıyor ve köstekli olursa iğneler takılabilir ama kösteksiz yaparsanız bu riski en aza indirmiş olursunuz, benim tavsiyem kösteksizdir. Beden uzunluğu iğneler bağlandıktan sonraki boşta olan kısımla beraber toplam 30 cm dir, beden daha uzun olabilir ancak kısa yapmamaya ***ret gösterin


 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
AKYA BALIĞI

AV DÖNEMİ : Akya (kuzu) balığının üreme dönemi 15 Mayıs'ta başlayıp 31 Ağustos'ta sona erer. Bunu takipen av yasağıda bu dönemde olur. Yasağa uymayarak balık avlayan avcılara 633 TL para cezası verilerek avda kullandığı malzemelerede el konulur.

TUTULABİLECEK YERLER : Akya sadece yurdumuz sularına özgü değildir. Batı hint okyanusu, Atlantik okyanusu, Arap denizi ve Basra körfezinde de rastlanır. Genelde yaşadığı sularda 50 metreye kadar derinleri iri kırmalık taşlık dipleri tercih etse de; yemlenmek için kıyılara sığlıklara sokulur ve yine kırmalık, taşlık dipli akıntı altı kıyılarda sıkça rastlanır. Çoğu zaman denize dökülen nehirlerin deltalarında acı sulara da girerek buradaki yavru balıklarla yemlenir. Kısaca yavru balıkların bolca olduğu taşlık, kıyının denize dikçe indiği, akıntı alan veya sakin koylar, dere eğızları kıyıdan akya avlamaya çalışan meraklılar için uygun yerlerdir. Kıyılarda oturup denizi seyredenler veya balık avlamaya çalışan amatörler zaman zaman küçük balıkların arasına fırtına gibi dalan suları sıçratarak, yavru balıklara saldıran iri balıklar görebilirler. Bu balık eğer barakuda gibi kolayca ayırt edilebilen bir balık değilse genelde akya veya yakın akrabaları yaladerma ya da sarıkuyruktur. Bu saldırılarda sık sık birden çok balığa rastlanır.

KULLANILABİLECEK YEMLER : Akyanın yemi tabii ki akyem sınıfından sayılan balıklardır. Zargana, iri istavrit, iri sardalya, uskumru, kolyoz, kefal, ilarya, sarıkanat, lüfer gibi balıklar canlı veya sürütmede bütün ölü olarak kullanılabilir. Yaprak veya tekgöz kesilmiş yemler de sürütmede kullanılsa da canlı veya bütün ölü yemler kadar başarılı olmazlar. Tabii canlı yemin yerini de hiçbiri tutmaz. Ölü bütün veya canlı kalamar da özellikle Akdeniz'de sürütme de akya için başarılı olan bir yemdir.

AV ZAMANI : Akya balığını akşam üstü ve sabahın seherinde avlamak diğer vakitlere göre daha kolaydır çünkü asıl avlanmaya çıktıkları zaman bu zamandır.

KULLANILABİLECEK AV YÖNTEMİ :

1. Bırakma takım
2. Sürütme
3. Atıp çekme
4. Fly takımı

AV YÖNTEMLERİNİN UYGULANIŞI :

1. Bırakma takım: Yukarıda anlattığımız gibi akya yemlenmek için sığlıklara girerek buradaki yavru balıklara saldırır. Bu alışkanlığı onun kıyıdan bırakma takımlarla kolayca yakalanmasını sağlar. Bunun için rastgele bir koy seçilip eli boş kalınacağına akyanın sık sık yemlendiğinin görüldüğü çok derin olmayan dibi taşlık kırmalık koylar seçilmelidir. Bu başarının yarısıdır. Her koy birbirinin aynı olmaz bu nedenle takım "akıntı alan koylar" ve "sakin koylar" için olmak üzere iki türlü düzenlenir.
Akıntı alan koylarda takım üstteki gibi düzenlenir. Şimdi bunu biraz açalım. Akıntı açıktan kıyıya doğru ise; yaklaşık 3-4 kiloluk bir ayak taşına bağlanan 150'lik misinanın diğer ucuna resimde görülen ilk şamandıra bağlanır. Ayak taşı ve şamandıra arasındaki mesafenin derinlikten 1-1,5 kulaç kadar fazla olması gerekir. İlk şamandıradan 3-4 kulaç alınarak aynı kalınlıkta misinaya ikinci şamandıra bağlanır. İki şamandıra arasına şamandıraları dengeleyecek ağırlıkta ve mesafede 4-6 adet kıstırma konur. Bu kıstırmalar şamandıraların savrulup uçmalarına engel olacağı gibi yakalanan akyanın ağırlık nedeni ile daha çabuk yorulmasınaı sağlayacaktır. Bundan sonra derinliğe göre 070 parlak misinadan kesilen 1 kulaç kadar bedene bağlanan 5/0-7/0 iğne canlı yemle tercihen kefal, lüfer veya zargana ile yemlenir. Takım hazır. Takımı bırakırken yemin bulunduğu sularda dipten ziyade ortalara yakın şekilde kalmasına ve etrafta kolaylıkla saklanacağı oluşumlar bulunmamasına dikkat etmek gerekir. Takımın tarifinde verilen uzunluklarda koyun derinliği, büyüklüğü ve kıyının durumuna göre değişebilir. Genel prensip olarak koy ne kadar büyükse takım o kadar uzun tutulmalıdır demek doğru olur bu şekilde akyanın ürkmeden rahatlıkla saldırması sağlanır. Şamandıralara gelince. Son yıllarda gittikçe artan bir eğilimle pet şişeler şamandıra olarak kullanılmaktadır. Ucuzluğu, kolay bulunabilmesi ile amatörün her an elinin altında bulunan pet şişeler şekli, şeffaf olması ile de fonksiyonel olarak tercih edilebilir. Yeterki sonradan bunları denize atıp çevre kirliliği yaratmayalım. Koy akıntı almıyorsa, suları sakin ise o takdirde takım daha da basitleşir ve alttaki gibi düzenlenir.

