Yeni mesajlar Yeni konular En çok cevaplanan En görüntülenen konu En çok begenilen

En çok mesaj
Kullanıcı
Mesaj
sdC
23,481
TEO
20,703
aSk
19,734
19,093
Eqe
18,253
14,517
11,256
10,990
10,962

bir yanım çılgın nar ağacı; bir yanım buz sarayı.

Güz

TF Üyesi
Katılım
16 Kas 2020
Mesajlar
309
Tepkime puanı
288
Puanları
63
Konum
Ege
Mesleğin
psychologist
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
25
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
İlgi Alanı:
Sokak Canları
şu hayatta neyin zafer, neyin yenilgi olduğuna bir türlü karar veremiyorum, kim ya da nasıl karar verebilir bunu da bilemiyorum.​
bence; tekrar denemek de pes etmek kadar değerli. acıyı, pişmanlığı, ıstırabı, korkuyu da geride bırakmak epey kıymetli.​
mesela aidiyetlik. aidiyetliği kendi zayıflığımız mı meydana getiriyor, birine sahip olma isteği zaaf mıdır?​
yoksa bir yenilgi midir? insanlar birilerine ihtiyaç duyacak ve bunu istemesi sağlanacak şekilde mi yaratılmıştır?​
insan kendi zayıflıklarından ve zaaflarından gayrı tutunacak bir şeyler mi arıyor ve sonucunda da bir takım aidiyetleri mi oluşuyor?​
ben aidiyetin bir yanılsama ve hayal kırıklığı nedeni olduğunu öğreneli beri çok üzgünüm.​
ve bir süredir; seni tamamlayan şeyler senin zaafiyetindir. kendine yetmeyi, kendini beslemeyi başarabilmeli insan. söylemini benimsiyorum.​
bekleyip durur insan, erhan adsay'ın sesinden gelsin. ruha şifa olsun.​
 

Güz

TF Üyesi
Katılım
16 Kas 2020
Mesajlar
309
Tepkime puanı
288
Puanları
63
Konum
Ege
Mesleğin
psychologist
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
25
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
İlgi Alanı:
Sokak Canları
1.jpg 2.jpg 3.jpg


bu sabah yürürken gözlerimi ayaklarımdan alamadım, ne tuhaf. sürekli adımlarımı takip ediyordum. ama bunu kısa tuttum, gezegen her zamanki gibi çok güzeldi bugün. doğal olarak beni de güzelleştirdiği kesin. ama yine de güzelliğimin bir kısmını onda bıraktığım hissi terketmiyor beni. yeniden hayata başlayabilme gücünü içimde hissediyor olmamın coşkusunu, içimde hala bazı şeyleri hüzne dönüştürdüğüm şeyin çarpışmasını yaptığım alışılmış günlerden biri bugün. sevinmek ve üzülmek, ağlamak ve gülmek normal günlerde olduğundan daha hızlı kovalıyor birbirini. lakin cesaretsiz ve korkak değilim, mesela bir farenin yüreği yok bende. belki de öyleyim ve devasa bir korku içinde çırpınıyorumdur. o masalı bilmiyor musunuz? hemen anlatayım o zaman.​
bir hint masalına göre; kedi korkusundan, hayatını endişe içinde yaşayan bir fare vardır. büyücü biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya baslar. büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. kaplan fare, sevineceği yerde bu kezde avcıdan korkmaya baslar. sonunda büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. onu eski haline döndürür. ve der ki -ey fare, sen cesaretsiz ve korkak birisin. sende sadece bir farenin yüreği var. o yüzden sana ben yardim edemem- eveeet, işte böyle. ya sizde hangi yürek var? günün sorusu bu olsun.​
rafta unutulmus, işe yaramaz bir esya gibi hissetmediğiniz, gelişim ve sorgulamalarla dolu bir gün olsun o zaman. doğanın ve duygusal kayıplarımızın yaralarını sarmak ve pür neşe ile dolmak için hala geç değil.​
şahane bir tenorun hayat verdiği melodramma eşliğinde okunması dileğiyle.​
arkasından da anna gelsin, ruha şifa niyetine.​
 

