Yeni mesajlar Yeni konular En çok cevaplanan En görüntülenen konu En çok begenilen

En çok mesaj
Kullanıcı
Mesaj
TEO
20,683
aSk
19,734
Eqe
18,254
17,106
sdC
16,785
13,979
11,256
10,986
10,961

Kıskançlıkla Başa Çıkmak için 6 İpucu

TheGirLinBlack

Geceye aşık bir kadını güneşin yapamazsın..
Yönetici
TF Root
Katılım
24 Haz 2019
Mesajlar
59,591
Tepkime puanı
29,742
Puanları
113
Konum
Almanya
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
28
Burc
Koç
Memleket
35 İzmir
Nerden:
Avrupa
Kıskançlıkla Başa Çıkmak için 6 İpucu.



Hiç kimse kıskanç hissetmekten hoşlanmaz. Yine de kıskançlık, hepimiz için kaçınılmaz bir duygudur. Kıskançlık ile ilgili asıl sorun, zaman zaman ortaya çıkması değildir. Bizi ele geçirdiği zaman, bize ne yaptığıdır.

Kıskançlığın sonuçlarını tecrübe etmek ve hem kendimiz hem de çevremiz hakkındaki duygularımızla yüzleşmek korkutucu olabilir. Ancak, sağlıklı ve uygulanabilir yollarla kıskançlığımızın gerçekte nereden kaynaklandığını anlamak ve onunla nasıl başa çıkacağınızı öğrenmek, ilişkilerimiz, kariyerimiz ve kişisel hedeflerimize kadar hayatımızın birçok alanında anahtar rol oynar.

Niçin Kıskanıyoruz?

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde araştırmalar, kıskançlığın, kişinin özgüveni düşük olması ile ilişkili olduğunu göstermiştir.

‘Eleştirel İç Sesinizi Fethetmek’ kitabının yazarı Dr. Lisa Firestone göre; kendi hakkımızda özeleştiri yapmak çok doğal geldiği için birçoğumuz içimizde var olan temel utanç duygusundan habersiziz. Ancak bu özeleştiriler, geçmişimizden gelen utanç, kıskançlık ve özgüvensiz hissetme derecemizi büyük ölçüde etkiler. Çoğunlukla olumsuz bir kendi kendine konuşma şekli olan “kritik iç ses”imiz, bu yıkıcı düşünce ve duyguları aralıksız sürdürebilir.

Kendimizi (ve çoğu zaman başkalarını) inceden inceye değerlendirmemize, karşılaştırmamıze ve yargılamamıza sebep olur. Kıskançlıkla nasıl başa çıkılacağını öğrenmenin bu kadar önemli olmasının nedeni de budur.

Bu iç ses, kafamızı eleştirel ve kuşkucu yorumlar ile doldurarak, kıskançlık duygularımızı körükleyebilir. Aslında, bu eleştirel iç sesimizin hakkımızda söylediği şeylerle başa çıkmak, asıl durumla başa çıkmaktan daha zordur. Örnek olarak; partnerimizin bizi terk etmesi veya bize ihaneti acı vericidir. Ancak bizi daha da çok üzen şey, kritik iç sesimizin olaydan sonra hakkımızda söylediği korkunç düşüncelerdir. “Sen bir aptalsın. Gerçekten mutlu olabileceğini mi sandın?”, “ Yalnız kalacaksın. Bir daha asla kimseye güvenmemelisin.” gibi.

İşte bu iç düşmanımızın, özgüvenimize yönelik olumsuz duygularımızı nasıl beslediğini anlamak için, iki kıskançlık biçimine daha yakından bakacağız. Bunlar; romantik kıskançlık ve rekabetçi kıskançlıktır.

Bu iki kıskançlık biçimi sıklıkla birbiriyle örtüşürken, onları ayrı ayrı değerlendirmek, kıskanç duyguların hayatımızın farklı alanlarını nasıl etkileyebileceğini ve kıskançlıkla en iyi nasıl başa çıkabileceğimizi daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir.


Romantik Kıskançlık

Partnerlerin birbirini aşırı derecede kıskanmadıkları durumlarda, ilişkilerin daha pürüzsüz hale gelmesi temel bir gerçektir. Kıskanç duygularımıza ve davranışlarımıza mukayyet olmak ve bu duyguları partner/ilişkimizden ayrı olarak değerlendirip anlamlandırmak çok önemlidir.

Genellikle kıskançlığımız aldatılmaya, incinmeye ya da reddedilmeye mahkum olduğumuz hissi ve özgüvensizliğimizden kaynaklanır. Bu duygu ile başa çıkmazsak, herhangi bir ilişkide, kıskanç, şüpheci veya güvensiz hissetmemiz daha kaçınılmaz olacaktır.