2. Sürütme: Akya balığının avında en sık kullanılan yöntem aslında budur. Yem olarak da başta canlı zargana olmak üzere kefal, lüfer, uskumru ve kalamar kullanılır. Kalamar ölü bütün veya canlı kullanılırken diğer yemler canlı tercih edilmelidir. Mümkün değilse ölü bütün son çare yaprak yem kullanılabilir amam bunlar aynı verimi göstermez. Sürütmede yapay yem de kullanılır. Söğüt yaprağı 5 numara kaşık, 20-25 santimlik uskumru desenli, siyah veya mavi sırtlı, turuncu ve kırmızı başlı yapay balıklar da iş yapar.
Akya için tavsiye edilen yapay yemli sürütme yukarıdaki gibidir. Klasik bir takımdır, genelde el oltası olarak düzenlenir. Takımın yapımı diğer balıklarda anlatılandan pek farklı değildir. Sadece akya daha iri sert bir balık olduğundan kalınlıklar arttırılmıştır. Açıkçası burada belirtilen kalınlıklardaki takım ile de balığa hiç şans tanınmamaktadır. Geleneksel olarak buna yakın kalınlıklarda düzenlenen takımı ben daha ince olarak donatmanızı tavsiye edilir; mesela olta en fazla 100, kolçak 90-100, beden de 70-80 derler. Akya gibi büyük sayılacak avlarda nisinayı mantara sarmak doğru olmaz, kaloma yetiştiremezsiniz. Olta en az 200 metre olmalı ve sandala monte edilmiş bir çıkrığa sarılmalıdır. Çıkrığın her yöne dönebilen, istendiğinde dönüşü ve misina vermesi frenlenebilecek tipten olmasında yarar var. Bunu sizin düşünüp sandalınıza göre yapmanız veya yaptırmanız gerekecektir. İlk vuruştan sonra yakalandığını anlayınca derine dalmaya çalışacak akyanın bu sert tepkisini karşılamak için de sandalın içine 25-30 metre kadar misina sağılmalıdır. Bu misina içinde su olan ufak bir kova veya leğene sağılırsa da karışmaz.
Takım makinalı kamışlı olarak düzenlenirse bu defa tek ağırlıkla takımı dengelemek gerekecektir. Bu takımın kamışı deniz tipi orta seri, tercihen hepsi olmasa da uç halkasının makaralı tipten olması tavsiye edilir bu yoksa 2,4 metre ağır seri 200-300 gr., atarlı bir kamış da iş görür. Makina çıkrık tipi olmalıdır, sabit makaralı tipten makinalara yeteri kadar misina saramazsınız, bu durumda da balığı kontrol edemezsiniz. Makinalı takımda olta kalınlığı hiç bir zaman 050-052'den fazla olmamalıdır, beden de 045 civarında olmalıdır. Son yıllarda özellikle yanbancı amatörler arasında daha da ince olta kullanarak şok beden denilen kalın beden kullanımı yaygınlaşmaktadır.Makinalı takım kullanılması durumunda balık tekneye yanaştırıldığında bedenin elle toplanarak balığın alınması gerekir.
Takım istendiğinde bütün ölü veya canlı yemle de yemlenebilse de genelde kaşık ile sürütülür. Civarda çıkan balıkların büyüklüğüne göre bazen tek 5 numara gümüş renkli söğüt yaprağı kaşık veya peşpeşe eklenmiş iki adet 4-5 numara kaşık da kullanılabilir. İki kaşık kullanıldığında iğneyi son kaşıkta bırakmak alışkanlık olmuştur. Akyanın ağzı büyük olduğundan ve hırsla saldırdığından tek iğne yeterli de olur. Büyük balık beklentisi varsa 5 numara kaşığın iğnesini bir veya iki numara büyük galvaniz kaplı üçlü iğne ile de değiştirmek yararlıdır. Son yıllarda piyasada oldukça yaygınlaşan kaşıkların gümüş rengi ağır basıp çeşitli desenlere sahip olanlarının uygun boydakileri de kullanılabilir. Akyanın severek yediği yemlerden olan kalamar taklidi yemler de özellikle Akdeniz veya Güney Ege'de iyi sonuç verecektir. Ama uygun boyda olanları oldukça pahalı olan bu yemlerin dibe taktırılması, kaybedilmesi de büyük üzüntü olacaktır.
Yukarıda açıklandığı şekilde düzenlenen makinalı veya el oltası olarak düzenlenen takım taşlık kırmalık diplerde, yarbaşları civarı gibi yerlerde 8-12 kulaç derinliklerde tekneden 30 kulaç kadar salınarak saatte 2-3 mil süratle gezdirilir. Sürütme esnasında takımın dibe yakın gelmesi ancak dibe sürtünerek takılmamasına dikkat edilmelidir. Hafif kalıp uçarsa da olmaz bu defa da ağırlığı arttırmak gerekir. Yani sulara, derinliklere göre en uygun durumu deneyerek bulmak gerekecektir.
3.Atıp Çekme : Aslında atıp çekmeler akya için standart uygulama değildir. Yani uzun olta yapıp akya avına gidilir de atıp çekme takımını alıp "ben akya yakalamaya gidiyorum" pek denmez. En azından iri bir akya hedeflenmez. Ama balıkçılıkta "olmaz" olmaz. Atıp çekme daha çok kıyıdan yapılır: Sandalla denize çıkma şansı varsa zaten dedik ya kimsenin aklına atıp çekme gelmez. Yukarıda anlattığımız gibi akya sık sık küçük koylara, sığlıklara, dere ağızlarına yemlenmeye girer işte bu tür yerlerde atıp çekme yaparak akya yakalama şansı vardır.
Dönelim atıp çekmeye. Dediğimiz gibi akya avı için standart bir yöntem olmadığından denenmiş standart bir takım da yoktur ama kolaylıkla hazırlamak da mümkündür elbette. Atıp çekme takımı için 2,4-2,7 metre boyunda, 30-60 veya 40-80 testli kaliteli bir kamış ve tercihen çıkrık tipi atıp çekme (atış tipi) makina gerekecektir. Atış tipi makinayı oltayı tanıyalım sayfasında tanıtmıştık. Bu yoksa 040 misinadan 100 metre saracak kapasitede normal makina (sabit makaralı) da kullanabilirsiniz. Daha kalın misinaya ihtiyacınız olmayacaktır, yandaki balık 045 misina ile alınmış.
Atıp çekmenin yemleri başta yapay balıklar olmak üzere gümüş renkli parlak metalik söğüt yaprağı veya benzer şekilli kaşıklar da olabilir. Yapay balıkların uskumru desenlisi, sırtı siyah veya mavi renklisi, kırmızı kafalı veya turuncu renklileri iş görür. Bunların yüzer veye dengelenmiş tipleri tercih edilmelidir. Eğer civarda akya varsa Rapalanın ratling modeli (içinde ufak boncuklar olan çekilirken şakırdayan), veye su üzerinde kalan özel ağız yapısı nedeni ile çekilirken suları şapırdadıp kaçışan yavru balıkları taklit eden tipi, ki buna popper deniyor, balığın ilgisine çekebilir. Popperi çekerken ilk olarak sertçe makina sarılıp kamışın ucunuda sallayarak suyu şapırdatması sağlanır, kısa bir süre beklenerek aynı hareket tekrar edilir. Kaşık kullanılıyorsa atıştan sonra biraz beklenerek kaşığın dibe yakın olacak şekilde batması sağlanır, sonra yavru balıkları taklit edercesine hem kamışın ucu ile sıçratılarak hem de hızlıca sarılarak 6-7 metre çekilir tekrar durarak kaşığın batması beklenir aynı hareket tekrar edilir. Bu şekilde kullanım aslında palamut balığı için kullanılan yünlü veya seğirtme zokaları andırır.
Akya sert, çevik ve çok hareketli bir balık olduğundan balığı çekerken takımın çok iyi kullanılması makinanın fren tertibatının balığın ataklarına göre sık sık ayarlanması gerekecektir.

4.Fly takımı ile avcılık : Palamut sayfasında denizlerde kullanılan fly takımlarına kısaca değinmiştik. Burada tekraralamıyoruz isterseniz oraya bakabilirsiniz. Akya için fly takımı ile avlanmak genelde pek yaygın değildir ama sarıkuyruk, lampuka ve ton balıkları tüm dünyada fly takımı ile yaygın şekilde avlanmaktadır. Açık denizde fly takımı ila avlanmanın ilk şartı bol bol yemleme yapmaktır. Bu arada balıklara "sen gel sen yanaşma" diyemeyeceğiniz için yemleme bölgesine hangi balığın geleceğini kontrol edemezsiniz yani akya da yemlenen yere yanaşır bu arada fly takımına da vurabilir.
Akya için kullanılacak fly takımı palamutta bahsedilenin aynısı olabileceği gibi istenirse biraz daha ağır takım da donatılabilir. Biz aynı takımı tavsiye ediyoruz ancak sadece bedende ufak bir değişiklik yapacağız. Deniz avlarında bedenin halka halka içinden geçirilerek bağlandığını bunun tespit edilen balığa göre bedeni çabucak değiştirme şansı verdiğini anlatmıştık. İşte akya geldi siz yemlemeye devam edip çabucak alttaki bedeni takın ve atın.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
KALAMAR BALIĞI

AV DÖNEMİ : Kalamar avı kasımın ortalarında başlayıp nadir olarak mart ayındada bulunur.

TUTULABİLECEK YERLER : Kalamar balığı hemen hemen ülkemizde bütün denizlerde bulunmaktadır fakat Akdeniz de daha fazla rastlanmaktadır.4-5 metre derinlikte, zeminin kayalık ve türlü otlarla kaplı olduğu bölgeler kalamarın verimli av vereceği yerlerdir. Çünkü bu tür yerler, kalamarın beslendiği balıkların yoğun olduğu ve kalamarın pusu özelliğini kullanabileceği bölgelerdir. Düzensiz kum parçalarının bulunduğu taşlık zeminler ve büyük kayaların bulunduğu bölgeler otların yetişebileceği ve kalamarın doğasına uyan yerlerdir. Kalamar, avını pusuya düşürmek için kaya köşelerinde ve otluk zeminlerde gezinecektir. En iyi sonucu bu tür yerlerde elde edeceksiniz

KULLANILANBİLECEK YEMLER : Bu iş için özel olarak üretilen halk olarak (şemsiye) diye nitelendirilen yapay balık mürekkep balığı ve kalamarın avı sırasında vazgeçilmez ve etkisi tartışılmazdır. Bu yapay balıgı temin eden yada elinde bulunan mutlaka mürekkep balıgı ve kalamar yakalamıştır. Fakat herhangi bir yapay yemlede tutulabilir.

AV ZAMANI : Kalamar genelde gece karanlıkta av verdiği için avı genelde hava karardiginda yada sabah alaca karanlikta yapılır.

KULLANILABİLECEK OLTA TAKIMI :

1) Kalamar zokası
2) Üçlü fırdöndü
3) Klipsli fırdöndü
4) 0.40 mm. misina
5) 0.35 mm. misina
6) avlağa göre değişen fakat genelde 200 gr. kurşun

OLTA TAKIMININ HAZIRLANIŞI : İki,üç ya da daha fazla kalamar zokası kullanabilirsiniz. Ana bedene kalamar zokalarını birer metre arayla bağlıyoruz.Ana beden 0.40 mm. köstekler 0.35 mm. misinadan oluşmaktadır. Kösteklerin uzunluğu 150 cm. civarında olmalıdır.Kalamar takımının yapılmış halini resim olarak hazırladım. Daha anlaşılır olacakdır.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
KEFAL :



Yaz aylari disinda lezzetli olan pullu ve gocmen olmayan bir baliktir. Butun denizlerimizde yetisir. Sonbahar, kis ve ilkbaharda cok lezzetlidir.Kefalin bugulamasi ve pilakisi cok guzel olur.Ayrica likorinoz denilen tutsulusu de cok makbuldur.Bir kefal turu olan haskefalin kurutulmus yumurtalari cok aranan bir deniz urunu, bir mezedir.Sarikulak kefalin tavasi ve fileto izgarasida yapilir.Kefal alirken cok dikkat etmek, tercihen ta nidik balikcilardan almak gerekir.Cunku kefal kirli ve bulanik sula ri cok sever ve buralarda digger baliklar yasamazken o yasar.Orne gin izmir korfezinde digger baliklar yasamazken kefal bol miktarda bulunmaktadir.Bu sularda yakalanmis kefal insan sagligi acasindan buyuk tehlike arzeder.

Küçük Kefaller için 8 iğneli takım.Mustad’ın 8 Numara Çapraz Beyaz İnce İğnesi.
Ufak ve Ortaboy Kefaller için, 10 iğneli takım.Yine Mustad’ın 4 numara Kendal flatted nickel plated iğnesi.
Büyük Kefaller için ise, Tek iğneli Takım.

AV DÖNEMİ : Kefal balığının belli bir av dönemi yok tur fakat Nisan ayıyla Temmuz ayı arasında yumurtlama mevsimi olduğu için avlanmaması gerekiyor.

TUTULABİLECEK YERLER : Sığ sularda kıyı boyunca dere ve nehir ağızlarında ve hatta içerilere girip gezerler. Parçalanmış yemler , küçük karidesler, teke, ekmek gibi yiyeceklerle beslenirler. Dolaşmaları devamlı olur,belirli bir yaşam bölgeleri olmadığı için avlandığımız bölgede tutabilmek için bölge yem olarak kullandığımız balıkların parçalarıyla veya ekmek gibi yiyeceklerle yemlenebilir. Ekmek ,sardalye,kolyoz veya garos kefal için kullanabileceğimiz en iyi yemlerdir. Kefal avı genellikle kıyıdan yapıldığı için balığı ürkütecek ses ve görüntü vermemek gerekir.

KULLANILABİLECEK YEMLER : Yem olarak ekmek kabugu ekmek ici,hamur ,kücük kücük kesilmis sardalya ve karides parcalari ve kurtcuklar ideladir ve yemin kücüklügü önemlidir. Yemleme yaparken en iyisi hergün avlanilan yerin düzenli bir sekilde yemlenmesidir(baliga gidilmeyen günler dahil).

KULLANILABİLECEK OLTA TAKIMI :

a- YÜZEY SARMASI (KIBRIS) İLE KEFAL AVI

Bu balığın yemlenmesi, hem de yakalanması amacını güder. Piyasada satılan 2 m kadar çapında mantar yada poliüratandan yapılan ortasından tel geçirilerek halka yapılmış şamandıralar kullanılır. Halkanın birine beden bağlamak amacıyla fırdöndü takılır ve buna beden bağlanır. Diğer halkaya 0.20 köstek misinası bağlanır. Bağlantı noktasından 5 cm sonra 1251-1522-1523 7-9 no arası iğneler sıra ile direk kolsuz olarak kösteğe 4 cm ara ile bağlanır. İğne adedi 10 yada 15 olmalıdır. İğneleri kösteğe bağlama MİSİNAYA İĞNE BAĞLAMA kısmında gösterildiği gibi yapılır. Takım hazırlandıktan sonra ekmeğin kabuk kısmından şamandıranın boyu kadar etrafını saracak büyüklükte kesilerek şamandıranın etrafına sarılır. Alttan sarkan iğneli kösteğin en sonundaki iğneden tutularak ekmeğin üzerinden dolanarak sarılıp son iğne şamandıraya sıkıca saplanır. Ekmeğin dağılmaması için takımı çevirerek değil savurarak atmak gerekir. Deniz çırpıntılı yada akıntılıysa bedene kurşun takılarak sürüklenmemesi sağlanmalıdır. Kurşun ile mantar arasındaki mesafe takımın kullanılacağı derinlikten 50 cm kadar fazla olmalıdır. Bunu ayarlamak için takımı yemlemeden atarak su derinliği ölçülüp sonra yemlemek gerekir.

Biraz daha ustalaştıktan sonra kurşun ile mantar arasına birkaç tane daha iğne bağlanarak dip ve orta sularda gezen balıklarında yakalanma şansı arttırılır. Aynı zamanda dip ve orta sularda gezen balığın bu yemleri takip ederek su yüzünde bulunan esas olta kısmına yönelmesini sağlamış oluruz. Kullanılan kurşun ağırlığı sürüklenmeyi önleyecek ağırlıkta seçilmelidir..

b- ŞAMANDIRALI SARKITMA OLTA İLE KEFAL AVI

İki delikli balon şamandıranın bir tarafına fırdöndü vasıtasıyla beden bağlanır, diğer deliğine 1 m boyunda köstek bağlanır. Şamandıradan 20 cm. sonra 15 cm. aralıkla 10 cm. boyunda iğneli üç adet kol bağlanır. Kösteğin en sonuna da bir iğne bağlanarak takım tamamlanır. Bu takımda kullanılan iğne ve misina ebatları diğer kefal takımındakilerle aynıdır. Kefal avında genellikle ekmek kullanılır. İğneye ekmek içini takarken ekmeği sıkmadan pamuk şeklinde takmalı, taktıktan sonra da iğne palasından sıkılarak ekmeğin düşmemesi sağlanmalıdır. Ekmeğin boyutu iğneyi örtecek büyüklükte olması yeterlidir. Bu takıma teke, karides veya yaprak yem takılırsa melanur olan bölgelerde melanur takımı olarak da kullanabiliriz.

Kefal kıyıya yakın yerlerde bulunduğu için avcılığı genellikle kıyı avcılığı olarak yapılır. Serbest bırakılan takımın yüzen insanların bulunduğu bölgelerde kayması ve insanlara zarar vermesi mümkündür. Dikkat edilmesinde fayda vardır. Bu yüzden yaralanan ve 15 seneyi iple çeken balıkçı arkadaşım Naci Toktaş’a selam olsun!

c- MAKARASIZ KAMIŞLI SARKITMA OLTA İLE KEFAL AVI


Bu tip kamışlar tatlı su ağızlarındaki göletlerde tatlı suların durgun kısımlarında kullanılır. Bunun için 6 m boyundaki teleskopik kamışlar kullanılır. Köstek ve bedenin toplam boyu en fazla kamış boyu kadar olmalıdır. Kamış boyu kadar kesilen misina kamış ucuna bağlanır. Misinanın diğer ucuna da 3-4 no üçlü iğne bağlanır. Üçlü iğneden kamışa doğru 15 cm sonrasından başlanarak 15 cm aralıklarla 10cm boyunda üç adet iğneli kol bağlanır. Son koldan 50 cm sonra misina kesilerek araya 3/0 fırdöndü bağlanarak takım tamamlanır. Sıra şamandıraya takmaya gelmiştir . bu takımda dıştan takılabilen renkli çubuklu şamandıralar kullanılırsa estetik açıdan daha güzel olacaktır. Hazırlanan takım yemlenmeden suya indirilir üçlü iğne dipten 50 cm yukarıda kalacak şekilde şamandıra takılır. Sonra takım yemlenerek suya yavaşça bırakılıp suyun değişik kademelerinde bekletilerek avlanılmaya devam edilir. Balığın yeme vurduğu nokta belirlenerek şamandıra buraya kaydırılır. Takımın devamlı aynı seviyede kalmasına dikkat edilerek avlanmaya devam edilir . balık yemi yedi ve yakalandığı zaman etrafında balık olduğunun hissedildiği durmalarda takım çırpılarak çekilir, etrafta dolaşan balıklar varsa üçlü kanca ile yakalama şansı aranır.


 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
KARAGÖZ :
Çipuranın yakın akrabası olan karagöz elips şeklinde, yassı, gümüşi pulları olan yerli bir balıktır. Baltabaş, sivri gaga, sagos ve mırmır gibi çeşitleri vardır. Ortalama 20-25 cm en 50 cm boyunda olur. Yazın taşlık ve yosunluk, midyesi bol yerlerde yaşar. Kışın derin sulara çekilir. Her mevsimde yenebilen bu balık, özellikle mayıs-temmuz ayları haricinde daha yağlı ve lezzetlidir. Aynen çupura gibi ızgarası, buğlaması, fırnını ve çorbası çok güzel olur. Bir kg ve daha büyüklerinin fırını tercih edilmelidir.

Karagöz için 3 iğneli Takım Kullanıyoruz. 5 numara Sinek iğnesi bu balık için bence ideal iğnedir.

AV DÖNEMİ : Karagöz avı 1 Nisan-31 Temmuz arasında yasak olup bu dönem dışında günde en fazla 5 kg balık avlanmasına izin verilir. Avlanmasına izin verilen asgari boy 15 cm dir.

TUTULABİLECEK YERLER : Karagöz, taşlık kayalık yerlerde, su altı adacıklarının etrafında, burun çevrelerinde, akıntıların kesişme noktalarında bulunur. Avcılığı sabah saatleri ve akşam gün batımına 4 saat kala başlar. Denizin hareketine ve ayın durumuna göre sabaha kadar sürer. Ayın parlak olduğu gecelerde su yüzüne kadar çıktıkları görülür. Bütün denizlerimizde av vermektedir.

KULLANILABİLECEK YEMLER : Sardalya, karides, kurt, sülünes, teke başlıca yemleridir. Yemi bir görüşte kapma gibi bir davranış sergilemez. Dikkatlice inceledikten sonra, ağız yapısının küçük olmasının da etkisiyle, kısa ve sert vuruşlarla yemi diklemeye başlar. İki üç vuruştan sonra yemi aniden kapar. Bunun için olta her vuruş sonrasında çekiştirilmemeli, balık ürkütülmemelidir. Takımda sert vuruşlar ve bir çekme hisedildiğinde kısa bir tasma atıp olta boşluk vermeden çekilmelidir.
Karagöz hırçın bir balıktır. Yakalandığında sert kafa vuruşları yapar. Orta sularda darbeler azalmakla birlikte tekneyi gördüğünde tekrar direnmeye başlar. Takıma güveniliyorsa hiç bekletmeden tek hamlede tekneye alınır. Oltaya iri bir karagöz geldiğinde, sert kafa vuruşlarında misina elimizden hafif hafif kayacak şekilde tutulmalıdır. Eğer balık sabit kafa darbeleriyle geliyorsa riskli bir durum yoktur; su yüzüne geldiğinde kepçe ile ya da bir hamlede tekneye alınır. Usta balıkçı balığın kafa darbelerine konsantre olur, balığın su üstündeki fişeklemesinden hemen önceki anda balığın direnmesine fırsat vermeden tek hamle ile içeri alır.

AV ZAMANI : Karagöz balığı sabahın erken saatleri ve akşam üzeri beslenmeye çıktığı için en verimli zamanın bu vakitler olduğunu düşünüyorum.