Güz

TF Üyesi
Katılım
16 Kas 2020
Mesajlar
309
Tepkime puanı
288
Puanları
63
Konum
Ege
Mesleğin
psychologist
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
25
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
İlgi Alanı:
Sokak Canları
1.png 3.png 2.png


suyu çekilmiş bir kuyunun dibine düşen taş gibi gürültüler çıkaran içindeki ses, bir türlü susmuyordu kadının. acının bir yerden sonra insanı etkilemediğini​
aksine haz verdiğini duymuştu, bu da öyleydi sanki. içindeki sesin susmamasını umursamıyor hatta artık haz duyuyordu. doğru olabilir miydi bu düşünce,​
ama düşünmeye devam ederse eğer, buraya kadarki çaba ve tüm gayretleri bir çırpıda boşa gitmiş olabilirdi.​
neyi ne için harcadığının çok iyi farkındaydı ve gerçekler tıpkı kangrene benziyordu. hayattaki her sey böyle değil miydi diye düsünmeye devam etti.​
var olma imkanını bulan her şey eline geçen fırsatı değerlendirmeye almıyor muydu? o fırsatlar sonuna kadar kullanılmalıydı. bir hastalık bile başladığı zaman,​
hastayı tüketene kadar hiç durmuyordu. yalanlar da öyleydi, insanlar da. yine de emin değildi. zaten bir süredir hiçbiseyden emin değildi.​
tam bir sey söyleyecek oldu, eliyle ağzını kapattı. sendeledi. duvara dokunup güç aldı, o da hissizdi. ne sıcak ne soğuktu aslında sadece hissiz.​
içinden yükselen duyguya yine hükmetmeye çalıştı kadın, bildiği tek şey buydu çünkü.​
yine ve her seye rağmen; gece çok güzel, herkes ve her sey sevgi doluymus gibi ve her yandan burnuma miss gibi sevgi kokuları geliyor.​
bugün kimin duası varsa kabul olsun, sokak hayvanlarını zalimlerden korusun.​
doymadim, doyamadim sevmelere seni ve klarnet solo ruha şifa olsun.​
ardından da; benim yerime de sev gelsin.​
 

Güz

TF Üyesi
Katılım
16 Kas 2020
Mesajlar
309
Tepkime puanı
288
Puanları
63
Konum
Ege
Mesleğin
psychologist
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
25
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
İlgi Alanı:
Sokak Canları
7.png 8.png 9.png
her sey bir yerden mutlaka döner. vakti gelince bir isaret görürsün ve içini sıkan o şey kendini belli eder, çünkü saklanmaktan artık sıkılmıştır.​
mesela küçük bir kırılma sesi gibi. çıtt.. belki de bir çınlama sesi, kulakta.. ya da kas yırtılması gibi bişey, acılı.​
veya daha büyük bir şey; aniden kopan ve ne varsa önüne katan acımasız bir kasırga gibi dehşet verici. cevabını bildiğiniz bir şey soru olabilir mi peki? olamaz.​
ne olduğundan eminsindir çünkü. bitmiştir, başlıyordur, sallanıyordur, eskiyip bayatlamıştır, acımıştır, kırılmıştır, incinmiştir, soğumuştur, sonunda da büyüsü bozulmuştur. velhasıl, biz bir çok soruyu kendi kendimize oluştururuz. hepsi bu.​
senden yanımda/yakınımda olmayacağın zamanlar için biraz biriktirebilseymisim aslında ne tatlı bişey olurmuş. hep mutlu ol lütfen.​
sahip olduklarının kıymetini bil, sahip olamadıkların ise zaten senin kabahatin değildi.​
güne çığlık bırakmak isteyenler için, en sessiz ve en uslusundan bir kırım ezgisi.​


 