Hatırlatmalıyız ki bu olumsuz duygular, erken yaşlarımızdaki deneyimlerimizden kaynaklanmaktadır. Hepimiz kendi ebeveynlerimizin, bize veya kendilerine hissettiklerini sıklıkla üstlenme eğilimindeyizdir. Yaşamımız ilerledikçe, güncel ilişkilerimizde bu eski ve tanıdık dinamikleri bilinçsiz bir şekilde tekrarlar, yeniden oluşturur veya tepki veririz. Örneğin, çocukken bir kenara atılıp yok sayılmış hissetmişsek, yetişkinliğimizde partnerimizin ilişkide bizi görmezden geldiğini algılama eğilimindeyizdir. Hatta güvenilmez partnerler seçebilir veya onların bizden uzaklaşmalarına neden olacak davranış kalıpları oluşturmuş olabiliriz.

Çocukken öz-eleştirel tutumlara maruz kalma derecemiz ve sıklığı, yetişkin yaşamımızda eleştirel iç sesimizin bize etkisinin gücünü belirler. Öte yandan, şahsi deneyimlerimiz ne olursa olsun, hepimiz farklı seviyelerde bu iç eleştirmene sahibizdir. Çoğumuz tercih edilmeyeceğimiz hissiyle endişelenir veya korkarız. Ancak bu korkunun dozu, bir ilişkide ne kadar tehdit altında hissedeceğimizin seviyesini etkiler.

Yine Lisa Firestone’a göre; partnerlerimize karşı paranoyamız veya bir üçüncü şahıs tehdidine yönelik eleştirilerimizin arkasında, aslında kendimize yönelik öz-eleştirel düşüncelerimiz gizlenmektedir. “Onda ne buluyor?” gibi düşünceler, “Benden çok daha güzel/daha zayıf/daha başarılı!” şeklindeki öz-eleştirilere hızlı bir şekilde dönüşebilir. Partnerimizin başkasıyla ilişkisini öğrenmek gibi en kötü korkumuz gerçekleştiğinde, aptal, sevimsiz, mahvolmuş veya istenmeyen olduğumuzu düşünerek, öfkemizi kendimize yönlendirebiliriz.

Eleştirel iç sesimiz sadist bir koç gibi, kimseye güvenmememizi, incinecek mesafede olmamamızı söyleyip aslında sevilesi olmadığımızı fısıldayarak içimize kuşku, şüphe ve belirsizlik tohumları eker. “Neden geç saate kadar çalışıyor?” “Neden arkadaşlarını bana tercih ediyor?” “Ben yanında değilken ne yapıyor?” gibi.
Biliyoruz ki, bu düşünceler yavaş yavaş içimizde büyüyüp filizlendikçe, kendimize ve/veya partnerimize karşı daha yıkıcı düşüncelere ve bu da daha büyük saldırılara sebep olacaktır. “Etrafımda olmak istemiyor. Başka biri olmalı. ”,“Bana ilgisini kaybediyor. Benden uzaklaşmak istiyor. ”,“ Kim seni dinlemek ister ki? Çok sıkıcısın." gibi.

Bu kıskançlık hissi, ilişkinizin ilk yılı da olsa 20. yılı da olsa, ilişkinin herhangi bir noktasında ortaya çıkabilir. Kendimizi koruma çabasıyla iç eleştirmenimizi dinleyebilir ve partnerimizden uzaklaşabiliriz. Ancak, ilişkimizi bir öncelik haline getirmeyip sevgi ya da yakın ilişkiden uzak duruyorsak, olduğumuzdan daha da güvensiz ve daha kıskanç hissetmemiz kaçınılmaz olur. Bu nedenle, kıskançlıkla nasıl başa çıkacağımızı öğrenerek, kıskanç duygularımızla partnerimizi uzaklaştırıp körlemesine hareket etmemek çok önemlidir.


Rekabetçi Kıskançlık

Anlamsız veya mantıksız olduğunu algılamamıza rağmen, başkalarının sahip olduklarını istemek ve rekabetçi hissetmek tamamen doğaldır.
Öte yandan, bu duyguları ne şekilde yönlendirip kullandığımız, hayatımıza ya da kendimize dair memnuniyetimiz ve mutluluğumuz için çok önemlidir. Şüphe yok ki bu duyguları iç eleştirmenimize hizmet ederek kendimizi ya da başkalarını yıkıcı şekillerde kullanmak, moral bozucu etkileri olan yıkıcı bir yoldur.
Ancak, bu duyguları ve eleştirel iç sesimizin bizi ele geçirmesine izin vermezsek, gerçekte ne istediğimizi kabul ederek daha hedefe-odaklı olmak için kullanabiliriz. Rekabetçi düşüncelere izin vermek çoğu zaman sağlıklıdır. Bununla birlikte, bu düşünceyi abartırsak ya da çarpıtırsak, kendimize karşı bir eleştiriye ya da başkasına karşı bir saldırıya dönüştürürsek, uzun vadede incinebiliriz.


