Yeni mesajlar Yeni konular En çok cevaplanan En görüntülenen konu En çok begenilen

En çok mesaj
Kullanıcı
Mesaj
sdC
23,132
TEO
20,703
aSk
19,734
19,019
Eqe
18,253
14,486
11,256
10,990
10,962

''Forever Carpediem''

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun
hani bir an gelir, yamacındasındır yüce bir dağın. bakarsın aşağı, gözünde büyüyen, kıyafetiyle, makamıyla, güzelliğiyle diğerlerine üstünlük taslayan insanlar küçücük kalır gözünde.

özüne dönersin, dünyanın dışından da ben bu kadar küçük görünüyorumdur herhalde dersin.

güneşten pek haz etmesende kafayı kaldırıp gökyüzüne bakarsın. eylül gününün davetsiz misafiri bulutların arasından yırtarak gelen ışık huzmeleriyle sana konuşmak istiyordur adeta. doğru ya, günün yarısında söz hakkı var, sen de konuş be güneş. karanlık gecede köşe başında beliren adamın verdiği ürperti gibi, ayrılırken arkasını dönüp giden sevgilinin adımlarının ritmik ızdırabı gibi, asla karşılaşmadığın öteki yarının hayatının uyandırdığı merak gibi senin de var olmaya hakkın var.

Erhan Güleryüz- Diyemedim


------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

neler hissettiğimi anlamlandıramıyorum. herhangi bir güvenim kalmadı ne yanımdakilere ne de geleceğe. fiziki olarak bundan kat be kat daha yalnız olduğum çok zaman oldu ancak içimde bulunduğum ve sürekli sarıldığım yalnızlığımın ne kadar kırılgan olduğunu, paylaşılıp kaybedilince eski balansına dönmesinin ne zor olduğunu, bunun getirdiği paniğin insana can hıraş birşeylere tutunmaya çalışma çabasının sadece daha da fazla batırdığını görmek bildiğim şeyleri tekrar hatırlamama ve tekrar büyük bir hezeyana girmeme sebep oldu.

umudumun artık iyiden iyiye olmadığını ve artık olmasını istemediğimi biliyorum. sadece uyumak istiyorum.


------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

hani bazen bazı şeyler vardır, aslında hiç de umrunda olmadığını düşünürsün. ne olursa olsun ilgilenmiyorum dersin, zihninde yaşatsan da durumu bir değeri yoktur senin için, kafaya takmazsın. ama sonra ansızın, durup dururken o umrunda olmayan şeyin gerçekleştiğini görürsün.. o an ki göğüs sıkışmasını nasıl tarif edeyim ki ben şimdi. nasıl anlatayım canımın yandığını. nasıl bahsedeyim bende yarattığı tahribatları. boğazımda yutkunamadığım bir kitle olarak kaldığını nasıl hissettireyim. yapamam ki. olmaz.. tarif edemem ben bunu. katettiğim yollar, bulduğum kaçışlar, elde ettiğim sonuçlar hepsi boş şu an. tek bir hareketle başa döndüm, tek bir olayla devrildim..

güçlü olmakla güçlü görünmek arasında fark vardır. ve ben hep güçlü görünen oldum, duygularımın altında ezilsem de güçlü hissetmek istedim ama yok, hayır. kendini kandırmak başkalarını kandırmaktan daha kolay. ve ben kendimi kandırarak aslında en büyük güçsüzlüğü ilk önce kendime gösterdim. şimdi ise güçlü görünmek istemiyorum, sadece bazı şeylere dayanabilmeyi istiyor ve gerekirse ezilmeyi göze alıyorum.


-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------



-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------​

kendime not: çok büyük hayallerin var; çok büyük ve gerçekleşmesi tamamen senin elinde olan hayaller. hiçbir şeyin, hiçkimsenin seni düşürmesine izin verme. düştüğün yerde kalk ve sana uzanan elleri gör. kendinden asla şüphe etme, hepsini başaracaksın. kendine güven yeter.
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun
mutlululuk, hedefi olmalıyken hayatın ve dilimiz binbir türlü yalan yanlış laf üretirken günler geceler boyu, nedense bir türlü kurmadığımız, kuramadığımız cümle: çok mutluyum.

hatırlıyor musunuz ne zaman söylediğinizi en son: çok mutlu olduğunuzu?
peki ya ne zamandı son duyuşunuz, mutlu etmek için dünyaları yakabileceğiniz kişilerden herhangi birinin çok mutlu olduğunu?

söylemekten, duymaktan geçtim: en son ne zaman hissettiğinizi mutluluğu böyle çok çok, hatırlıyor musunuz?
sonrasında değil tabi: sırasında... mutluluğun farkına vararak... hatırlıyor musunuz?

ıskalıyoruz hayatı boyuna ve unutuyoruz niye yaşadığımızı...
bir damla farkındalıkla hiçlikler çokluğa dönüşebilir oysa...
"çok mutluyum" diyerek çok mutlu edebilirsiniz birini mesela...​

ve..

ey kalem, birden çalışıver, aşka gel. düşüncelerimi ölümsüzleştir. budur bana en büyük mutluluk.
yolda yürürken yaşlı bir insana yardım etmek, sevgilimle sahilde martıları seyretmek, televizyonun kanalını değiştirmektir mutluluk.

dağlara doğru bağırdığında onun yankısını duymak, yolculukta otobüsün penceresinden dışarı bakmak, sevgilinin yolunu gözlemektir mutluluk. her adım farklı haz her dakika ayrı azap ama mutluluktur ikiside. vuslatı beklemektir. vuslat mutluluğunun, ayrılığın azabı ve acısı olmadan ne anlamı olur. kavuştuğunda çok sevinmek için, ondan ayrıldığında çok üzülmen gerek. kim giderken sevindiği birisinin dönüşüne sevinir ki?

bir hediyede gizlidir mutluluk. belki de bir bardak suda. sabah uyanınca "günaydın" diyen birisinin hediyesidir mutluluk.

mutluluk ne sarayın şaşalı görünümünde ne de gecekondunun garib duruşunda. huzurlu bir aile ortamıdır onu bize veren. ne o eşsiz saray ne de yıldızların üstünde hayat.