Güz

TF Üyesi
Katılım
16 Kas 2020
Mesajlar
309
Tepkime puanı
288
Puanları
63
Konum
Ege
Mesleğin
psychologist
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
25
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
İlgi Alanı:
Sokak Canları
onunla, aylarca sürecekmiş, sanki hiç bitmeyecekmiş gibi düşündüğüm bir dengeye kavuşmuştum. evet, tam tanımı bu.​
bu durum, bende evrenin merkeziymiş izlenimi uyandırdı hep, eşsiz bir varlıktım doğrusu. ince bir ruhum vardı ve bunu görebiliyordu.​
bense bunu onun gözleri önüne sermekten çekinmiyordum. vahşi tutkusu, nadir yaşanacak sarhoşluk gibiydi. hayrandım kendime.​
hayrandım her seyine. ruhunda, beni olmak istediğim gibi tarif eden bişey vardı. harikulade bir şey.​
ve bildikçe birikiyor insanın içindekiler. biriktikçe, akla yürüyor acımasız kelimeler.​
bu dünyada, insanın elini uzattığın tarafından katledilmek kadar acı bir şey daha var mıydı diye düşünmeden de edemiyor sonra.​
ama birini ayıkken düşlemek lazımmış, aşıkken değil.​
 

Güz

TF Üyesi
Katılım
16 Kas 2020
Mesajlar
309
Tepkime puanı
288
Puanları
63
Konum
Ege
Mesleğin
psychologist
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
25
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
İlgi Alanı:
Sokak Canları
sanırım kendimi iyi hissetmiyordum.​
şarkı söylemeye başladım.​
tek tek dolaşıp odaları şarkı söylüyordum.​
mutfak, salon, yatak odası. hatta banyo, evet evet banyo.​
heryere bakmaya başladım sonra.​
ama heryere.​
bişeyler arıyordum sanki.​
odamı dağıttım, tüm kıyafetlerimi attım yere.​
biliyorum, bişey eksikti.​
ama ne?​
bağırdım birden.​
evet, kulaklarım sağır olursa.​
hemde kendi sesimden.​
beynim çalışmayı durdurur gibi geldi bana.​
kalbim de durur muydu acaba?​
eksiği bulamamıştım.​
kahve yaptım.​
ama hiç ağlamadım.​
içimden küfür etmek geliyordu ama.​
yahu bu küfür nasıl ediliyordu?​
odama geldim.​
duvar saati tik-tak yaptı.​
ama zaman geçmiyordu bi türlü.​
kahveyi döktüm.​
telefon çaldı.​
açmadım, kimdi acaba?​
saate baktım.​
yirmi dakika olmuştu bi de yanında otuz saniyesi vardı.​
yemek yedim.​
evi toplamaya başladım.​
gittim, yine kahve yaptım.​
eksik olduğu yerde duruyordu.​
ve acı ve özlem ve huzursuz bir hüzün.​
kötülük yapmayi dusundum. zor geldi.​
hem, nasıl yapılırdı ki?​
saate baktım yirmiyedi dakika otuz saniye.​
oturdum. ayağa kalktım.​
bilgisayarı açtım. tekrar kapattım.​
şarkı söyledim. şiir okudum, umursamadım.​
duymadım, düşünmedim, hissetmedim.​
canım yandı.​
yansın, sanki nolacaktı ki?​
evet, midem bulandı. perişandım.​
ama hiç ağlamadım.​
09/01/21, cumartesi​
bu da sarkisi olsun madem.​
hem bazı şarkılar birisini cüretkar bir biçimde seni hayatına davet eder gibi sanki.​
sıradaki belki de sensin. bu defa başka
 

Güz

TF Üyesi
Katılım
16 Kas 2020
Mesajlar
309
Tepkime puanı
288
Puanları
63
Konum
Ege
Mesleğin
psychologist
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
25
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
İlgi Alanı:
Sokak Canları
bazen cevaplar,​
zorlugu cozmeye dair icgudusel cabadan bir olcude siyrildiktan sonra belirir.​
hem de hayrete dusuren bir berraklikla.​
 
