Yeni mesajlar Yeni konular En çok cevaplanan En görüntülenen konu En çok begenilen

En çok mesaj
Kullanıcı
Mesaj
TEO
20,683
aSk
19,734
Eqe
18,254
17,106
sdC
16,785
13,979
11,256
10,986
10,961

Türkler Hakkında Sahih Hadisler

OKK

TF Üyesi
Katılım
7 Eyl 2020
Mesajlar
1,174
Tepkime puanı
813
Puanları
113
Yaş
35
Konum
İstanbul
Mesleğin
Atom Flashcut Operatör
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
35
Nerden:
34 İstanbul
İlgi Alanı:
Git,Hack,OpenSource
Peygamber Efendimizin Türklerle ilgili hadislerinin bir çoğu, ilâhi bir menşee ve Rabbani bir ilhama dayanan ve O'nun kıyamete kadar devam edip gidecek ebedi risaletinin mucizelerini ortaya koyan hadislerdir. O, bu mucizevi hadislerinde Türklerin İslam dünyası ve özellikle Orta Doğu hâkimiyetleri üzerinde durmuş ve bunun nasıl şekilleneceği ve kaç safhada gerçekleşebileceği hakkında çok önemli açıklamalarda bulunmuştur.

Yine bu hadislerde, Türklerin Orta Doğu hakimiyetine giden yolda Arap Yarımadasına doğru yapacakları üç önemli "akın"dan bahsedilmiş ve Türk hakimiyetinin en sonunda Yavşan otu, Ilgın Ağacı biten yerlere, yâni Arabistan'ın en ücra köşelerine kadar ulaşacağı haber verilmiştir.

Bu bir manada Müslüman Türk milletinin bir cihan hâkimiyetine giden yolda ve tarihi "Kızıl Elma" ülküsü doğrultusunda ve bir ilâhi iman coşkusu içinde Batıya doğru yürüyüşünün bir müjdesidir. Bu yürüsün bir diğer ana istikameti de "Hindistan"dır. Ve onlar Efendimizin buyurmasıyla "Yeryüzünün en hayırlı süvarileri"dir.

Bir diğer hadislerinde ise Peygamberimiz bu ilahi yürüyüşün yeni öncülerini Hazreti Ali efendimize şöyle haber vermiştir:

"Ey Ali! Sizler Beni Asfar (Rumlar)la bir çok harpler yapacaksınız. Oysa sizden sonra onlarla asıl çarpışacak İslam'ın yüz akı (bir kavim) gelir. Onlar öyle bir kavimdir ki Allah yolunda cihad etmekten ne bir kınayanın kınamasından ve ne de onların dedikodusundan çekinirler."

Bu nebevi haber bir ilâhi beyan olarak müminlere Kur'an-ı Kerim'de de bildirilmiştir: "Ey iman edenler! Sizlerden kim Allah 'ın dininden yüz çevirirse, şüphesiz Allah; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu, kendisinin onları seveceği ve onların da kendisini seveceği bir kavim getirecektir. Onlar Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından (ulu orta tehdit etmesinden) çekinmezler. Bu Allah'ın bir lütfü ve keremidir ki; onu kime dilerse ona verir. Allah İhsanı bol ve çok bilendir."

İslâm ve insanlık tarihi bu ilâhî ve nebevi beyanın Müslüman Türk milletini işaret ettiğine şehadet etmektedir, İstanbul'un fethinin yine onlara nasip olacağını müjdeleyen şu hadisde bu hakikati teyid etmektedir: "İstanbul mutlaka feth edilecektir. Onu feth eden komutan ne güzel bir komutan ve onun askerleri ne iyi askerlerdir."

Sahih Kaynaklar

Hazreti Peygamberimizin Türklerle ilgili hadisleri, başta Sahih-i Buharı ve Sahih-i Müslim olmak üzere (Kütüb-i Sitte- Altı Büyük Hadis Kitabı) onların şerhi yolunda yazılmış daha birçok eser ve yine bunların dışında, ilk hicret asrından zamanımıza kadar kaleme alınmış binlerce hadis kitabında hem de bütünüyle yer almaktadır. Hattâ bu hadislerin, bin Kısmı Sahih-i Buhâri de Sahih-i Müslim nerede ise aynı metin ve muhtevalarla zikredildiği için literatüründeki özel tabiriyle "Müttefâkun aleyh" mertebesinde hadislerdir ki. bunların sıhhatinden, doğruluğundan hiç kimsenin.şüpheye düşmemesi.gerekmektedir.