mutluluğu aramak mutluluktur. o ulaşma isteği, bize birşeyler yapma gücü verendir. heyecanlı bir bekleyiş sonunda bir bebeğin ağlamasıyla başlar, acı bir fren sesiyle sona erer.

galatasaray'in gol atmasıdır. her pas ayrı bir çoşku her atak ayrı bir heyecandır bizim için, budur bizi mutlu eden.

gözlerinin içindeki parıltıya ne oldu?
bana bütün mutluluğu veren oydu.
oydu aşkımızı anlatan.
aşkımızın süresimi doldu.​
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun
kendini anlatmayı çoğu zaman seven biri oldum ben. aynı zamanda farklı kelimelere ve farklı cümlelere şans verilmesi gerektiğine inananlardan biri de oldum. ve kendini anlatırken çoğu zaman farklı kelimelere, farklı cümlelere şans veren de oldum.

kendimi özetlediğim kelimelerim, özetlerinde kendimi bulduğum cümlelerim var benim.

ortamın ciddi ya da rahat olmasından bağımsız, o an kendimi nasıl anlatmak istiyorsam öyle anlattığım zamanlar oldu. en iyi zamanlardı, en kötü zamanlardı. benim zamanlarımdı. benim kelimelerim ve cümlelerimle, benim söylemek istediklerimle geçen güzel zamanlardı.

ben kim miydim?

ya da,

ben ne miydim?

kendimi birilerine anlatmak durumunda kaldığım zamanlarda, ben ne istersem ya da kim istersem o oldum.
ben bazen, karıncalara alerjisi olan ve karıncadan başka her şeyi yiyebilen bir karıncayiyen oldum.

ben bazen, her ne kadar hiçbir zaman tam olarak dolduramayacağımı bilsem de etrafımdaki uzay boşluğunu güzel olan ve sevdiğim şeylerle doldurmaya çalışan özgür bir astronot oldum.

ben bazen, insanlar karanlık bir sokakta yürümesin diye aydınlatabileceği kadar yeri aydınlatmaya çalışan iyi niyetli bir sokak lambası oldum.

ben bazen, kitaplığın birinde unutulup tozlanan ama günün birinde birisinin gelip hem tozumu alacağına hem de beni okuyacağına inandığım iyimser bir kitap oldum.

ben bazen, sadece gelecekte neler olacağını görmek için bile yaşanması gerektiğini düşünen umut dolu bir su kaplumbağası oldum.

ben bazen, saçma sapan bir yerde yolunu kaybetmiş olan birine umut aşılayan ve yön gösteren, üstündeki yazıları zamana yenik düşüp yer yer silinen yardımsever bir trafik tabelası oldum.

ben bazen, duyabildiği için çok şanslı olan insanların en güzel müzikleri dış dünyadan koparak dinlemesi için gerekli olan inatçı bir kulaklık oldum.

ben bazen, birbirlerini ya da o anki aktiviteyi çok seven iki ya da daha fazla insanın üzerinde özgürce sevişebildiği misafirperver bir yatak oldum.

ben bazen, tanrı istediği için değil, ağaç artık istemediği için düşen kırgın ve sarı tonlarında bir yaprak oldum.
ben bazen değil, çoğu zaman gerçekten çok düşünceli ve çok eğlenceli biri oldum.

ben elimden geldiğince her zaman saygılı, düşünceli ve nazik biri olmaya çalışan biri oldum.

hem istediği her şeyi özgürce yapan neşeli bir penguen, hem de acaba ben istediğim şeyi özgürce yaparken başka insanlar zarar görür mü ya da rahatsız olur mu diye düşünen naif bir kelebek oldum.

ben her zaman, her şeyden önce iyi bir insan olmak istedim. çünkü iyi bir insan olmak, bir insanın yapabileceği en güzel başlangıçlardan biriydi. ve bu her zaman da geçerli, yani iyi bir insan olma isteğimin hep devam etmesini istiyorum. iyi bir insan olup olmadığımı düşündüğüm zamanlar oldu tabii ki de. ama kendime elbette hiçbir zaman, ben iyi bir insanım demedim. önemli ve doğru olan, bunu diğer insanların söylemesi ve diğer hayvanların çeşitli ses ya da hereketlerle anlatmaya çalışması. ''sen, iyi bir insansın.'' cümlesini başka bir insandan duymaktan ya da bir hayvanın ''keşke aynı dili konuşuyor olsaydık da, iyi bir insan olduğunu söyleyebilseydim'' duygusunu sana geçirebiliyor olmasından daha güzel ve daha özel başka bir an var mı bazen bu hayatta?
galiba az önce kendimi anlattım. biraz. içimden ve elimden geldiğince. öyle işte.


Carpediem / Mahmut​
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun
hata yapan insandır. nedendir bilmem böyle insan kendini çok güçlü, çok olgun, süper falan hisseder.

hayatta karşılaştığı büyük ya da küçük ne varsa hep kendi atlatmaya çalışır. kimseden yardım beklemez. bir valiz mi taşınacak? 100 kilo olsa kendi taşır. ailesinde problem mi var? kimseye anlatmaz. maddi sıkıntıya mı düştü? gider taş taşır.

oysa ki bu insan bilmez ki; sorunlar paylaştıkça gerçekten azalmaktadır. yalnız paylaşılacak kişiyi iyi seçmek gerekir.

bazen paylaştığınız insan çözüm bulamaz lakin sizinle üzülmesi, sizinle sinirlenmesi bile yeterlidir. karşınızda sizi anlayan biri olduğunu görmek büyük nimettir. yükünüzü hafifletir. sorunlarınıza bakış açınızı değiştirebilir. sizi bir şekilde rahatlatır.

aslında güçlü olmak büyük bir meziyet değildir. iyi bir şey de değildir. yalnızlık insanı yıpratır, üzer. her şeyle insan kendisi baş edemez. her şeyi kendisi çözemez. her şeyi kendi atlatmaya çalışan insan gün gelir patlar.

evet, tahmin ettiğiniz üzere ben de böyle bir insandım. içim hönkürerek ağlasa çevrem bilmezdi. kimseye anlatmaz, kimseyle konuşmazdım. sonra arkadaş masalarında gözlerim dolarak anlatmaya başladım. kendimi tutamıyordum. en ufak sorunlara hıçkırarak ağladığım günler oldu. çünkü bir yerden sonra doldum, taştım. patladım işte.

şimdi de herkese her şeyimi açmam ama birkaç yakın arkadaşım var, onları darlarım. genellikle çözüm bulamazlar
yine de birlikte üzülmek/kızmak da yeter. siz de yapın. o gururunuzu, egonuzu bir kenara bırakın. bilirim tek başına bir sorunun üstesinden gelmek büyük hazdır ama bazen başaramazsınız. o sebepten başarısızlıklarınızda sizi yargılamayacak dostlar edinin.

hayat tek başına sorun çözmek için fazla zor.
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun
bir ölüm haberinin ilk cümlesidir bazen: "kalbine yenik düştü" .
öldü yani demek ister. kalbe yenik düşmek; savaş alanında bırakmak mıdır bir bedeni ve ona tutturulmuş anıları... yavaşça ayrılmak o meydandan; peki o 21 gramlık şey teşekkür edip yaşanmışlıklara ayrılırken hakkaten yenik düştüğü şey kalbi midir ?

kalp bedende bırakılmış kanlı bir sakatat gibi kızartılacağı tavayı bekler mi?

kazananı olmayan bir savaştır bu; yel değirmenleri gölgelerini toplayıp çoktan kaçmıştır ganimetleriyle.

"gençliğinin baharında kalbine yenik düştü. bu kadar erken olmamalıydı..." tadında bir üçüncü sayfa haberinde bırakabilir mi insan herşeyini?

kim bilir....

2 devlet tek millet!
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun

bir sis perdesi içinde yaşayan bedenler nasıl ki göremezlerse az ilersinde olan biteni, biz de o durumdayız işte... kiminin uyanmak istediği, kimininse uyanmaktan korktuğu bir rüyayı öyle benimsemişiz ki, hayat demişiz adına... cehennemi burada yaşadığımızı fark edememişiz. kararlarımız kara bağlamış, beyaza çıkamamışız...

beyazlar rüyalarda kalmış, biz, bakakalmışız ardından. aynadaki "biz" e isyan etmeyi unutmuşuz. o kadar inanmışız ki bize öğretilenlerin doğru olduğuna, kendi doğrularımızı korkmuşuz söylemeye. utanmışız aynada gördüğümüz yüzle yüzleşmeye... yüz bulamamışız içimizdeki "biz" e merhaba demeye. yaşamak, öğretilmiş bize, nasıl yaşayacağımız sorulmamış... doğru ve yanlış öyle bir bastırılmış ki ruhumuzun derinlerine, yanlışların doğru, doğruların yanlış olduğunu düşündüğümüzde bile nefes alamamış düşünceler, bize öğretilen ruhun altında.

kendimizi cezalandırmak, bizi cezalandırmalarından daha az acı verir olmuş. oysa bilinmez mi ki; en büyük ceza, kişinin kendine verdiği yük ve yaptığı baskıdır... öyle korkmuşuz ki içimizdeki "ben" in doğrularını söylemekten, tüm öğretilenler doğru sayılmış yaşamak adına...

artık tüm cesaretimizi toplayıp, tüm korkularımızı yenip, bu rüyadan uyanmanın, ve "hayır!" diye haykırmanın zamanıdır. ne korkularımız engel olabilir varlığımızı, tüm öz benliğimizle hayata sunmaya, ne de engin gücünü yıllarca omuzlarımızda hissettiğimiz önü sisli, arkası boş ayna... artık aynadaki yüzüm ile yüzleşmeye de cesaretim var, doğru bildiklerimin, öğretilenlerle çatıştığı noktada sesimi yükseltmeye de... sarsılın... uyanın o derin kasvetli uykudan...

bize öğretilen bir yaşamdan, tüm anları dolu dolu hissedilen bir yaşama uyanın... yüreğiniz ve siz, en doğru ve en gerçeksiniz...
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun


bazen bu koca "acı" dolu hayattan biraz soyutlanma amacıyla uykuya dalmaya çalışırken veya "zevkli" gördüğünüz bir işi yapmaya çaba sarf ederken o mütemadi "susmayan" benliğiyle ortaya çıkan iç ses.ve bazen "aşk"tır,mutluluğa gebe "umutlar" veren insana ve bazen gene "aşk"tır,acı deryalarında yüzmeler bahşeden dertler ile..soluksuz bir bekleyiştir bazen gelmesini isteseniz de istemesenizde "olmasını" beklediğiniz hüküm verilecek davalarda..ve bazen de "izahı" olmayan hayat cebelleşmeleridir o sesin anlattıkları..

siz susarsınız,onun çatallaşmış ve bazen de sözde "umut" verebilecek "naif" sesi başlar konuşmaya..anlattıkları pek yabancı değildir çoğu zaman,bilirsiniz sizin mahalledeki kavgacı hanımefendinin sesine çok benzer,hatta o gıcık olduğunuz kahve delikanlısına bile benzetebilirsiniz..bi yerden sonra o "bilindik" sözlerin dışına çıktığını,"acı" veren "yabancı" hulyaların aksini yansıttığını görürsünüz..ve sizi "sizin" kadar çok sevmeyen insanları anlatır,hiç durmadan..durduğu anda bitecek sanırsınız o sadece rüyalarda varolan insanlar gibi..ama bilirsiniz o "durmayan" hayatın ta kendisidir..