Kıskançlıkla Nasıl Başa Çıkılır?

Kıskançlık duygumuza aşırı tepki verdiğimizi veya kıskançlık duygularımızla baş edemediğimizi hissettiğimizde, birkaç şey yapabiliriz;

1.Kıskançlık Duygunuzu Anlayın

Kıskanç hissettiğinizde, hangi hislerin, imgelerin, duyguların ve düşüncelerin sizi kıskançlığa sevk ettiğini düşünün. Mevcut senaryo, eski bir yaşantınızı tetikliyor mu- aile dinamiğinizi mi yoksa olumsuz kişisel algılarınız mı? Bu duyguları veya aşırı tepkileri ilk kez yaratan bu geçmiş olaylarla ne kadar açıklayabilirseniz, bugünkü durumunuzda o kadar açık ve net hissedebilirsiniz.

Neyin tetiklendiğinin farkında olun. Kıskançlığınızı tetikleyen olaylar hakkında düşünün. Finansal başarısı olan bir arkadaş mı? Başka biriyle birlikte olan bir eski sevgili mi? Toplantılarda akılcı konuşan bir meslektaş mı?

Gelen eleştirici iç seslere kulak verin. Tetiklenen bu kıskançlık hisleri, ne tür düşüncelere yol açıyor? Bu düşünceleri yıkıcı şekilde mi kullanıyorsunuz? Kendinizi önemsiz, beceriksiz, başarısız vb. hissettiriyor mu? Geçmişinizden tanıdık gelen düşünceler var mı? Bir örneği veya kalıbı var mı?
Bu düşüncelerin daha derin imaları ve kökenlerini düşünün. Başarılı olmak için belli bir baskı hissediyor musunuz? Olmanız gerektiğini düşündüğünüz bir şey var mı? Bunun sizin için anlamı nedir? Bu anlam geçmişinizle bağlantılı mı?

Bu soruları kendinize sorduğunuzda, içinizdeki çözülmemiş meseleler ile şu anki kıskançlığınızın arasındaki ilişkiyi anlayabilirsiniz. Kendinize karşı daha anlayışlı olabilir ve kendinizi güvensiz hissetmenize yol açan yargılara arkanızı dönebilirsiniz.

2.Sakinleşin ve açık olun

Ne kadar kıskanç hissederseniz hissedin, özünüze dönüp yumuşamanın yollarını bulabilirsiniz. Ve bunu, her şeyden önce duygularımızı şefkatle kabul ederseniz yapabilirsiniz.
Kıskançlıkla bir tepki vermeden önce, bu duyguyu anlayışla kabul edebilir ve kendinizi sakinleştirmek için bazı yollar keşfedebilirisiniz. Örneğin, bir yürüyüşe çıkabilir, bir süre için derin nefesler alabilir, meditasyon, spor vb. aktiviteleri tercih edebilirsiniz.

Kendi belirlediğiniz bu yol(lar)la sakinleşerek, iç eleştirmeninizin öfkeli ve yıkıcı sözlerini reddederek ona meydan okumak çok daha kolay olur. Bunu yapabildiğinizde, hem kendinize hem de önemsediğiniz insanlara karşı dik durabilir, onlarla ilişkilerinizde açık ve samimi kalabiliriz.



3.Harekete geçmeyin

Kritik iç ses, kendinize uzun vadede zarar verebilecek eylemleri empoze etme eğilimindedir. Sizi döndürüp dolaştırıp bir kıskançlık durumuna soktuğunda, isteklerinizin peşini bırakmanızı ve vazgeçmenizi söyleyebilir. Kendinizi sabote etmenize veya saygı duyduğunuz birine öfkeyle patlayıp onu cezalandırmanıza sebep olabilir.

Eğer bir ilişkiniz varsa, partnerinize soğuk davranmanızı veya kızmanızı söyleyebilir. Ancak onun sözünü dinleyip bu tepkileri verdiğinizde, aslında yaptığınız tek şey tam da korktuğunuz dinamiği yaratmaktır. Partnerinizin size hissettiği sevgi dolu duygularını incitebilir, onların kendi güvensizliklerini ve korkularını tetikleyebilirsiniz. İstemeden, onları kendinizden uzaklaşmaya teşvik edebilirsiniz. Ve bu da, sizin kendi güvensizliğinize ve kıskançlığınıza daha çok katkıda bulunacak bir döngüdür.