Burada hemen şunu ifade edelim ki; gerek Sahih-i Buhâri gerekse Sahih-i Müslim Allah kelâmı Kur'an-ı Kerim'den sonra, dinî kaynak itibariyle en sağlam ve en güvenilir kitaplar olarak kabul edilmiş; Kûtüb-i Sitte, Çin Seddi'nden Atlas Okyânusu'na kadar yayılan İslam ülkeleri ve yeryüzünde yaşayan bütün Müslümanlar arasında, hemen her devirde çok büyük bir saygı ve hüsnü kabule mazhar olmuştur. Bu hususta kıyamete kadar bu külliyeyi, aşan bir başka kitabın yazılması artık mümkün görülmemektedir.


Peygamber Efendimizin bu tür hadislerinin artık tarih metodolojisi dahilinde ve Hadis ilmi ve Hadis Usulü yönünden umumî bir değerlendirilmesinin yapılması, temas ettiği konular itibariyle Türk tarihinin umumî akışı içinde değerlendirilerek, ilmî bir senteze doğru gidilme zamanı çoktan gelmiştir. Zira bu hadisler bugün bizim için bir manada da tarihî bir belgedir. Bu bakımdan Türklerle ilgili hadislerin hem tarih hemde ilim âleminin münâkaşasına bîr an önce sunulmasının zamanı herhalde gelmiş olmalıdır.

...Velhasıl bizim böyle bir çalışmayı ortaya çıkarırken tek bir gayemiz vardır. O da belâ ve musibetlerin sağanak sağanak yağdığı, millet varlığımıza kasd edildiği böylesine bedbaht bir devirde ve milletimizin manevi bir buhran ve anarşiye süreklendiği böylesine meşum bir dönemde Müslüman Türk milletinin kendisine dönmesi bir alın yazısı ve bir kader borcu olan tarihi misyonuna yeniden sahip çıkması ve böylece Ruh-u Nebi-yi hoşnut etmesidir. Zira yer ve gök ehlinin ondan beklediği de işte budur.

Kaynak: Tarih ve Düşünce
 

Zoey

La galibe illallah
Yönetici
Süper Admin
Katılım
10 Ocak 2020
Mesajlar
6,035
Tepkime puanı
7,561
Puanları
113
Konum
İstanbul
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
32
Burc
Yengeç
Memleket
24 Erzincan
Nerden:
34 İstanbul
İlgi Alanı:
Tasavvuf
Bunu birazdan detaylı okuyacam @OKK
 
  • Beğen
Tepkiler: OKK

OKK

TF Üyesi
Katılım
7 Eyl 2020
Mesajlar
1,174
Tepkime puanı
813
Puanları
113
Yaş
35
Konum
İstanbul
Mesleğin
Atom Flashcut Operatör
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
35
Nerden:
34 İstanbul
İlgi Alanı:
Git,Hack,OpenSource

Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:​

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in:​

‘Müslümanlar, Türklerle muharebe etmeden kıyamet kopmaz. Onlar, öyle bir kavimdir ki yüzleri deri üzerine deri kaplanmış kalkanlar gibidir. Kıl elbiseler giyerler ve kıl ayakkabılar içinde yürürler’ buyurdu.”​

Buhari 2742, Müslim 2912

Amr bin Tağleb (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:​

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):​

‘Şüphesiz sizin keçe ayakkabılar giyen bir kavimle savaşmanız kıyamet alametlerindendir. Sizin, yüzleri geniş ve deri üzerine deri kaplanmış kalkanlar gibi olan kavimle savaşmanız kıyamet alametlerindendir’ buyurdu.”​

Buhari 2741


İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:​

“Müslümanlar, Emeviler döneminde Türklerle savaşmışlardır. Türklerle Müslümanlar arasında tampon bir bölge bulunuyordu. Azar azar toprakları fethedilip onlardan esir alınınca, krallar, onlardaki kuvvet ve kudrete meylettiler. Hatta Abbasi halifesi Mutesim’in askerlerinin çoğu Türklerdendi. Sonra Türkler ona galip geldiler ve oğlu Mütevekkil’i öldürdüler.​

Sonra diğer oğullarını da teker teker öldürdüler. Deylem memleketi karışıncaya dek bu böyle devam etti. Sonra Türklerden şamanist krallar, yabancı memleketlere galip geldiler. Sonra Memlûkilere Sebeketkin ailesi galip geldiler. Sonra Selçuklular bölgeye hâkim oldular. Bunların toprakları Irak, Şam ve Rum topraklarına kadar uzamıştı. Sonra onların tebaasından kalanları Zengiler, Eyyubîler, Şam’da Türkler (yerli halktan) fazla oldular. Mısır, Şam ve Hicaz topraklarına hâkim oldular.​

Beşinci yüzyılda Selçuklulara Guz kabilesi karşı çıktı. Beldeleri harap ettiler, insanlara saldırdılar. