Yeni mesajlar Yeni konular En çok cevaplanan En görüntülenen konu En çok begenilen

En çok mesaj
Kullanıcı
Mesaj
sdC
22,372
TEO
20,703
aSk
19,734
18,632
Eqe
18,253
14,333
11,256
10,986
10,963

Şehriyar ve Süreyya

sdC

Tanısan sen de sevmezsin..
Yönetici
Süper Admin
Katılım
9 Ocak 2020
Mesajlar
22,372
Tepkime puanı
22,030
Puanları
1,903
Konum
Beykoz
Mesleğin
Eğitim Görevlisi
Cinsiyetiniz
Bay
Burc
Yengeç
Memleket
17 Çanakkale
Nerden:
34 İstanbul
İlgi Alanı:
Jazz ve Belgesel
Şehriyar’ın hayatında çok büyük etki bırakan Süreyya adında bir kız varmış. Ona Peri adını vermiş Şehriyar. Çok güzel ve kültürlü bir kızmış. Birbirlerini de sınırsız derecede sever ve gelecekte aile kurmak hakkında plan yaparlarmış. Ama Peri’yi şahın sarayında çalışan bir devlet adamı başlık parası vererek almış. Bunun üzerine Şehriyar onunla Tahran’ın “Behçet-âbâd” mahallesinde son bir görüşmek istemiş. Kızın gitmesini engellemişler. Şehriyar sabaha kadar orada Peri’nin gelmesini beklemiş. O güne kadar Farsça şiir yazan ve İran edebiyatında isim yapan Şehriyar, sabaha kadar çektiği acıyı Türk dilinde şu şekilde dile getirmiş:

Ulduz sayaraq gözləmişəm hər gecə yarı,
Gec gəlmədədir yar yenə, olmuş gecə yarı

(Yıldız sayarak beklemişim her gece yarı
Geç gelmektedir yar yine olmuş gece yarı
)
Gözlər asılı, yox nə qaraltı, nə də bir səs,
Batmış qulağım gör nə döşürməkdədi darı

(Gözler asılı, yok ne karaltı ne de bir ses
Batmış kulağım gör ne düşürmekti darı
)
Yatmış hamı, bir Allah oyaqdır, dəxi bir mən
Məndən aşağı heç kimsə yox, ondanda yuxarı.

(Yatmış hepsi, bir Allah uyanıktır, bir de ben
Benden aşağı hiç kimse yok ondan da yukarı
)
Qorxum budu, yar gəlməyə birdən yarıla sübh,
Bağrım yarılar, sübhüm, açıla tarı!

(Korkum budur ki yar gelmeyecek, tan yeri birden ağaracak
Sabah karanlığı açtığında, göğsümde onun kızıl rengine bürünecek
)
Dan ulduzu istər çıxa, göz yalvarı, çıxma
O çıxmasa da, ulduzumun yoxdu çıxarı

(Tan yıldızı çıkmak ister, göz çıkma diye yalvarır
O çıkmasa da, yıldızımın yoktu bir çıkarı
)
Gəlməz, tanıram bəxtimi, indi ağarar sübh,
Qaş beylə ağardıqca, daha baş da ağardı

(Gelmez, ben bahtımı tanırım, şimdi ağarır sabah
Kaş böyle ağardıkça, baş da onunla ağardı
)
Eşqin ki, qərarında vəfa olmayacaqmış,
Bilməm ki, təbiət niyə qoymuş bu qərarı?

(Aşkın ki, kararında vefa olmayacakmış
Bilmem ki kader neden koymuş bu kararı
)
Sanki xoruzun son banı xəncərdi soxuldu,
Sinəmdə ürək varsa, kəsib qırdı damarı.

(Sanki horozun son sesi hançer gibi sokuldu
Göğsümde bir yürek varsa, kesip kırdı damarı
)
Rişxəndilə qırcandı səhər, söylədi: - Durma,
Can qorxusu var eşqin, ulduzun bu qumarı

(Seher vakti şevkle parladı, söyledi: -Durma,
Can korkusu var aşkın, yıldızın bu kumarı
)
Oldum qaragün ayrıları o sarı teldən,
Bunca qara günlərdir edən rəngimi sarı.

(Oldum karagün ayrıları o sarı telden
Bunca kara günlerdir eden rengimi sarı
)
Göz yaşları hər yerdən axarsa, məni tuşlar,
Dəryaya baxar, bəllidi, çayların axarı.

(Göz yaşları her yerden akarsa, beni yener,
Deryaya bakar, bellidir, çayların akarı
)
Əzbəs məni yarpaq kimi hicranla saraldıb,
Baxsan üzünə, sanki qızılgüldü, qızardı.

(Ezmez beni yaprak gibi hicranla sarartıp
Baksan yüzüne, sanki kızıl güldü, kızardı
)
Mehrabi-şəfəqdə özümü səcdədə gördüm,
Qan içrə qəmim yox, üzüm olsun sənə sarı.