kalbinizi kıranlar,sizi umursamayanlar,"karşılık" vermeyenler ve "sevebildikleriniz" bu hikayenin baş kahramanlarıdır..hiç bitmeyecek bir oyunun baş kahramanlarıdır,kadrolu,işten çıkartılmayan..ve çaprazdan hafif "tebessümvari",kısık bakışların, pembemsi gamzelerin,simsiyah gözlerin,kırvrık ve dümdüz saçların,içten peltek gülüşlerin bu "oyunda" büyük rolleri vardır..
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun
güneşin cıvıltılı kuşlarla doğması ve ağaçların yeşil yaprakları arasından akıp giden bir sam yeli. bugün sağımdan kalktım. hayatımda ilk defa sağımdan kalkmamın şerefine yağmur yağıyordu. ıslaktı yollar. buğuluydu araba camları. çıplak ayakla ıslak kaldırım betonlarına basarak yürüdüm. bisikletimin kilidini çözüp bindim. selesi ıslaktı oturdum. pedala sertçe bastım. canım yandı. hızla yola koyuldum. sokaklar ve caddeler gözlerimden vızır vızır geçiyordu. aklımdan hep o geçiyordu. aniden yolun ortasında durdum. saate baktım. akrepsiz ve yelkovansız kalmışlığıma bilendim.

biliyorum, bir gün bu anlamsızlığımın anlamı bulunacak. anlamıma kavuşucam ve ona sımsıkı sarılcam. çok iyi biliyorum. ama kaç ay zaman var zamanın hıphızlı geçmesini diliyorum. tüm saatlerimi kurdum. o günün gelmesini bekliyorum.

sonra cemal süreya dizeleri geçiyor aklımdan. gülümseyerek tekrarlıyorum: ”ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken / bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti / çünkü iki kişiydik”. arabalar korna çalarak, laf söyleyerek yanımdan geçiyor. film sahnelerindeki gibi her şey bulanık. sesler anlamsız.

yıllar önce düşmüş bir uçağın kara kutusunu aldım. saçma sapan bir mezattan. aldım. bisikletime taktım. söylediklerimi bire bir kaydediyor. bir kaza olursa yüzde yüz benim suçlu olduğumu bilecekler. kimsenin başını ağrıtmadan öleceğim. sonra dur diyorum kendime. saçmalama. sevdiceğimi düşlüyorum. onun kokusu geliyor burnuma. kulaklarım onun sesini işitiyor. onu çok özledim. yağmur gözyaşlarımı gizlemiyor. adını sayıklayarak hayallere dalıyorum. ona kavuşacağım günü düşünüyorum. düşlüyorum.

hala yolun ortasında duruyorum. bilmediğim bir şehrin ortasındayım. bir turist gibi yalnızım. saçlarım bir turist gibi dağınık. tek eksiğim elimde bir haritam yok ve de burda olmak için geçerli bir nedenim…

sadece buradayım. işte bu yolun ortasında. dikiliyorum öylece. sabahlar beni çok ürkütüyor. kara kutum açık. yola devam ediyorum. sevgilimin hasretiyle ağlıyorum.
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun
bilinmezlerle dolu renk..bir gecisi anlatir gece mavisi, gorunenden gorunmeyene bir akis..gizemlidir, sirlarla doludur, belki de beklenmedik seylerin yasanabilecegi sozlerini saklar sizin icin.. derindir, ama yumusak, kadife gibi..sizi sarar, belki huzunle, belki de umutla ya da kosebasindan cikabilecek turlu hinzirliklarla..

zengindir ve doludur huzurla..olasiliklarin saklandigi sandiktir belki de, kucuk bir cocuk yapar sizi merakla neler gelecegini merak eden..duygularinizi fisekleyen renktir gece mavisi, insana boyle duygu ishaliyle gulumseyerek makale yazdirandir kendisi..






gece olunca gökyüzünün siyaha bulandığını sanmak yalandır.kötümser bakış belkide.gece mavidir.koyu bir mavi.binlerce yıldızı içinde barından şefkatli bir mavidir gece mavisi.bir o kadar saklayan gizleyen örten bir mavidir o mavi.

kusurları örtmede gece gibi ol demiş merhamet insanı mevlana yani gece gibi,gecenin o mavisi gibi şefkatle dolu,kusurları örtücü bir o kadar da sabahı karşılayacak kadar cesaretli ol...

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

gariptir ki o sessizlikte sanki yapılacak o kadar çok şey varmış gibi, bir şeyler kaçırıyormuşcasına uykusuz kaldım senelerce. hala da devam ederim buna. ertesi gün pişman olunacağını bile bile oturulur öylece. sessiz ve siyahtır. bakmayın öyle dediğime, bir şeyler kaçırdığınız yoktur aslında, yapılacak bir şey de...

evin içinde nasıl güvenli ve huzurlu hissediliyorsa, dışarısı da bir o kadar ürkütücüdür.

insanın kendisiyle kalabildiği, kendisini dinleyebildiği vakittir.

sonra... sessizliği dinlemektir hece hece.

bir yeriniz ağrıyorsa azar bu saatlerde, sabaha karşı dinlenecek, dinecektir.

dünden kalan bir artık gibidir.


/-Cahit sıtkı'nın da dediği gibi:



"âlemde gündüz gönlüme işkencedir;

bence bayram ufukta gün bitincedir."
 
Son düzenleme:

TheGirLinBlack

gє¢єує αşıк вιя кα∂ıиı güиєşιи уαραмαzѕıи..
Yönetici
TF Root
Katılım
24 Haz 2019
Mesajlar
69,429
Tepkime puanı
35,753
Puanları
1,907
Konum
Almanya
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
28
Burc
Koç
Memleket
35 İzmir
Nerden:
Avrupa

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun

liseden beri dinlediğim şarkı. romantik bir ergendim ben. aslında çocukken de romantiktim de ergenin romantiği, melankoliği daha fena, daha eflatun.

şarkıyı dinleyip dinleyip, sevgili anlamında yerine koyamayacağım kimsem olmayışına rağmen, içim parçalanır gibi dinlerdim. mideme otururdu bir şey, resmen gözlerim aşağı düşerdi üzüntüden. salak bir öğrenci sırasında uzak denizlere dalardım sanki.


ne bir avuntu ne de biraz ümit
ne yaptın bana nedir bu sessizlik
içimde birşey acıyor sen gelince aklıma
her şeyi
yerine sevemem
razıyım yapayalnız tükensim yıllarım ama
yerine sevemem
olmuyor denedim yine de yerine sevemedim her şeyi​
...

ya arkadaş bunlar nasıl sözler ya. öyle ölmem füze at lafını ilk defa kullanmak istiyorum. allah belamı vermiş, gel sen de bir parça toprağı esirgeme filan diyesim geliyor.

keder kuyularında yüzüp, dert deryasında ufka bayrak sallayan bahtsız gibi hissediyorum. hâlâ hem de...

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

bence bu şarkı çok öyleymiş gibi gösterse de eski sevgiliyle alakalı değil; yalnız olamayışı kabul etmekle alakalı.

hani yalnız da mutlu, güçlü olabilir insan, biliyoruz. gel gör ki o an geliyor; insan hayatını birisiyle paylaşmak istiyor. işte tam o anda yalnızlığa dayanamayacağımızı hissediyoruz ve bizden ne kadar beklense de o kadar güçlü olamıyoruz/ olmak istemiyoruz. standart bir hayatta iki kişinin kaldırması gereken yükü tek başına kaldırmak zor geliyor.

bence ''yerine sevememek'' bu: iki kişinin beraber yükünü sırtladığı bu hayatın ağırlığını tek başına kaldıramayacağını hissetmek.

bir nevi beklenene şarkıdır.
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun

artık güzel günler hayal olsa da, eski güzel günlerimin söyleyenleri...

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


özlemek nedir sizce değerli arkadaşlar? tdk'ya göre "bir kimseyi, bir yeri veya bir şeyi görmeyi, ona kavuşmayı istemek, göreceği gelmek" demekmiş.

bennimce tarifini yapayım size : özlemek...

hani iki çift sohbet edersin ya heh o sohbeti özlersin,o sohbetin sesini özlersin saçma sapan yerlere gitse bile sohbet sözcüklerin tınısını özlersin...

karşında olmadığında gözlerini,saçlarını,dudaklarını en çok da kalbini özlersin tamam belki karşında değildir kalbindedir ama dokunmayı özlersin sarılmayı özlersin...

hani sabahları kahvaltı yaparsın ya o kahvaltındaki çaydadır aslında özlem sanki o varmış gibi bir tane daha bardak koyarsın hani sanki onun hayaliyle çay içiyormuş gibisindir ya da akşam yemeklerinde bir tabak daha koyarsın sofraya heh ondadır özlem.

özlem yediğin üzümün her bir tanesinde, yediğin dolmanın iç harcındaki her bir tane pirinci saymandadır.

özlem nedir bilir misin?

özlem bile kalkıp kendine yeni anlam arar bulamaz ve oturur sessizce yakar cigarasını.

özlem attığın adımların daha ne kadar süreceğini hesap etmektir daha ne kadar sürecek bu özlem diye hayıflanmandır aslında.

özlem öyle bir şey ki diyeceksiniz ee bu aşk,sevgi zaten insan aşık olduğu kişiyi, ait hissettiği yeri bakın yerin bile taşa,toprağa değdiği yeri özler ya zaten

özlem geceleri ona sarılıp uyuyamamanın verdiği stresle başa çıkmak için duvarlardaki çentikleri saymaktır. duvarı gökyüzün, çentikleri de yıldızlar olarak düşünürsün. derler ki kaderinizdeki kişi dünyaya geldiğinde, gökyüzünde bir yıldız belirirmiş...
ve ta ki günün birinde siz onu bulana dek o yıldız, size ona giden yolu göstermek için tüm gücüyle parlamaya devam edermiş.
işte o en parlak yıldızı bulup ona giden yolları yaparsın ve sayarsın o duvarda...

özlem yanında olamadığın için geceleri üşümesin diye üstüne örtmek için papatya bahçesine çevrilen kalbinde sarıp sarmaladığın ve tüm hücrelerinde sevgisini büyüttüğün yerin üzerine papatya kokulu hırkayı giymendir.

özlem hadi tut ki uyudun zor ya uyudun işte gecenin 4'nünde 5'inde istemsizce korkarak uyanmak ve ağlamaktır ama içine içine ağlamak ve sesine hasret olmaktır o korku dolu anların sadece bir kabus olduğunu farkına varıp varmamak da yatar özlem. halbuki herkes zanneder ki yüzündeki sivilceler yağlı yemeklerden dolayı pörtledi kimse bilmez ki gece ve gündüz farketmeksizin korkmaktan ve rüyalarında sıçramaktan pörtledi ve gene o sivilceleri geçirmek için özlem devreye girer ve gözyaşı ile sivilcelere merhem olur indirir onları(derler ki gözyaşı sivilceye iyi gelir).

özlem sevgidir,özlem aşktır,özlem sarıp sarmalamak ve omuz omuza,birlikte güzel yarınlara diyebilmektir.

not: özleyin, sevin ve hiç bir zaman pes etmeyin acınız kanasın bırakın size zır deli desinler,bırakın özlediğinizde yanınızdaymış gibi sırıtmanıza yanınızdakiler niye gülüyon desinler, özleyin ve sevin özlemekten bir adım bile geri durmayın evet zor biliyorum ama inanıyorum bu özlemler kendini saadet'e bırakacak.

yorulmayın, yorulduğunuzda kendinize şunu hatırlatın :
"en uzun, en çaresiz geceni düşün. sabah olmadı mı?"

özlem var oldukça sevgi,
sevgi var oldukça aşk,
aşk var oldukça ise saadet size işte geldim diye kollarını açacaktır.

işte o zaman gözyaşları ile sımsıkı sarılın ve bırakmayın...

dipnot : her zaman umut vardır siz yeter ki inanın.

derin dehlizlerinize özlemi,sevgiyi ve tabi ki aşkı almanız dileğiyle.iyi geceler..
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun
çocukken astronot olmaktan, yazar olmaya, bilim adamı olmaktan basketbolcu olmaya kadar geniş yelpazede bir sürü meslek hayal ettim. özellikle bilim adamı hikayem çok acıklı. beşinci sınıfa giderken o zamanlar çok saygı duyduğum öğretmenime ben büyüyünce bilim adamı olmak istiyorum dedim, o da bilim adamı olmak için 40 yaşına kadar beklemen lazım çok zor filan gibisinden bir şey söyledi.