KULLANILABİLECEK OLTA TAKIMI VE HAZIRLANIŞI :

Sabit Ağırlıklı Takım: Beden 0.40 köstek ve kollar 0.25 misinadan yapılır. Beden ucuna 2 cm fırdöndü bağlanır. Fırdöndünün diğer ucunakasa gözü düğümü vasıtasıyla köstek eklenir. Fırdöndüden 25 cm. sonra öksüz bağıyla yapılmış 15 cm. boyunda kol yapılır, ucuna MUSTAD 1251C-1523D veya MUSTAD 505 Allround 4-8 no iğne bağlanır. Kol boyu net 15 cm. olacak şekilde iğne bağlama payı hesap edilmelidir. Yapılan koldan sonra 15 cm. aralıklarla iki kol daha yapılır. Üçüncü koldan 25 cm. sonra 25 cm.lik bir kol daha yapılıp hemen kol dibine kurşun takmak için kasa gözü düğümü yapılır. Böylece dört kollu takımız hazırlanmış olur. Takım öksüz bağı ile değil de ekleme kol ile yapılacak ise köstek iki ucuna kasagözü düğümü atılmış 90 cm olarak hazırlanır. Kasagözünün biri fırdöndüye, diğeri kurşuna takılır. Hazırlanan kollar kurşun dibinden başlayarak kolboyundan 5 cm uzun aralıklarla bağlanır.


Hareketli Ağırlıklı Takım : Bu takımda akıntılı sular içindir.(Örneğin Çanakkale boğazı) Kurşunlar yere değmeyip askıda kalacak şekilde kullanılır. Kurşun ağırlığı da suyun akış hızına göre savrulmayacak, bedeni dik tutacak ağırlıkta seçilmelidir. Yemlenen takım kurşun yere değene kadar dibe indirilip 1 m yukarı çekilir. Böylece köstek ve kolların su içinde savrularak uçması sağlanır. Beden 0.40, köstek ve kollar 0.25 misinadan yapılır. Bedene 2 cm lik fırdöndülerden yapılmış iki fırdöndü arası mesafe 25 cm. olan ve kasa gözü düğümleri ile birbirine balanmış kolçak yapılıp bağlanır. Bu kolçağa delikli kurşun ağırlığımız takılır. Koçağın bir ucuna 0.25 köstek misinası bağlanır. 40 cm. sonra öksüz bağı ile kol yapılır; kol boyu iğne hariç 10 cm. olacak şekilde yararlanmalıdır. Birinci koldan 20 cm. sonra aynı şekilde ikinci kol yapılır ve 25 cm. mesafe bırakılarak köstek ucuna iğne bağlanır. Kullanılan iğneler 1251C-1523D 6-8 no veya benzeri olarak kullanılır.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
ÇUPRA (ÇİPURA):




Çupra avında, tek iğnelide takım kullanabiliriz, 3 iğneli takımda kullanabiliriz.Kullanacağımız iğneler 2 veya 1 numara bronz iğne kullanabiliriz.İğnelerin Çapraz olmasına dikkat edilecektir.
Egenin meşhur yerli balığı olan ve küçük sürüler halinde gezen çipura son yıllarda çiftliklerde de üretilmeye başlanmıştır. Çipura elips biçiminde yassı vücudu, beyaz karnı, koyu gri sırtı ve pembemsi yanakları ile tanınır. Atlas okyanusu, kuzeybatı karadeniz, ege ve akdenizde bulunur. Bir zamanlar marmara denizinde de yakalanan ve alyanak adı ile tanınınan bu balığın malesef nesli tükenmiş durumdadır. Genelde 20 ile 35 cm arasındadır. Ancak 6-7 kg ' ya varanlarına da rastlanmıştır. Her mevsimde zevkle yenebilen bu balığın ızgarası, buğlaması, çorbası, fırnını çok güzel olur. Izgara için ideal büyüklük 250 ila 350 gramdır. Daha büyüklerinin fırında pişirilmesi tercih edilmelidir. Buğlama ve çorba için her boyu kullanılabilir. Tadı nefis olan bu balığı katkısız, yani ızgara veya fırında yenmesi tercih edilmelidir. Isparaz ve lidaki bu türün küçük çeşitleridir.

AV DÖNEMİ : Çipura balığının üreme dönemi ülkemizde ekim ve aralık ayları arasıdır. Çipura balığı için belirlenmiş bir yasak dönemi olmamasına rağmen bu aylarda avlanmamaları tavsiyemizdir.

TUTULABİLECEK YERLER : Çipura balığı ülkemizde Marmara Denizinde azalmış olsada Karadeniz haricinde bütün denizlerinde bulunmaktadır. Yosunlu ve kumlu diplerde daha çok bulunur. İlkbaharda nehir ağızlarında acı sulara da girerler, yazları genelde kıyılarda 30 metreye kadar olan derinliklerde bulunurken kışları derinlere çekilir. Yetişkin iri balıklar 150 metre kadar derinlerde gezer.

KULLANILABİLECEK YEMLER : İstanbul’lu ve Marmara denizinde avlanan balıkçılar Çipuraya daha çok çalı karidesi, teke, midye, sülünez ve akyem kullanır, Çanakkale civarında ve Saros körfezinde çağanoz, akyem başlıca çipura yemidir, Ege ve Akdeniz’de ise mamun, sülünez, akyem (başta sardalya) ve karides itibar görür. Ama tabii burada sayılan yemler genel olarak tüm denizlerde kullanılabilir bazı yerlerde amatörlerden daha fazla itibar görmeleri sadece alışkanlıktandır.

AV ZAMANI : Çipura balığı sabahları ve akşamları kıyılara sokulur, öğlen saatlerinde ise 10-20 metre arası derinliklere çekilirler.


KULLANILABİLECEK OLTA TAKIMI VE HAZIRLANIŞI : Çipura için düzenlenecek parakete orta kalınlıkta paraketelerden sayılır. Parekete bedeni 120 veya 150 misina olabileceği gibi kendi ağırlığı ile batabilen sentetik iplerden de olabilir hatta karışma riskinin azlığı sağlamlığı nedeni ile bu ipler daha da kullanışlıdır denebilir. Köstekler 035-045 misinadan, köstek boyları 1-1,5 kulaç, iki köstek arası mesafe ise 4 kulaçtır, bu mesafe derinlikler arttıkça 6 kulaca kadar çıkabilir. İlk ayak taşından 6-8 kulaç mesafe alınarak birinci köstek bağlanır. Ayak taşlarının ağırlığı 2-3 kilo civarındadır. Son köstek ile ikinci ayak taşı arasındaki mesafe de 6-8 kulaçtır. İğneler 1 numaradan 2/0 a kadar değişik boylarda olabilir. İğne seçerken meradaki balık türleri ve boyları hakkında biligi sahibi olmak çok yardımcı olur. Bu tür bir parakatenin iğne sayısı 100-150 arasında değişir. Paraketenin yemleri akyem (sardalya başta), iri karides, çalı karidesi, kalmar veya sübye eti olabilir. Parakete serilirken ilk önce şamandırasız ayak taşı indirilir, bu arada sandalın kurekle hafif hafif ilerlemesi paraketenin dökülmesini kolaylaştırması gerekir. Ayak taşı dibi bulduktan sonra ki bu arada bir kaç köstek de suya inmiş olabilir, parakete bedeni hareket eden sandalla bir miktar gerdilir ki ilk köstekler üst üste düşmesin, bundan sonra paraketenin dökümüne devam edilir. İğneler bittikten sonra şamandıralı ayak taşı da indirlir. Bu parakete genel de kıyıya paralel olarak 15-30 metre derinliklere serilir. Paraketenin atılacağı yerin kayalık ve ilişken olmamasına dikkat etmek gerekir ki toplarken takılma olmasın. Eğer parakete akıntılı bir yere seriliyor ise ilk olarak buraya 20-25 iğneli bir parakete dökülerek akıntının şiddeti ve takımın nereye sürüklendiğine bakılabilir. Özel olarak hazırlanmış sepeti içine istifli paraketeyi sereken karışmaması için üzerine bir miktar kum atılır.


 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
LÜFER :



Lüfer avlarımızda 1 numara kaşık veya hırsızlı iğne takımı yaparak avlarımızı yapabiliriz.Yem olarak Taze istavrit ve Zargana en makbulüdür.

Akdeniz, karadeniz, marmara, hint okyanusu ve atlas okyanusunda sürüler dolaşan lüfer pullu bir göçmen balıktır. Soğuk denizde yaşayanları daha yağlı olduğundan daha da lezzetli olur. Ülkemizde karadenizde ve istanbul boğazı ile marmara denizinde yakalananların tadı muhteşemdir. Daha güney denizlerimize indikçe yavanlaşır ve kendisine mahsus o güzel tat ve kokuyu kaybeder. Eylül ortasından ocak sonuna kadar olan zaman en yağlı ve en lezzetli zamandır. Bu devre içinde ızgarası tavsiye edilir. Çinekopunda ızgarası çok iyi olur, ancak mevsimi lüfere göre kısadır. Kasım sonundan itibaren azalmaya başlar. Diğer zamanlarda büyüklüğüne göre plakisi, buğlaması kağıt kebabı ve tavası olur. Ilkbahara da son derece yağsız olduklarında tava, plaki ve buğlaması tercih edilmelidir. Lüfer büyükğüne göre en çok isim alan balıktır. Lüfer çeşitleri şöyledir.
1- 10 cm ye kadar yaprak
2-11-13 cm arası çinekop
14-16 cm arası kaba çinekop
17-20 cm arası sarı kanat
21-30 cm arası lüfer
31-35 cm arası kaba lüfer
35 cm de n büyük kofana

AV DÖNEMİ : Lüfer balığının avı 1 Nisan - 31 Ağustos tarihleri arasında yasak olup, bu dönem dışında günde en fazla 5 kg ve asgari boyu 14 cm olmak şartıyla avlanması serbesttir.