(Şafak vaktinde kendimi secdede gördüm
Kan içinde gamım yok, yüzüm olsun sana sarı
)
Eşqi var idi Şəhriyarın güllü, çiçəkli,
Əfsus, qara yel əsdi, xəzan oldu baharı.

(Aşkı vardı Şehriyarın güllü, çiçekli
Ah ne yazık ki, kara yel esti, hazan oldu baharı
)
 

TheGirLinBlack

gє¢єує αşıк вιя кα∂ıиı güиєşιи уαραмαzѕıи..
Yönetici
TF Root
Katılım
24 Haz 2019
Mesajlar
68,016
Tepkime puanı
34,824
Puanları
1,907
Konum
Almanya
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
28
Burc
Koç
Memleket
35 İzmir
Nerden:
Avrupa

ŞEHRİYAR

Şehriyar, tanınmış Azeri şairi. Tam adı Doktor Seyyid Mehemmed Hüseyin Behcet Tebrizidir. Bunlardan Mehemmed (Muhammed) Hüseyin şairin küçük adı, Behcet Tebrizi soyadı, (Seyyid) peygamber soyundan geldiği için) lakabı, Doktor muhtemelen tıp fakültesinde okuduğundan dolayı söylenen bir hitab sözü, Behçet aynı zamanda ilk mahlası, Şehriyar ise daha sonraki mahlasıdır. Şair ülkesinde ve dünyada mahlası olan Şehriyar olarak tanınmaktadır.

Doğum tarihi kaynaklarda çok çeşitli olmakla beraber kuvvetli bir ihtimalle 1904 yılında Tebrizin Bağmeşe mahallesinde doğmuş olmalıdır. Babası Tebrizin ünlü avukatlarından kemal ve faziletle şöhret bulmuş Hacı Mir Ağa, annesi ise Kövkeb hanımdır. İlk resmi öğretimine Tebrizdeki Medrese-yi Müttehidede başlamıştır. Yaz mevsimininde ise Kayışkurşakda aydın bir zat olan Molla İbrahim Halilde eğitim ve öğretimine devam etmiştir. Orta tahsiline ise Füyuzat ortaokulunda başlamış ve dokuzuncu sınıfa kadar devam etmiştir. Ayrıca Tebrizdeki Talibiyye Medresesinde Arap dili ve edebiyatı okumuş, daha sonra 1921de darülfünuna kaydolmuş ve 1923de tıp fakültesine girmiştir. Ama tıp fakültesini maddi zorluklar yüzünden bitirememiştir. Şehriyarın sevdiği kızın adının Süreyya olduğunu biliyoruz. 1973 yılında yaptığı Tahran radyosunda yaptığı bir konuşmada Süreyya ile son defa Behcetabadda buluşacaklarını ancak onun gelmediğini, ertesi sabah ise fakülteyi bitirmesine iki üç ay kala Tahrandan sürgün edildiğini, Behcetabad Hatiresi şiirini bu buluşmaya hasrettiğini söylemiştir.

Şehriyarın hayatının önemli olaylarından biri de babasının ölümüdür. Babasının ölümümden ve 1935de Tahrana dönüşünden sonra şairin buhranlı bir döneme girdiğini görüyoruz. Şair bütün sevdiklerinden ve dostlarından uzaklaşır. Ruh çağırma seanslarına katılır, tasavvufa meyleder, hatta Zehebiye tarikatına intisab eder. Bu arada 1937 yılında dört ay süren bir Tebriz seyahati yapar. Şehriyarın bu bunalımlı durumu uzun sürer. Şair annesinin de ölümüden sonra uzun zaman kaldığı buhranlar ve hastalıklar geçirdiği Tahrandan aniden ayrılarak 1953 ortalarında anayurduna Tebrize döner. Buradaki Ziraat Bankasında çalışmaya başlar ve buradan emekli olur. Şehriyar, Tebrizde en mühim eserini "Haydarbabaya Selam" ı yazar ve bastırır (1953).

Şehriyar Tebrize yerleştikten sonra akrabalarından ilkokul öğretmeni ve kendisinden 35 yaş küçük Azize adlı bir kızla evlenir (20 Ağustos 1953) ve bir ev alır. Bu evliliğinden dört çocuğu olmuştur.