  • Beğen
Tepkiler: sdC

Güz

TF Üyesi
Katılım
16 Kas 2020
Mesajlar
309
Tepkime puanı
288
Puanları
63
Konum
Ege
Mesleğin
psychologist
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
25
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
İlgi Alanı:
Sokak Canları
aslında bu ne paranoyaklik, ne de önyargi ile iliskilendirilmeli.​
ama her zaman dediğim ve hep diyeceğim gibi ayni fikirde ve çizgide olmadığım kişilerle konuşmak bir zaman sonra​
karşı taraftan illaki sürdürülmek istense de; kişi sizi şu yukarıdaki ilk cümle üzerinden değerlendireceği için,​
iyi günler deyip çekilmekte her daim fayda vardır.​
ve şunu da unutmamak gerekir, beden dilini ve dış görselliğini kullanan ve kişiliği hakkında yanıldığımız​
kişiler hep vardır. sadece, bunu profesyonelliğe dökmüşlerden korunmak gerekir.​
 

Güz

TF Üyesi
Katılım
16 Kas 2020
Mesajlar
309
Tepkime puanı
288
Puanları
63
Konum
Ege
Mesleğin
psychologist
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
25
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
İlgi Alanı:
Sokak Canları
2bkv1.pngsesimin rengini seviyorum seninle, ses tellerimin üstünde kuşların kanat çırptığını görüyorum.
cümlelerime hep ve daima seviyorum-ların bulandığını farkediyorum, varlığından uzak kendimi kötü hisle doldursam da,
bir araya geldiğimizde çok daha güçlü, özel, iyi ve iyileşmiş hissediyorum. seni daim göz hizamda, bizi hep yanyana istiyorum mesela.
iyiki varsın babacım. iyiki senin kızınım.
 
Son düzenleme:

Güz

TF Üyesi
Katılım
16 Kas 2020
Mesajlar
309
Tepkime puanı
288
Puanları
63
Konum
Ege
Mesleğin
psychologist
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
25
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
İlgi Alanı:
Sokak Canları
ben, hata yapmaktan güzellikleri mi göremez oldum, yoksa sen mi mükemmelsin?
bildiklerim kötülüklerden ayrı koymuyor beni, ama nasılsa seni koruyabiliyor. söylesene bunu nasıl yapıyorsun?
şarkısı da sen ol hadi; kusura bakma iş işten geçti, olamayız artık eskisi gibi.
 