TUTULABİLECEK YERLER : Lüfer Gezici bir balık olduğu için İstanbul Boğazı, Marmara ve Çanakkale boğazında pek çok yerde yakalanabilmektedir. Boğaz’da ;Anadolu ve Rumeli fenerleri önünden hemen hemen tüm boğaz kıyıları, Kandilli, Çengelköy, Kanlıca, İstinye, Yeniköy, Bebek, Küçüksu, Ortaköy, Beşiktaş, Kabataş arasındaki bölge, Sarayburnu ve Yenikapı hâlâ kıyıdan verimli avlar yapılabilecek yerlerdir. Çanakkale’de;Kepez iskelesi, Barut iskelesi, Büyük motor iskelesi, Seddülbahir,Kilitbahir av yapılabilecek yerlerdir.

KULLANILABİLECEK YEMLER : Lüfer hem cinsleri dahil her türlü balığa saldırır. O nedenle en iyi lüfer yemi canlı yemdir.Baş yemi izmarit ve zargana olup,istavrit, sardalya, hamsi,kolyoz,kupes,kocagöz’de kullanılır.

AV ZAMANI : Gün içinde de avlanmasına rağmen ; Aksam üstü güneş batımından gece 01.00 e ve Sabah güneş doğmaya yakın Lüfer avı için en ideal zamanlardır.

KULLANILABİLECEK OLTA TAKIMI : Lüfer balığının en zevkli avı uzun olta ile yapılan şeklidir. Uzun olta ile lüfer tutulduğu gibi, aynı yöntemle iğne ve misinaları biraz daha sağlamlaştırarak akya, sinarit ve levrek gibi balıklarıda tutmak mümkündür.

OLTA TAKIMININ HAZIRLANIŞI : Mantara 100 metre uzunluğunda 0.50 - 0.60 no misina sarılır. Boş ucuna 2 cm'lik bir fırdöndü takılır fırdöndünün diğer halkasına 1 kulaç uzunluğunda aynı kalınlıkta misina bağlanır. Misinanın diğer ucuna 3 cm'lik bir üçlü fırdöndü bağlanır. Bu fırdöndünün alt halkasına 2 karış uzunluğunda 0.50 no misina ilave edilir ve ucuna iskandil bağlanması için kasa yapılır. Boşta kalan ortadaki gözünede 1 kulaç uzunluğunda 0.50 - 0.60 no misina bağlanır. Bu misinanın diğer ucuna 2 cm'lik bir fırdöndü takılır. Bu fırdöndünün boşta kalan diğer gözünede esas beden kısmını teşkil eden 4-5 kulaç uzunluğunda 0.30 - 0.40 no arasında bedenlik parlak beyaz renkli bir misina bağlanır. Bu misinanın ucunada aşağıda fotograflarda gördüğümüz uzun olta iğne takımlarından biri bağlanarak takım tamamlanır.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
KIZILKANAT :



Kızılkanat avında kullanacağımız takım, şamandıralı bir takım olmalıdır.İğnemiz ise WMC 9284 5-6 numara iğne kullanmanızı tavsiye ediyorum.

AV DÖNEMİ : Üreme dönemleri Nisan – Haziran ayları arasındadır ve maalesef henüz bir av yasağı yoktur.

TUTULABİLECEK YERLER : Göller ve sakin akıntılı akarsular kızılkanat için ideal yaşam alanlarıdır. Barındıkları suların sığ sazlık ve otluk kısımlarında bulunur. Kışın derinlere çekilir ve av vermezler.

KULLANILABİLECEK YEMLER : Kızılkanat balığı için kullanılan yemler şunlardır. Solucan, hamur, haşlanmış mısır, düdük makarna (Az haşlanmış), mısır unu, un, şeker, vanilya ve diğer kokular, peynir suyu, balık unu, ayçicek yağı, ayçiçeği küspesi, mısır küspesi, kuru üzüm, civciv yemi, yumurta, soya unu, kedi köpek maması gibi. Burada amaç yemlere koku ve tat vermekten ibarettir.
Bu malzemelerden değişik yem tertipleri üretmek mümkündür.


KULLANILABİLECEK OLTA TAKIMI : Göllerin sığ olan kısımlarında av vermeleri ılık sudan hoşlanmalarında kaynaklanmaktadır. Avcılığında 0.25 misina hatta kendinize güveniyorsanız daha ince misina secimi yapabilir, iğne olaraktan WMC 9284 kalite 5 numara iğne tavsiye olunur. Ağırlık kullanmadan şamandıra yardımı ile kıyıdan kamış ile canlı yem kullanarak yakalıya bilirsiniz, canlı yem seçiminiz kurt, solucan, yavru balık ve yörede bulunan böcek olabilir. Unutulmaması gereken diğer bir hususta oltanın fazla hareketsiz bırakılmamasıdır, kızılkanat hareket halindeki yeme daha çabuk cevap verdiğidir. Tekne ile avlanıyorsanız şamandırasız yüzen misina kullanın eğer yüzen misina bulma olanağınız yok ise o zaman iğneden 75 santimetre geriden başlama kaydı ile eczaneden temin edebileceğiniz vazelin ile yağlayın ki sizinde yüzen misinanız olsun.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
İSTAVRİT :

İstavrit avında çeşitli takımlar kullanmamız mümkün.Hazır olarak satılan Çapariler ve Yemli oltalar.İstavrit avında kullanacağımız kanca 9 numara Siyah iğne olmalıdır.

istavrit, marmara ve boğazda balık avlamaya başladıklarında ilk tanıştıkları balıktır. Ağzı öne uzayabilen, dişleri ince, gözleri iri, kuyruğu derin çatallı ve vücudu iğ biçiminde olan göçmen bir balıktır. Marmara, ege ve karadenizde yaşayan yerli türleri de vardır. Marmara da 15-20 cm, egede 30 cm civarında olurlar. Marmarada boyu 10 cm nin altında olan küçük istavritlere kıraça denir. Karadenizin doğusunda istavritler palamut büyüklüğünde 50 cm olurlar. Sarı kuyruk istavrit ve sarı kanat istavrit olarak adlandırılan tipi sularımızda ençok bulunan türdür. Istavritler sonbaharda marmaraya inerler mayıstan itibaren karadenize geri dönmeye başlarlar. Her mevsimde yakalanan istavritin en lezzetli olduğ zaman kasım ile şubat ayları arasıdır. Tavası ve fırnını çok güzel olur.


 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
İZMARİT :

İzmarit avında ise, ben üç köstekli takım kullanıyordum.İğne ise 9 numara çapraz iğne.Bu kenardan yaptığım avlarda geçerli, Sandal’dan yapılan avlarda ise 7 numara çapraz iğne çapari şeklinde yapılarak, adet sayısı size kalmış, çapari olarak kullanılabilir, tüy ve ip seçimi tamamen size kalmış.

Ağzı körüklu gözleri iri, sırt-göğüs ve anus yüzgeçleri ser diken ışınlı bir balıktır. Sularımızda iki türü vardır: menekşe izmarit ve istargilos. Izmaritin erkekleri dişilerinden daha iri olurlar. Dişiler 20 cm civarında olurken erkekler 25 cm ye kadar uzayabilirler. Izmarit midye, deniz solucanı ve balık yumurtaları ile beslenen bir dip balığıdır. Et beyaz ve son derece lezzetlidir. Tavası güzel olur. Sonbahar ve kış aylarında ızgarası da yapılır. Izmaritler ızgara yapılırken ayıklanmaz. Olduğu gibi pirilip bilahare derisi, bağırsakları ve kılçıkları ayılanır. Üzerine limon ve zeytinyağı ile kıyılmış maydonoz eklenerek hazırlanır. Pulları kazındıktan sonra derisi tulum çıkarılarak yapılan tavası da çok güzel olur.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
Bazı Balık Türleri
BARBUNYA



denizlerimizin bu tatlı balığı genellikle ege ve akdenizde bulunur. Yeni bir balık türü olan barbunya sıcak ve ılık denizlerin kıyıya yakın olan kumlu ve çamurlu deniz diplerinde, az olmakla berebar kayalık yerlerde yaşar. Genelde 17 ila 20 cm arasında olup nadiren 40 cm ye kadar çıkar. Kaya barbunyası, kum barbunyası, ot barbunyası ve paşa barbunyası diye dört çeşiti vardır. Bunların içinde en makbulu kaya barbunyasıdır. Sırtı kırmızı ve karın kısmı beyaz olan kaya barbununun sırtında hiç gri leke bulunmaz. Kum ve ot barbunyasında ise sırt gri ile kırmızı renklerin karmaşası halindedir. Paşa barbununun her iki yanında çeneden kuyruğa doğru sarı bir şerit bulunur. Tekir ile çok karıştırılan bu balığın en lezzetli zamanı temmuz ve ekim ayları arasıdır. Bu süre zarfında tavası, ızgarası ve kağıtta kebabı çok güzel olur. Tekirden en büyük farklılığı kafasının daha uzun oluşudur. Tekirin kafası küttür ve çene altında iki sakalı bulunur.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
TEKİR