4.Kendi güvenlik anlayışınızı bulun

Yapabileceğiniz en iyi şey, kendi gücünüze ve kendinizi güvende hissetmeye odaklanmaktır. Kendinizle barış imzalayın. Tek başınıza bile kalsanız iyi ve güvende olacağınızı kendinize hatırlatın. Sevilebilir olduğunuzu bilmek için belirli bir kişinin sevgisine ihtiyacınız yoktur. Bu yüzden önce kendinizi sevmeyi öğrenin. Kendinize anlayışlı ve şefkat dolu olun. Ancak bu şekilde kendi iç eleştirmeninize karşı durmayı öğrenebilirsiniz. Bu tabi ki, insanları dışlamak veya isteklerinizden uzaklaşmak anlamına gelmez. Aslında hayatı gönülden kucaklamak, başarılı/başarısız olmak ya da kazanmak/kaybetmek için yeterince güçlü olduğumuzun farkında olmak demektir.

5.Rekabetçi kalın

Birçok insan rekabet etme fikrine bile kaşlarını çatar, ancak burada konuştuğumuz şey en iyisi olmak değil, elimizden gelenin en iyisi olmaktır. Bu, isteklerinizin peşinden giderken amacınıza hizmet eden niteliklerinizi kucaklayıp olduğunuz insanla barışık olmak demektir.

İçinizdeki canavarın sizi ele geçirip kendisine dönüştürmesine müsaade etmek yerine, beraber olmak istediğiniz kişiyle daha sıkı bağ kurup sizi daha da yakınlaştıracak eylemler için ilham almayı tercih edebilirsiniz.

Etrafımızdakilerin size saygı duymasını bekliyorsanız, etkileşimlerinizde dikkatli ve düşünceli olmak önemlidir. Ayrıca partnerinizin tutarlı sevgisini istiyorsanız, her gün sevgi dolu davranışlarda bulunmaya kendinizi adamanız gereklidir. Dürüstlükle ve açıklıkla hareket edip ilişkinizdeki hedeflerinizin peşinden gitme arzunuzu sürdürürseniz, en önemli savaşınızı, yani öz farkındalığınıza ulaşma ve ‘gerçek kendiniz’ olma mücadelesini kazanırsınız.


6.Hakkında konuşun

Kıskançlık söz konusu olduğunda, hem konuşacak doğru kişiyi hem de hislerinizi ifade etmenin sağlıklı bir yolunu bulmak önemlidir.
Öte yandan, belirli konuları konuştuğunuzda biraz fazla duygusal tepkiler verebilen arkadaşlarınız olabilir. Siz yanıyorken, ateşinizi daha çok harlayabilecek bu arkadaşlarınızı arayıp konuşmak çok da iyi bir fikir olmayabilir.

Olumlu yan(lar)ınızı destekleyen, acılarınızı körüklemeyen ve daha derine batmamanız için sizi motive edebilen insanlar, kıskanç duygularınız hakkında konuşmak isteyeceğiniz türden arkadaşlardır. Hedefe odaklı kalmanız ve olmak istediğiniz kişi olmanız için sizi destekleyecek insanları bulmak önemlidir.
Ancak bu sürecin sadece, düşüncelerinizin ve duygularınızın abartılı ve mantıksız olduklarını kabul edip onları konuşup salıverebildiğimizde işe yaradığını da unutmayın. Burada amaç; sizi duygudan kurtarıp yolunuza devam etmenizi ve makul davranmanızı sağlamaktır.

Kıskançlık hissiyle acı çekiyorsanız, bir terapistin yardımını almak da çok akıllıca olabilir. Anlaşıldığınızı hissettiğiniz doğru bir terapist, daha doğru ve sağlıklı şekilde duygularınızı anlamanıza ve onlarla başa çıkmanıza yardımcı olacaktır.

Bir ilişkide, partnerinizle açık ve dürüst bir iletişim kurup sürdürmek önemlidir. Eğer karşılıklı güven istiyorsanız, savunuya almadan ve aceleyle yargılamadan partnerinizin söylediklerini dinleyin. Bu açık iletişim hattı, partnerinize güvensizliklerinizi kusmak için değil, kendinizi güvensiz veya kıskanç hissetseniz bile nazik ve yakın iletişim içinde kalmanız ile ilgilidir. Bu yaklaşımınız, partnerinizin de aynı şekilde size yaklaşmasına yardımcı olur.

Kıskanç hislerle ile başa çıkmak için, belirli bir duygusal olgunluk seviyesinin gerekli olduğuna dair hiç şüphe yok. Eleştirici iç sese ve ürettiği bütün güvensizliklere meydan okumak ve kıskanç güdüsel tepkileri durdurabilmek için irade gücü gerekiyor. Ancak, bu gücü besleyip büyüttüğünüzde, düşündüğünüzden çok daha güçlü olduğunuzu anlayacaksınız. Kıskançlıkla nasıl başa çıkacağınızı öğrenerek kendi içinizde ve ilişkilerinizde daha güvenli hale geleceksiniz.

Kaynak;
How to Deal with Jealousy (PsychAlive)
 

First panel title

First panel content

Second panel title

Second panel content
Üst