şunu çok net hatırlıyorum, oha 40 yaşına kadar nasıl para kazanırım, nasıl yaşarım, bilim adamlığına da atom fiziğine de lanet olsun diye düşünmüştüm. muhtemelen öğretmenim seçtiğim mesleğim konusunda herhangi bir rol oynamadı ama yine de çok cahilce bir yaklaşım sergilemiş. destekleyip anlatmak yerine, bana nasıl bilim adamı olacağımla ilgili tavsiye vermek yerine, boş ver daha düz bir meslek seç filan demiş resmen.

astronot olma hevesimiz tamamen kendi irademiz ile başladığı gibi hızlı bir şekilde sona erdi. türkiye'de bunu yapamayacağımızı o yaşta bile kavrayabiliyorduk. yazar olmaya çok heves etmiştim, yazmayı çok seviyorum ama korkarım ki yazar olacak kadar iyi bir edebiyatım yok ama hikayeler yazdığım bir defterim vardı. roman yazmaya çabalıyordum, onları insanlara okutarak fikirlerini almak istiyordum.

çok sağlam bir hayal gücüm var ama kelimelere dökemiyorum. küçükken yine iyiydim, duygularımı yazarak ifade edebiliyordum, mühendislik eğitimi aldıktan sonra o da kalmadı. alakalı mı yoksa büyüdüğüm için mi bilmiyorum ama şu an hissettiklerimi yazmaktan bile acizim. anca teknik bir şey olacak onu yazacağım.

bu makale ufak ufak turkiyeforumlari itirafa doğru gidiyor. :)


neyse gelelim mesleğime. mesleğimi küçükken seçmedim ama şöyle enteresan bir anım var. ilkokul birinci sınıfın sonunda müsamere gibi bir şey yaptık. her birimiz bir mesleği seçti, daha doğrusu öğretmenimiz bize bir meslek verdi, onunla ilgili tek kıtalık bir şiir verdi, herkes sırayla bir adım öne çıkıp mesleğimizi tanıtan o şiiri okuduk, sonra da el ele tutuşup selam verdik. mevzu bu. bana düşen meslek ise mühendislik oldu.

onunla ilgili kıyafetler filan bulmamız gerekiyordu. babama söyledim, bana mavi bir baret getirdi. bir de beyaz gömlek filan, üzerine de adımı yazdı. ama kafam çok küçük olduğu için baret kafama oturmuyor, en ufak bir eğilmede düşüyordu. işte çıkıp okuduk şiirlerimizi, muhtemelen bu olayın da meslek seçimim ile ilgili en ufak bir katkısı olmadı. ama ilginç bir rastlantı olduğunu kabul edin. :)
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun

kimi zaman dilinizde bir şarkı ıslanır. melodisi, dudaklarınızdan damarlarına doğru işledikçe, o şarkıyı ilk dinlediğiniz andaki yaşamışlıklarınıza doğru hüzünlü bir yolculuk yapar, bütün benliğinizle o günlere gidersiniz. güzel anılar gibi hüzünlü, hüzünlü şarkılar gibi güzel anılarınızı duyumsarsınız. sizde derin ağrılar bırakan o şarkıyı ne zaman nerede dinlerseniz dinleyin, aklınıza o gün ki yaptıklarınız gelir. her şarkının ayrı bir hikayesi vardır sizde. kimisi mutlu anlarınızı hatırlatır, kimisi hüzünbazdır. gün batımı bir banktaydık. iki kulaç ötede martılar vardı, gökyüzü kendini ikiye bölecekti, çünkü iki kişiydik, dersiniz. içlenirsiniz.



bu şarkı beni çok etkiledi: / hepimiz farklı durumlardan ve hikayelerden geçsek bile, hepimizin aynı acıyı ve pişmanlığı hissettiğimizi düşünüyorum, çok acıtıyor :(

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

yaşanıldığı an dünyanın en kötü şeyi başınıza gelmiş gibi hissettiğiniz, sonraları üzerinden yıllar geçince gülümseyerek hatırladığınız şeyler vardır.. işte böyle durumlarda siz şarkıları değil de şarkılar sizi bulur.. algıda seçicilik açılır, o an ki depresif halinize en uygun ne varsa, o olur hep kulağınızda.. hayata fon müziği yapmışsınızdır..

lise bir, çocukluktan çıkmanın heyecanı, yeni ortam yeni arkadaşlar.. herşey bal herşey muhteşem.. sonra o; aşık oluyorum eyvah!.. böyle birşey mi bu? kalbim ne kadar hızlı çarpıyor, midem de bulanıyor, nooldu bitmek bilmeyen iştahıma? nereye kayboldu?, geceleri neden uyanıyorum bu kadar çok? sabah olsa hemen, onu görsem, ellerim mi titriyor?..

''ah bu başıma gelen nedir bilmiyorum ama cok korkuyorum
kurtar beni tanrım içim yanıyor ona tutuluyorum
kurtar beni bilirsin aşık olmaktan korkuyorum.''​

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

hatırlanan her şarkı içinde bir an taşır zaten. unutuluş adınla başlar ve şarkılarınla sona erer diye boşuna dememişler.

i want to know what love is
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun
Herseye karsi oluş bi baş kaldırıs,
Aşkta,inatlaşmakta,vazgecmemekte sezen şarkılarıyla öğrendiğimiz duygular...
Ne denir ki,yangında.ilk kurtarilacaklar listesinin başindasin ölme sen sakın

Sezen Aksu - Karşıyım



bundan beş sene öncesine kadar hafta sonu geldiğinde pek bir keyfim yerinde olurdu; "hayat," lafıyla başlayan can sıkıcı cümleleri kurduran tatsız ve renksiz iş günleri -yani hafta içi- gitmiş, yerine rengârenk cuma ve cumartesi gecelerinin nedeni tanımlanamaz beklentisi gelmiş olurdu; bir çeşit umut işte. şimdi artık, bilirsiniz, yaşlanmak başlığında, bu gecelerin hiçbir anlamı yok.