Barbunyaya çok benzeyen be yakın akrabası olan bu balık bütün denizlerimizde avlanır.
Karadeniz ve marmarada avlanılanlar 6 ila 10 cm arasındaır. Ege ve akdenizde ise boyları barmunyayı yakalar. Çene altı bıyıklarının uzunluğu, küt kafası ve birinci sırt yüzgecindeki sarı-siyah benekleri ile barbunyadan ayrılır. Dört mevsim yenebilecek bu balığın en lezzetli zamanı, aynen barbunyada olduğu gibi temmuz-ekim ayları arasıdır. Tavası ve kağıt kebabı çok güzel olur.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
DİL BALIĞI



Dil balığı da yerli balıklarımızdan olup ege ve akdenizde bolca yakalanır. Her mevsimde yenebilir. En lezzetli zamanı kasım ile şubat ayları arasıdır. Tavası çok güzel olur. Irilerinden fileto çıkarılıp şiş veya salçalı fileto yapılabilir.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
HAMSİ



1988 yılında 310 bin ton ile toplam balık avcılığımızın yaklaşık üçte ikisini meydana getirmektedir. Gözlerinin gerisine kayan ağzı ile yivrilmiş burnu ile yakın akrabası sardalyadan kolaylıkla ayrılır. Gümüş balığıda hamsinin akrabasıdır. Boyu ortalama 12 cm olup azami 18-20 cm ye kadar büyürler ve çok büyük sürüler halinde gezerler. Karadeniz hamsisi azak ve karadeniz olmak üzere ikiye ayrılır. Azak hamsisinin burnu daha küttür. Azak denizinde üreyip kışlamak üzere güneye, bizim orta ve doğru karadeniz bölgesine inerler; nisan sonunda da kuzeye göç ederler. Karadeniz hamsisi ise kuzeybatı karadenizde ürer, kışlamak üzere kasımdan şubata kadar trakya kıyılarına ve marmaraya göç eder. Nisan ayında da yumurtlamak üzere karadenize çıkar. Ayrıca marmara hamsisi denilen yalnız marmarada çıkan daha küçük ve göç etmeyen bir hamsi türüde vardır. Aynı tür kuzey egede de bulunur. Bu hamsinin sırt rengi daha açıktır. Hamsi özellikle karadeniz yöremizin temel gıdası, temel protein kaynağıdır. Fiyatının ucuz olması nedeniyle çok geniş kitle tarafından tüketilir. Hamsinin hemen her türlü yemeği yapılır. Izgara, fırın, kağıt kebabı, buğlama, plaki, yahni gibi. Siyah etli bir balık olamasına rağmen buğlamaya son derece uygundur. Yaz aylarında yağsız olduğu için ızgara yerine tava veya buğlaması tercih edilmelidir. Kış aylarında yakalanan hamsi tuzlanıp saklanır. Buna ançovi tabir edilir. Ayrıca balık yağı ve balık unu üretiminde de kullanılmaktadır.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
SARDALYA

hamsinin yakın akrabası sardalya sürüler halinde yaşar ve kıyılar boyunca göç eder. Hamsi gibi ticari değeri çok yüksek bir balıktır. 1988 yılında 90 bin ton ile hemen hamsiden sonra yer alır. Kurutularak, tuzlanarak hatta balık yağı ve balık unu elde etmekte kullanılır. Sardalya adı konserve işleminden dolayı konserve ile özleşleşmiştir. Hatta ringa konservesine de aynı ad verilir. Sardalya akdenizde 15-20 cm dolaylarındadır. Okyanusda ise 30 cm kadar büyürler. Hamsi karadeniz için ne ise sardalya da portekiz, ispanyanın atlas okyanusu kıyıları, sicilya ve malta için aynı şeydir. Bu ülkelerde bir çok yemek sardalya üzerine kurulmuştur. Ülkemizde kuzey egede bolca yakalanan sardalyanın en lezzetli mevsimi temmuz-ekim aylarıdır. Bu sürede çeşitli ızgaraları, fırnını ve kağıt kebabı, buğlaması ve plakisi yapılabilir. Kasım-haziran arasında ise ancak plaki ve buğlaması yapılabilirse de bir önceki döneminki kadar lezzetli olmaz. Sardalyanın küçüğüne papalina tabir edilir; ayıklamadan yemeği yapılır. Tirsi ise sardalya azmanıdır. Kıl tarzında çok kılçığı vardır ve sardalya kadar lezzetli değildir.

AV DÖNEM : Sardalya balığı Nisan ayında yumurtlamaya başlar ve Temmuz ayına kadar üreme dönemleridir.

TUTULABİLECEK YERLER : Eylülden itibaren inişine (Katavasya) başlar ve Çanakkale Boğazı yoluyla Akdeniz’e kadar gider ve orada uzun süre kalır. Sardalya nisanda yumurtlar. Mayısta çıkışa (Anavasya) başlar; Akdeniz’den Marmara’ya geçer ve İstanbul Boğazı’na kadar çıkar, ancak Boğaz çıkışındaki Karadeniz Feneri’nden daha ileriye gitmez. Genel olarak su yüzeyinde bulunur; ancak şiddetli fırtınalar süresince, büyükleri de dahil hiçbir balık derin sularda ve açık denizlerde barınamaz; sardalya havalar soğuyunca veya çok ısınınca Karadeniz’i terk eder; bu denizde Hiçbir zaman sardalya avlanmamıştır.

SARDALYA YAKALAMA YÖNTEMİ : Sardalya en çok dalyanlarda ve sardalya Şıplarıyla tutulur; ayrıca ağları sardalya için özel Üretilmiş manyatlarla; ateş ağı denilen sardalya ağlarıyla ve küçük sandallarda kullanılan kurtina ağı ile de bol miktarda sardalya avlanır.
Sardalya hazirandan itibaren yağlanmaya başlar; av mevsiminin hazirandan ağustos sonuna kadar uzamasının nedeni budur. Bu zaman aralığında bol miktarda avlanır; bu avlama genellikle, gerek Karadeniz girişinde gerek Marmara Adası kıyılarında veya körfezlerinde ateş kayığı denilen büyük kayıklarla yapılır.
Ateş yakarak sardalya avlamak için iki kayık gereklidir. Biri büyük olup 3 veya 4 çiftedir ve ismi ağ kayığıdır. İkincisi iki çift küreği olup ateş kayığı diye adlandırılır; çünkü kıçında ateş yakılır. Ay ışığı olmayan gecelerde sardalyalar fosforlanırlar. Bu fosforlanma derin suda görülmez; fakat suyun üst bölümlerinde çok iyi görülür; bu nedenle balıkçılar kolaylıkla balıkların bulunduğu yerleri keşfedebilirler.
Ağları taşıyan büyük kayık, balıkların kümelendiği yere yaklaşarak müsait bir zamanda ağlarını atar; ateş kayığının mangalında ateş yakılır ve kayık ağın üstünde bir köşeden diğer köşeye gidip gelmeye başlar. Işığı takip etmek gibi bir davranış biçimi olan sardalyalar küçük kayığın üstlerinden her geçişinde ağlara dolarlar. Balıkların fosforlanmasının yoğunluğuna bakarak, reis yeterli miktarda balık avlandığına karar verince , ağ hemen kayığa alınır, silkelenip içindekilerin hepsi kayığa boşaltılır. Sonra yer değiştirerek ava devam edilir.
Daha önce de söylediğimiz gibi, sardalya avlamak için, küçük bir ağla donatılmış kurtina denilen iki çift kürekli bir kayık da kullanılabilir. Kayık ağını denize attığı zaman, bir ışık kaynağı balıkları bu ağa çeker.
Bazen gündüz de manyat ağı yardımıyla sardalya avlanır. Manyatla avlanan sardalyalar daha büyük olup, daha kıymetlidir.
Sardalyanın boyu avlanılan yere ve mevsime göre değişir; bu av için kullanılan ağların düğümlerinin büyüklüğü hayvanın başıyla orantılı olmalıdır. Eğer öyle olmazsa, avlanma kesinlikle mümkün olmaz.
İstanbul Balıkhanesinde yıllık olarak 300.000 kilo civarında sardalya satılır. Yarısı tuzlanır, yansı taze olarak tüketilir. Zayıf sardalyalardan yapılan tuzlamalar çok kuru ve tuzlu olduğundan, yeterli yağlılıkta olmayan sardalyaları tuzlamaktan sakınmalıdır. Ağustostan itibaren avlanan sardalyalar çok yağlıdır; solungaçları da bağırsakları da çıkarılmadan, bir sıra balık, bir sıra tuz olarak fıçılara konulur. Tuz miktarı, balık ağırlığının %25’ini geçmemelidir, Sardalyalar ne kadar tazeyse o kadar mükemmel bir tuzlu balık elde edilir.
Haliç’te avlanan sardalyaların midelerinde çamur olduğundan tuzlamaya uygun değillerdir

Fıçıya konulduktan iki veya üç ay sonra, sardalyalar yenecek kıvama gelir. Daha fazla süre geçince aroması ve lezzeti artar; ama belli bir süreden sonra da çok tuzlu olurlar. Onun için tuzlu sardalyayı en uygun zamanında tüketmek gerekir.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
USKUMRU

kolyosa çok benzeyen ve sürüler halinde dolaşan göçmen bir balıktır. Denizlerimizde 30 cm civarında olan uskumru kuzey denizinde 50 cm ye kadar büyür. Yaz aylarını karadenizde geçiren uskumru eylül ve ekim aylarında marmaraya iner ve kışı burada geçirip yumurtlar. Mart ila haziran aylarında da karadenize döner. Uskumru büyüklüğüne göre üç değişik ad ile adlandırılır. En küçüğü kalinaryadır. 20-25 cm civarında ve yağlı olanları uskumru, dönüş uskumrusu ise çiroz olarak adlandırılır. Yazın yakalananlara ise lipari denir. En lezzetli olduğu dönem eylül ayından yumurtlamaya başladığı ocak ayı sonuna kadardır. Bu süre içinde ızgarası, kağıt kebabı, dolması, köftesi ve tuzlması çok güzel olur. Bu mevsimlerde yağlı olduğundan tavası tavsiye edilmez. Şubattan itibaren yağını kaybetmeye başladığından tavası yapılabilir. Yazın yakalananlar ise plaki ve tava için uygundur. Ilkbaharda karadenize dönüş yapan çirozlar kurutulur. Esas adı çiroz kurusu olan bu kurulmuştur balığa geçen zaman içinde ismi kısaltılarak yalnızca çiroz denmeye başlanmıştır. Uskumrunuın koryostan önemli farkları aşağıdadır. 1-uskumru ile koryosun sırtı desenleri biribirine benzemekle birlikte koryosun rengi koyu, uskumrunun ise açıktır. 2- uskumrunun kuyruk çatalının içi boş ve iki çizgiden ibaret bir v harfi tarzındadır. 3-uskumrunu gözleri neredeyse toplu iğne başı kadar küçük, kolyosun ise iridir.