Güz

TF Üyesi
Katılım
16 Kas 2020
Mesajlar
309
Tepkime puanı
288
Puanları
63
Konum
Ege
Mesleğin
psychologist
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
25
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
İlgi Alanı:
Sokak Canları
arthur schopenhauner, askin metafiziginde demis ki; aslında aşk, başka bir benzeri olmayan bir yanılsamadır. her insan kendisinde eksik ve noksan gördüğü şeyi sever. sonra hızını alamamış devam etmiş ve demiş ki; aşk, insan türünü sürdürmek için bireye kurulmuş tuzaktan başka bir şey değildir. yazarı, kadinlari akil yoksunu olarak gördüğünü anlattığı ``aşka ve kadinlara dair`` adlı kitabı ile tanıdım, doğrusu hic sevmedim. sonra da kitap amaçlı değil ama 1800 lü yillarda tez amaçlı yazdigi askin metafizigi ile tanimaya devam ettim. babasi zengin bir tüccar, annesi de roman yazan bir edebiyatçıymış. anne ve babasi mutsuz bir evlilik sürmüş. 9 yasindayken babasi evlerinin çatısından atlayarak intihar etmis. babasına çok baglı oldugundan mütevellit, bu durum onda travma yaratmıs, arkasından da annesi tarafindan terkedilince ondan hep nefret etmis, bu travmalari uzun yıllar boyunca atlatamamış. annesinin cenazesine bile katilmamis dusunun oyle bir nefret. anne nefreti ona kadinlardan da nefret etmeyi getirmiş malesef.
aklımıza burada kim geliyor başkaa, tabiki nietzsche. o da salome yüzünden kadınlara hep bir düşmanlık beslemiş. velhasıl, schopenhauner gibi nietzsche de aklimda hep kadin dusmani bir filozof olarak kalmis. yani demek oluyor ki; alın size bir kadın düşmanı daha. nietzsche de, salome den sonra kadınları hep örselemiş ve küçümsemiş.
salome, kendisine dayatılan kalıplaşmış gelenekleri ve kuralları reddeden, zamanının en özgür kadınlarındanmış ve nietzsche salome ye hisleri sebepli kadınlara düşman olmuş. pekiiiii nietzsche ne demiş aşk için; insan arzularını sever, arzuladıklarını değil demiş. nietzsche ağlıyorsa veya salome yüzünden ağlamıs, salome den duygularına karsilik alamamissa, bunda ne salome nin kabahati olmali ne de tüm kadinlarin. öyle değil mi?
şunu da eklemek lazım, tarihsel olan hiçbir şey bütünüyle ak ya da bütünüyle kara değil zannımca. okuduklarimiz ve anlatilanlar, edebiyat olsun tarih olsun bütünüyle doğruyu asla bize vermiyorlar. yani sanırım, tam emin de değilim tabi.
böyle saplantili yazarların saplantili duygularından kurtulmak istememeleri de garip geliyor bana. fakat salome ye hayranlık besliyorum. nietzsche, freud, rilke yi de kendisine aşık etmiş eşsiz bir kadinmis dogrusu. bizde de tomris uyar var mesela, ülkü tamer, edip cansever, cemal süreya, turgut uyar ı kendisine aşık etmeyi basarmis yine hayranligimi kazanmis bir kadin.
farkettim de; ince eleyip sık dokuyor, detaylara takılıyorum. hayır obsesif değilim.
 

Güz

TF Üyesi
Katılım
16 Kas 2020
Mesajlar
309
Tepkime puanı
288
Puanları
63
Konum
Ege
Mesleğin
psychologist
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
25
Burc
Başak
Memleket
35 İzmir
İlgi Alanı:
Sokak Canları
selam pazartesi, merhaba dünya.

iki gündür amy winehousa şarkilarina takildim, kurtulamıyorum ve son günlerde hiçbir sey beklediğim gibi çıkmıyor, attığım adım kadar da yerimde saydığımı görüyorum. hayır, beklenti ile yaşamıyorum. bazı söylemleri aklıma düğüm yapmis olabilirim ve onlar çözülecek gibi değil. cok kısa iletişim bende kaos yaratıyor, neden olduğunu hiç bilmiyorum ama o nedeni araştırıyorum. mesela keşfe izin vermiyor bu durum, hayal kurdurtuyor insana, merak yaratıyor (çok saçma) aptal sevinçlere itiyor. (çok saçma) oysa, temas gücüne inanıyorum. temas halinde olmama keşfetmeme izin verse, belki de keşfettiğimde ondaki gizemden hoşlanmayacak, gördüklerimden iğrenecek ya da sergilediği kişilik onu sevme olanağımı azaltacak. jung un da dediği gibi, gerçekten de insan için en büyük tehlike açlık, deprem, salgın vesaire değil, yalnızca insanın kendisi. ve Güz yine hırsın kazandı, ama eminim ki kalbin üzgündür dimi. evet üzgün.

kendinize söz geçirebildiğiniz günlerden bir gün ve hafta olsun.
 

Odkrain

Clay
Yönetici
TF Süper Moderatör
Katılım
8 Ocak 2020
Mesajlar
93
Tepkime puanı
66
Puanları
18
Konum
istanbul
Mesleğin
Social engineer
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
1983
Burc
Balık
Memleket
66 Yozgat
Nerden:
34 İstanbul
İlgi Alanı:
ilgisiz
ne kadar seviyorsun desen;
``NAR`` kadar derim..
dışımda bir ben görünürüm
içimden binlerce ``SEN`` dökülür...
 

First panel title

First panel content

Second panel title

Second panel content
Üst