son beş yıldır hafta sonunun gündüzleri daha güzel; ille güzel bir şey aramak gerekliyse. hatırlıyorum, ne zaman gece dışarı çıksak eve dönüşte bir daha hafta sonu dışarı çıkmayacağıma söz verirdim kendime. yorulmuş, erkenden uykum gelmiş, kafam düşmüş, canım sıkılmış, ayakta durup kendini beğendirmek için bekleyen, birbirini kesen, biz, namus kârhanelerinin birbirlerine tanıdık hafta sonu geceleri simaları. tırmalar gibi hafta içine sarkan benzeri gecelerin majör depresyondaki aşk dilenciliği, umut avcılığı...

artık 'gece çıkma' lafını duyunca endişe bozukluğu yaşıyorum. tüylerimin dipleri acıyor, nefesim hafifçe daralıyor, biraz üşüyorum ve konuyu hemen kapıyorum. ve zaten gündüz o kadar çok faaliyet yapmış oluyoruz ki, erkenden sızıyorum. hafta sonları belki her günden erken uyuyorum.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

hayatımın en güzel yıllarının kombini.

hayat zordu ama güzeldi demiş ya müslüm gürses, tam olarak bu cümlenin yansımasıdır bu zamanlar işte benim için.
tadı hala damağımda ve de asla çıkmamak üzere tüm hatıralar dimağımdadır.

pazar günü zemheri soğukta parmak uçlarım ve kulaklarım kıpkırmızı olmasına rağmen samsun'nun kömür sisi ve ışıkları birbirine karışana kadar oynadığım zamanlarının birer yansıması.

akşam üzeri ezan okunurken eve girilmiştir, mutfakta annem yemek yapmaktadır ve babam haberleri izlemektedir, soba güldür güldür yanarken dibine kadar sokulduktan sonra askılıkta takılı çamaşırların kokusuyla beraber eller sobanın üzerine doğru uzatılıp delikten görünen harlı ateş izlenilmek suretiyle ısınılır. akşam yemek yedikten sonra bir güzel banyo yapılır, sonra gündüz pazardan alınan kestane sobanın üzerine dizilir ya da soba kuzineliyse patates atılır , o esnada ertesi gün için ders programına göre çanta hazırlanır (defter kitap). en son da bulutlarda uyurcasına yün döşekte uykuya dalınır.
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun
Rojin - Sevsen Ne Olurdu



hard disk nedir bilir misiniz? duymuşsunuzdur mutlaka, bilgisayarın içinde olur, tüm veriler onun içine yazılır. heh işte bilgisayarın beyni, bravo. onun temel çalışma mantığını bize yıllar önce şöyle öğrettiler; disk'ten bir şey silerseniz orası silinmez, disk o segmentin başına bir işaret koyar (/) bundan sonra veri yok diye, yazılmamış kısımlar dolana kadar oraya bakmaz bile, ta ki yazacak boş yerler bitene kadar. o zaman disk buraya gelir ve eskisinden daha yavaş yazar, çünkü orası bir başkasına aittir.

bu şarkıyı dinlerken bir gece yarısı, durup düşünmeli, empati yapmalı, satranç oynuyormuşçasına kurgulanmalı. "ne olurdu?" çok güzel günler olurdu elbette, çan eğrisi zirve yapana kadar. sonrası malum, hızlı bir düşüş ve belki de yere çakılış. sevmeyince ne olur peki? hep zirvede kalır, hiç inmez, yalnızca başına bir işaret konur; (/).
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun
seherlerde kuşlar ile çağırayım mevlam seni


"ben bu geceyi bitiririm de aydınlık nerde" diyen ahmet erhan gibi oluyorum bazen. bazen "ay karanlık" diyen ahmed arif. (şair ahmet'lerden öğrenilecek ne çok şey var, yeter ki şiir gülsün, gülşiir! bu bir emirdir.) leyl içinde ölesim geliyor ama ölüm bu yazıya hiç yakışmıyor işte. hem zaten didem madak gibi "kalbinin doğusu her resme güneş çizen bir çocuk" olduğumu bilmeyen mi kaldı?

sonrası zaten malum, izin veriyorum; "her bahar boynumda leylaklar açmasına", binbir çiçek büyütüyorum göğsümde. mor salkımlar altında yine yürürüm hevesiyle yürüyorum, hiç bitmeyecekmiş hissi veren tek tek isimlendirdiğim, o kısacık yollarda. işte o yollar bitiyor ya mesela, çünkü tüm yolların bir sonu var ve bunu ben bile biliyorum, heh işte o zaman dönüp tekrar yürüyorum, birkaç tur daha. ne demişler umurumda değil, çünkü ellere nesi! hem gece, gece daha kolay görünmezlik ama çok düşünmek de geceye mahsus işte.

bilmediğin şey değil ama gündüzler, öyle karanlık oluyor ki bazen, gece isyan ediyor; "bu adil değil, bırak herkes kendine yakışanı yapsın" diyor. bazı günler geçmek bilmiyor. bazı günlerse çok aydınlık, o günler yavaş yavaş ama renkten renge ağarıyor. aradaki renkleri seyrederken derin bir nefes alıp "bak her şey geçiyor, geçebiliyor" diyorum.






sabah 6'da uyandım, camı açtım. odamın camında samsun'un merkezinde, ne kadar şanslıyım ki bir bahçeye bakıyorum ve bir sürü ağaç mevcut. tam karşımda duran ise bir zeytin ağacı... ve bu güzelliğe eşlik eden kuş sesleri. hiç hareket sesi yok. sadece kuşların sesi. arada pencereme de konuyorlar. ilkokul 1.sınıfın ilk doneminden sonra hastalanıp giden hocamız; " pencereye bakın, ordaki kuşlar benden size haber getirecek." derdi. şimdi yine penceredeyim, kimden haber getirdi o kuş, bilmiyorum. bildiğim bir şey var, onu görmek mutlu ediyor beni.
 