AV DÖNEMİ : Uskumrunun av yasağı dönemi 15 nisan ile 31 ağustos tarihleri arasında uygulanmaktadır. Bu tarihler arasında tezgahlarda taze uskumru görseniz bile almamanızı tavsiye ediyorum. Unutmayalım ki bu zamana kadar balıkçılık yapıldığı gibi bu zamandan sonra da devam edecek bir meslektir.

TUTULABİLECEK YERLER : Bu balık yaz aylarını Karadenizde av yasağı döneminde gönlünce geçirmektedir. Ekim ayından sonra Marmara Denizine geçer ve kış aylarını burada üreyerek geçirir. Uskumru bir göç balığı olduğu için Çanakkaleden Egeye ve buradan Akdenize geçer.

KULLANILABİLECEK YEMLER : Uskumru çaparisinin beden ve köstek kalınlıkları balığın derin, orta ve sığ sularda bulunmasına göre değişir. İskandil ağırlıkları da bu durumlara göre farklıdır.

KULLANILABİLECEK OLTA TAKIMI : Balık derin sularda bol miktarda bulunuyorsa bedenin misina kalınlığı 0.40 numaradır. Köstekler 0.35 numara, boyları 13 cm.’dir. İskandil ağırlığı sulara göre 300- 400 gr.’dır. Kullananın ustalığına göre yirmi beş-kırk beş arasında köstek bağlanır. İğneler 2-3 no.’dur. Kösteklere hindi kuyruğu veya tüyünden 4 mm.’ lik parçalar bağlanır. Balık daha sığ sulara girmiş ve seyrekse daha ince takım kullanılır. Bu durumda beden 0.30 no., köstekler ise 0.25 no. misinadan yapılır. Takıma yirmi-yirmi beş adet köstek takılır. Uzunlukları 15-16 cm. olarak hazırlanır. Bu takımlarda 3 no. iğne kullanılır. Kırçıllı veya siyah tüyler ise yine hindi kuyruğu veya kanadından sağlanır. Kaz tüyünden veya kınayla boyanmışlarından da istifade edilir. İskandil ağırlıkları 180-240 gr. arasına düşer. Misina şeffaf olursa daha verimli av elde edilir. Çapari ile uskumru avı sandal veya motorlu tekneyle yapılır. Amatör balıkçılar için teknede iki kişinin bulunması, birinin kürek tutarken veya motoru kullanırken, diğerinin çapariyi kullanması, daha rahat bir av yapılmasını sağlar. Kürekteki veya yedekteki kişi aynı zamanda balıkları oltadan kurtarmak için arkadaşına yardım eder. Tecrübeli ve çapariyi kullanmaya alışkın kişilerin ise hem kürek tutup hem de çapariyle av yapabilmeleri mümkündür.


Av mahalline gelindiğinde takım denize 7-8 kulaçta bir yoklana yoklana indirilir. Balığı aramak için olta bir aşağı indirilip, bir yukarı çekmek suretiyle hareket ettirilir. Uskumru balığı çapariye atladığı zaman oltada aniden bir boşluk olur. Bunun sebebi de çapariye takılan balıkların birden yukarıya doğru yüzmeleridir. 0 anda boşluk alınmazsa balıklar çapariyi karıştırabilirler. 1-2 kulaç yukarı alınan çaparinin iyice dolduğundan emin olduktan sonra hiç kalama (boşluk) vermeden olta sandala çekilir. Balıklar takıldıkları iğnelerden kurtarılıp livara atıldıktan sonra çaparinin köstekleri düzeltilir ve yine aynı işleme devam edilir. Av sırasında balık, örneğin 11 kulaçta bulunduysa o kulaçta elimizde tuttuğumuz misinaya bir işaret koymakta fayda vardır. Bu hemen çözülebilecek ve sık olmayan bir düğüm veya küçük kırmızı bir ibrişim parçası olabilir. Balıklar genellikle aynı kulaçta bulundukları için oltayı bir sonraki koyverişte yine aynı yerde çapariye atlayacaklardır. Bu suretle vakit kaybetmeden daha verimli av elde edilir.
 

EfteLya

Banlı Üye
Katılım
8 Ocak 2016
Mesajlar
20,245
Tepkime puanı
0
Puanları
0
Mesleğin
Radyo-Jingle-SosyaLMedya-WebMaster-Forum
Cinsiyetiniz
Bayan
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
Nerden:
35 İzmir
KOLYOZ

uskumruya çok benzeyen bu balık uskumru ile berebar sürüler halinde göç eder. Ayrıca marmara ve ege denizinde yerli türleride bulunur. Tadı uskumruya nazaran oldukça yavan olduğundan genelde tavası yapılır. Ocak ayı en yağlı zaman olduğundan tuzlama için en ideal zamandır. Tuzlaması çok güzel olur.

AV DÖNEMİ : Kolyon balığının av dönemi deniz balıklarının genelinde olduğu gibi 1 Nisan- 1 Temmuz tarihleri arasında yasaktır.

TUTULABİLECEK YERLER : Yurdumuzun tüm sularında bulunur. Kolyoz ülkemizde yaz aylarında Karadeniz'e doğru kısa çıkışlar yaparken ve kış aylarında dönüşte hem ticari hem amatör balıkçılara gün boyu av verir Bunun dışında gündüzleri genelde dibe yakın gezerken geceleri açık sulara çıkarak yemlenir İniş çıkış zamanları dışında en çok sabah güneş doğumu akşam güneş batımı saatlerinde iyi av verir Bazı hallerde girdiği koylarda batıklar çevresinde kısa süreli yatak yaptığı olur, bu durumlarda amatörler bol miktarda yakalayabilir Kışları derinlere çekilerek pek aktif olmayan bir yaşam sürer.

KULLANILABİLECEK YEMLER VE OLTA TAKIMLARI :

ZOKA İLE USKUMRU-KOLYOZ AVI :

Öncelikle ilk belirtmek istediğim zoka ile avcılıkta tercihe göre zoka ve fırdöndü dışında ilave bir aparata (kurşun vs..) ihtiyacınız yoktur.

Zokalar çeşitli boy ve şekillerde olsa da, güvenilir av marketlerden uskumru zokası istediğiniz zaman size uygun olanını verirler. Genelde kullanılan zokayı söyleyeyim. İğne bölümü beyaz renk olacak. (Muhtelif çipura zokalarındaki gibi siyah değil). Hatta bu beyaz renk metal, dış görünüş itibari ile galvanizli gibi görünür. İğne ağız açıklığı (U kıvrımı) bizim klasik çipura zokaları ya da standart 496 serisi kadar geniş değildir. Biraz daha dardır. Büyüklük olarak normal uzun palalı bir iğne ile karşılaştırılırsa aşağı yukarı 2 ölçü iğne ebatındadır. Bölgedeki balık biraz daha küçükse ya da büyükse bir boy küçüğü ya da duruma göre büyüğü (1-3 arası) tercih edilebilir. Zoka tipi pirçol dediğimiz türdendir. Kendinden kurşunu iri ve uzun değil küçüktür. (Farklı tip de zokaların da kullanıldığını gördüm) Şimdi zokalı takım nasıl hazırlanır. Öncelikle her atımda tek bir balığı çekeceğiniz göz önüne alındığında ve çekeceğiniz uskumru ya da kolyozun çok olsa en fazla 400-500 gr. olacağı varsayıldığından takım bu ağırlıkta balığın çekerine uygun minimum incelikte olmalıdır. Yalnız bu arada balığın oldukça mücadeleci olduğu da göz önüne alınmalıdır. Tavsiyem bu iş için kaliteli sağlam 0,25 civarı bir beden misinası kullanmanız yeterli olacaktır. Daha avcı olsun diyenler riski göze alarak 0,20 de deneyebilirler. Şimdi beden misinasını zokaya bağlayacağız. (Bu iş için zokanın ağzına dikkatlice sıkıştırmak koşulu ile klasik fırdöndü düğümünü kullanabilirsiniz) Bundan sonra benim tercihim, bu ağırlıkta balığı çeker, zokanın vaktinden önce dibe inmesine sebebiyet vermeyecek hafiflikte, balığı ürkütmeyecek küçük bir fırdöndü kullanmak.(Zira öyle çekiyor öyle dönüyor ki yakalandığı zaman olta misinasının karışma ihtimali doğuyor) Ancak zoka ile fırdöndü arasında klasik takımlardan farklı olarak en az 2-2,5 kulaç mesafe vermelisiniz. Bu arada hiç fırdöndü kullanmayan arkadaşlara da rast geldim söylemeyelim.Fırdöndüden sonrası (ana olta ipi) aynı boy misina da olabilir, bir boy kalını da. (0,25-0,30 gibi)

Zokaya yem olarak, taze hamsi ya da bulabilirseniz küçük sardalye takıyoruz. Burada da 2 yöntem mevcut. Birincisi, yemi lokma şeklinde;

(balığı bütün olarak boyundan diklemesine eşit parçalara [parçalar ne çok küçük ne çok büyük olacak, takribi 2,5-3 cm arası yeterli] bölüp kesiyoruz (kafayı kullanmayın mazmoz yapın ama kuyruk kısmında kuyruğu da kesip atmayın son lokmayı kuyruklu kullanın bu arada) ve kesilen lokmaları, dikiş metodu ile önce iğneyi bir tarafından saplayıp çıkarıp, döndürüp diğer tarafından da iğne keskin ucu hafif çıkacak şekilde takıyoruz.