Şehriyar 1964 yılında Hoşginaba gider ve 2.Heyderbabayı yazar ve bastırır. 1976 yılında Tahrana gider ve misafirlikte iken eşi Azize Hanım kalp krizinden vefat eder.
Şehriyar ömrünün son yıllarında yaşlılığın verdiği zaafiyetle birçok kez hastalanmış ve nihayet 18 Eylül 1988de vefat etmiş ve Tebrizin ünlü Makberetüş-Şuarada toprağa verilmiştir. Şehriyarın hatırasına hürmeten Tebrizde hiçbir dükkan açılmamış ve bütün halk matem işareti olarak karalar giyinmiştir.
Şehriyar anadili Türkçeden başka mükemmel derecede Farsca ve Arapça , iyi derecede Fransızca bilirdi. Gençliğinden beri musiki ile yakından ilgilenmiştir. Çok güzel tar çalan Şehriyara İranın meşhur musikişinaslarından Ebulhasan Seba, Dervişandan kalma kıymetli bir tar hediye etmişti.

Vakt-ü zamanında Tebriz'de doğan Şehriyar, gençlik çağlarında Tahran'da tıp fakültesini kazanmış. Şair ve yağız bir delikanlı olmasının da etkisiyle birçok kimsenin gönlünü kazandığı söyleniyor. Tıp fakültesinin son sınıfındayken Süreyya isminde bir genç hanıma sevdalanıyor. Çok istese de evlenememiş onunla. Zira kızın babası bir askermiş ve sarayda makam mevki sahibi biri kızına talip olmuş. Kızlarının zengin ve saygın biriyle evlenmesini istemişler. Kız da eğer onunla evlenmezse başlarına çok işler geleceğini ileri sürmüş ve mecburen o adamla evlenmesi gerektiğini söylemiş.

Şehriyar'ın böylesi bir gelişme karşısında nasıl hissettiğini anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır sanıyorum.

Son sınıfta okulu bırakmış. Olaylar böylesi bir cereyana kapılmışken bir yandan da Şehriyar şiirlerini Türkçe yazabilmek (o zamanlar İran'da Türkçe yasaktır) için mücadelede veriyormuş.

Gel zaman git zaman, bu çabalarından ötürü hakkında bir sürgün kararı çıkmış. Olanlara rağmen delikanlı hâlâ sevmekteymiş kızı. Gitmeden evvel kızın annesine "zaten sürgüne gidiyorum, ne olur söyle de bir gece göreyim onu, Behçet-Abad Parkı'na gelsin" demiş. Behçet-Abad onların fakülte zamanlarında gitmeyi sevdikleri bir yermiş.

O gece sabaha kadar orada onu beklemiş. Lâkin beyhude beklemiş. Beklediği gelmemiş. O gece Şehriyar içine düştüğü hali yazdığı bir şiirle şu şekilde tasvir etmiş.

‘Behcet-âbad Xatiresi’

Yıldız sayarak gözlemişim her gece yâri
Geç kalmadadır yâr, gene olmuş gece yâri.
..

Yatmış hepsi, bir Allah uyanıktı bir de ben,
Benden aşağı kimse yok ondan da yukarı
..

Aşkın ki kararında vefa kalmayacakmış;
Bilmem ki, tabiat niye koymuş bu kararı!
..

Aşkı var idi Şehriyâr'ın güllü çiçekli
Yazık ki kaza vurdu hazan oldu bahârı

..


paylasim icin tsk´ler.. bu da surda söyle dursun
 

Lukasz

TF Üyesi
Katılım
10 Eki 2017
Mesajlar
6,708
Tepkime puanı
4,743
Puanları
113
Konum
Bakü
Mesleğin
Karayolu müh.
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
24
Burc
Koç
Memleket
35 İzmir
Nerden:
Azerbaycan
Ah be ki ne ah... Şəhriyar, bütün Azərbaycanın qanayan yarasıdır.
 

Lukasz

TF Üyesi
Katılım
10 Eki 2017
Mesajlar
6,708
Tepkime puanı
4,743
Puanları
113
Konum
Bakü
Mesleğin
Karayolu müh.
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
24
Burc
Koç
Memleket
35 İzmir
Nerden:
Azerbaycan
Sən yarımın qasidisən,
Əyləş, sənə çay demişəm.
Xəyalını göndəribdi,
Bəs ki, mən ah-vay demişəm

Ax! Gecələr yatmamışam,
Mən sənə lay-lay demişəm.
Sən yatalı, mən gözümə
Ulduzları say demişəm.

Hər kəs sənə ulduz deyə,
Özüm sənə ay demişəm.
Səndən sonra həyatə mən,
Şirindisə, zay demişəm.

Hər gözəldən bir gül alıb,
Sən gözələ pay demişəm.
Sənin gün tək batmağıvi
Ay batana tay demişəm.

İndi yaya qış deyirəm,
Sabiq qışa yay demişəm.
Gah toyuvu yadə salıb,
Mən dəli nay-nay demişəm.

Sonra yenə yasə batıb,
Ağları hay-hay demişəm.
Ətək dolu dərya kimi,
Göz yaşıma çay demişəm.

Ömür sürən mən qarə gün
Ax demişəm, vay demişəm.

 

First panel title

First panel content

Second panel title

Second panel content
Üst