OKK

Banlı Üye
TF Üyesi
Katılım
7 Eyl 2020
Mesajlar
1,342
Tepkime puanı
881
Puanları
113
Yaş
35
Konum
İstanbul
Mesleğin
Atom Flashcut Operatör
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
35
Nerden:
34 İstanbul
İlgi Alanı:
Git,Hack,OpenSource
sabah 6'da uyandım, camı açtım. odamın camında samsun'un merkezinde, ne kadar şanslıyım ki bir bahçeye bakıyorum ve bir sürü ağaç mevcut. tam karşımda duran ise bir zeytin ağacı... ve bu güzelliğe eşlik eden kuş sesleri. hiç hareket sesi yok. sadece kuşların sesi. arada pencereme de konuyorlar. ilkokul 1.sınıfın ilk doneminden sonra hastalanıp giden hocamız; " pencereye bakın, ordaki kuşlar benden size haber getirecek." derdi. şimdi yine penceredeyim, kimden haber getirdi o kuş, bilmiyorum. bildiğim bir şey var, onu görmek mutlu ediyor beni.
Tamda istediğim şey biliyor musun
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun
duygu olmamasına rağmen ; karanlık.

sanırım duygu olarak tanımlanabilseydi şu anki halime en uygunu bu olurdu.

bişi var diyelim, birisi.

ona ne kadar yakın durmaya, konuşturmaya, içindekileri dökmeye çalışılsa çalışsın ördüğü bir duvar var ve ötesine gidemiyorsun.

hayat denilen yolu hayatına uzak veya yakın duran tüm insanlarla zigzaglar çizerek yürümeye alışmış biri, tepki vermeyi ya sevmiyor ya da öğrenmemiş.

ne kadar konuşturmaya çalışırsanız çalışın, o genelde durduğu sakin köşesinde duruyor, belki içinden milyonlarca kelime geçiyor ama siz bilemiyorsunuz, bilemedikçe sizin de kelimeleriniz tükeniyor ve zaten yorgun olan beyninizin teklemeye başladığını daha çok hissediyorsunuz.

bu vakitten sonra elinizden tek gelecek şey onu alışık olduğu rahatlığında bırakmak oluyor, size düşen ise karanlık.




hani 7-8 yaşındasın, parkta güle oynaya eğlenirken bir an gözün anne babanı arar da bulamazsın.

sevdiğin insana birşey olduğunu öğrenirsin ya da artık seni sevmediğini idrak ettiğin an; insanın karnında yumru, beyni kafatasına sığmaz, baktığın yerdeki odak hariç geri kalan her yer karanlık olur.

bir de sabah saat 4 olmuş ve kendi kendine konuşuyorsun "doğum günümü kutlasın uyuyacağım." gelmez o telefon; pişmanlık, sinir, öfke, üzüntü hissedersin.

bu gece ise dışarıda yağmur, içeride gök gürültüsü sanki bütün bunları aynı anda tadıyorum. ve her şey çok anlamsız geliyor. bütün dünya, insanlar, buraya yazma isteğim, yarınki iş, düzgün yazma çabam.

bu gece de uyuyacak güneşin battığı yerdeki insanlar. kimisi hiç görmediği yaratıcıya kulluk edecek, kimi işe koştur koştur gidecek. kimisi metrodan süngü savaşına gidiyor gibi koşarak çıkacak.
bugün metroda "meydan'dan geçer mi? meydan'da inecem okumam yok gelince söyle" diyen teyze belki çoktan geçti gitti bu dünyadan?

her şeyi en ince noktasına kadar düşünmek durumunda kalmak dünyanın en yorucu duygusu olsa gerek.
 

Carpediem

TF Üyesi
Katılım
4 Kas 2016
Mesajlar
1,300
Tepkime puanı
1,083
Puanları
113
Yaş
38
Mesleğin
Formen
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
32
Burc
İkizler
Memleket
55 Samsun
Nerden:
55 Samsun
insan olmayacağım artık ben, istemiyorum. belki yenip dibine inersem insanlığın, toplum gözündeki insan mertebesinde olabilirim.
şimdi, bu halimle o toplum gözündeki hayvan mertebesindeyim.

hmm bak, bazen sadece hırs, bazen de sadece aşk.
ya hırstan adam olursun ya da aşk acısından.
hırsa sahip olamadım ama aşktan da bir şey anlamadım.
anlayacağın hep dipteyiz.
ama bazen ben de memnunum olduğum yerden. yukarıdakileri görüyoruz biz buradan.
yukarısı aşağıya bakmaz çünkü.
onlar bizi göremiyorlar, ne güzel!
ama sonra hayat izin vermiyor, diyor ki;
-hayvan doğanla kalamazsın insan olmak zorundasın.

ah bir hayvan olsam, yüce yalnızlığın nirvanasını kutlayacağım.

hürriyeti birilerinden bekleyemezmişim.. tutup almalıymışım!..
hah işte tam orada o vicdan giriyor araya.
"nereye gidiyorsun huuuu" diyor.
sen gidersen ortalık talan olur. bunu yapmaya hakkın yok, kendini düşünmeye hakkın yok, sen bir hiçsin diyor.
çok acımasız bu vicdan!

biliyorum ben; kaçarak, saklanarak yalnızlık kutlanmaz ki,
yalnızlığın üstün hazzını vicdanla boğuşarak tadamazsın.

ama bu kalabalıklar içinde yalnız olmak; öğretilmiş, dayatılmış, kısıtlanmış ucuz edebiyat olarak tanımlanıyor artık. benim gibiler yalnız olmayı bunalmaktan usandığımız için isteriz ama sonra öyle bir tutuluruz ki, o yalnızlık fikri kendini üstünleştirir kendi içinde.
çünkü sığınılan tek çıkış yolu odur intihardan önce.

(evet vicdan sorunlarım büyük, dengeleyemiyorum.)

öyle köşelere sıkıştırıyor ki dış olaylar ne istediğimi, istesem bile nasıl yapacağımı bilemez düşünemez hale geliyorum ben.
sonra salıyorum,
saldıkça komikleşiyorum,
o kalabalık içindeki yalnızlığa işte o an girmiş oluyorum.
dostlar, arkadaşlar arasında "senin iyiliğin için söylüyorum" nasihatları uçuşuyor.
ama arkalarını döndüklerinde çamura bulanmış paçama güldüklerini görüyorum.
zavallıyım gözlerinizde değil mi?
ahahahahha zavallı olmayı seviyorum lan.

uykum geldi, son sigaram, iyi geceler.
 

First panel title

First panel content

Second panel title

Second panel content
Üst