İkincisi ise kafayı ve kuyruğu kesip atıp, ortadan ikili fileto çıkarıp, bu filetoları uygun ebatta kesip, parlak tarafları dışa gelecek şekilde yine dikiş diyeceğim yöntemle (2-3 kez batıralım) zokaya takıyoruz.

Yemi taktıktan sonra, balığın av verdiği derinliği ilk bir kaç tecrübeyle ölçmek koşulu ile çok değil 10-15 kulaç kadar açıyoruz ve yemli zokamızı kolumuzun yettiği güçle ileri fırlatıyoruz. Şimdi zoka kendi kurşunu ile salına salına yavaşça dibe inmeye başlayacak, bu arada balılar iştahlı ise daha ilk üç dört kulaçta yeme saldırır, olmuyorsa sabırlı olun ve bekleyin. Bırakın zokanız yavaş yavaş insin. İndiği son noktada yine bir süre bekleyin, olmuyorsa misinayı hafif yukarı kasıp bırakmalarla alttaki zokayı hareketlendirin ve balığı kıskandırın. Bir süre daha bekleyin, olmuyorsa takımı toplayıp, yine atın. Gerekirse yemi bir süre sonra yenileyin. Yakalandığı an usulce tekneye alın, çok aceleci davranmayın.

ÇAPARİ İLE AV

Aslında bu yöntem, ideal olarak İstanbul boğazı gibi akıntılı sularda tekneyi sabitlemeyip, gezintiye bırakarak uygulansa da sabit teknelerde de uygulanmaması için hiçbir neden yok. Zira ben bugüne kadar yakaladığım uskumru-kolyozları genelde demirli tekne ile yakaladım. Ve hep bu işi İzmir sularında yaptım, zira daha boğazda olta atmışlığım yoktur.

Nasıl çapari, hangi çapari:

Bu konuda maalesef, yanlış yönlendirme korkusu ile arkadaşlara kesin bir tavsiyede bulunamayacağım. Sadece kendi gözlemlerimi aktaracağım. Ama öncelikle şunu söyleyeyim, takım çantamdan hiçbir zaman çapari eksik etmeyen biri olarak (kıyıdan gittiğim zamanlar hariç) bugüne kadar piyasada bol bulunan hazır markalı yapay tüylü, pakette görünüş olarak çok istek uyandırıcı ama sentetik olduğu her halinden belli çapari kullanmadım, tercih etmedim. Hep doğal tüylüleri tercih ettim.Bilemiyorum, belki de aksi geçerlidir. Aldığım ilk çapari, yıllar önce onca balık marketi gezip burun kıvırdıktan sonra, şimdi nerede olduğunu bilemediğim İzmir- Konak'taki yaşlı bir ustanın sattığı çapari idi. (Bilenler bilir, Mustafa Fahri amcadan bahsetmiyorum (keza ondan da epeydir haber yok, son olarak hasta olduğunu duymuştum), benim bahsettiğim ihtiyar amca, Konak'ta o zaman da şimdi de özel otopark olarak kullanılan, şimdiki İz-Su binasının arkasındaki arsada köşede küçük kulübesi olan ve olta malzemeleri satan bir amca idi. Çapari 10 iğneli doğal siyah tüylü (ama yekpare siyah değil, kırçıl tabir edeceğim siyah-beyaz karışım), kırmızı ibrişimli bir takımdı. İğne boyu yaklaşık 3 ölçü civarında ve köstek araları, uzun olmayan bir takımdı. Bu takımla yıllar önce pelikan bankı mevkiinde tek çekimde 8 balık rekoru (kendimce) kırmışlığım vardır. O zamanlar bu takımdan bol miktarda alıp uzun süre kullandım. Sonraki tercihlerim ise hep benzerlerini aramakla geçti, ama buldum da. Ancak duruma göre bu süre zarfında uskumru avında benim çapari yeterince iş yapmazken saf beyaz tüylü takımların iş yaptığını da tanık oldum. Keza simlilerin de. Balık bu, ne yapacağı belli olmuyor, havanın, suyun, ışığın durumuna göre huy değiştirebiliyor. Çapari takımı diğer malzemelere göre çok da pahalı değildir, hatta ucuz da sayılabilir. Bu nedenle tavsiyem farklı renk kombinasyonlarında en az 3 takımı çantanızda bulundurunuz. Bir de çapari takımına ne kadar iyi bakarsanız bakın çabuk yıpranır. Tüyler bir süre sonra tuzlu suyun verdiği etkiyle keçeleşir, iş göremez hale gelir. Bu safhada takımı mutlaka yenileyin.

Çapariye hangi Kurşun:

Aslında mümkün olan en ağır kurşun. Ben hiç 150.gr. dan aşağısını kullanmadım. Hatta, zaman zaman kolumun gücü dahilinde 300. grama kadar çıktığım oldu. Bunun en basit nedeni şu; eğer av bölgenizdeki balıklar iriyse ve şansınız da varsa bir kerede 4 ya da 5 den fazla balık takımınıza takılırsa, takımı öyle bir döndürür ve karıştırırlar ki, bazen takım mahvolur ve atmak zorunda kalırsınız. Kurşunun ağırlığı, bedeni aşağı çekerek, bu karışmayı önlemeye yarar. Ama çok ağır kurşun da sizi vaktinden önce yorabilir. Tercih size kalmış.


Nasıl Uygulanacak :
Aslında ideali balığın olduğu bölgede gezer tekne ile uygulanan yöntem. Ama dediğim gibi bu yöntemi hiç uygulama şansım olmadı, yine de buna rağmen demirli tekne ile eğer balık bolsa başarılı avlar gerçekleştirdim diyebilirim. Balık bolsa diyorum, çünkü balık yeterli bollukta ya da iştah da değilse çapari avından yeterli verimi alamazsınız. Hemen yöntem değiştirip zokaya geçiniz. Zira bu iş biraz da sabır ve deneme yanılma yöntemi. Bir de eskiler bazen, eğer yeterli verimi alamıyorsanız çapari takımının bir ya da iki iğnesine kokusuyla balığı cezbetsin diye yem takın derler. Denemedim değil, denedim, ama kesin yargıya varacak sonuç alamadığım için bu konuyu sadece sizin merakınıza bırakıyorum.

Peki ne yapıyoruz?

Çapari tekneden atılıp beklenecek bir yöntem değil. Yorucu ve sabır isteyen bir yöntem. Bu nedenle ben hep sportif bulmuşumdur. Zira bu yöntemle sıkı geçirdiğiniz günün ertesi günü eğer hamlık varsa sanki şnav çekmiş gibi kollarınızda tatlı bir yorgunluk duyabilirsiniz. Önce hedef balığımız uskumru-kolyoz, çok da dibe inmediği (yüzey/orta su balığı olduğu) için, deneyerek, balığın en verimli olduğu derinliği buluyoruz. Başlangıçta çapari takımını, teknemizin bulunduğu mevkiinin derinliğine göre değişse de ilk önce 12-15 metre civarına hızla tartmadan indiriyoruz. Dikkat edin bazen inerken bir anda kurşunun ağırlığı kaybolur, işte bu anda en az bir balık takılmıştır, bu durumda biraz riski göze alarak, hemen misina ipini frenleyip, hafif salınmalarla aşağı yukarı takıma hareket veriyoruz ki meraklı başka misafirler varsa onları da toplayalım (ama bu işi süre olarak çok abartmayalım, her zaman yakalanan bir balık, kaçan 10 balıktan daha iyidir). Bu safhada başka misafirler de gelmişse elbette usul usul takımı yukarı çekiyoruz. İnerken bir hareket olmadı diyelim, indiğimiz derinlikte yine bir süre balığı kıskandırmak için takımı aşağı yukarı hareketlendiriyoruz. Olmadı normal hızda yukarı çekmeye başlıyoruz, birkaç kez bunu yaptıktan sonra hala bir sonuç yoksa, bu kez yukarı çekerken belli mesafelerde durup, takımı aşağı yukarı tartıyoruz. Yine de sonuç alamadıysak, bu kez teknemizin bulunduğu derinliğe göre takımı göreceli olarak daha dibe indirerek yukarıdaki işlemleri tekrarlıyoruz. Keza bazen söz konusu balıkların, hava ve suyun durumuna göre beklediğimizden daha derinde av verdiğine tanık oldum. Aslında tavsiye edilmese bile takımı, 30 metre derinliğe indirip çektiğim anlar bile oldu. Bu iş aslında biraz sabır, biraz macera işi.
 

First panel title

First panel content

Second panel title

Second panel content
Üst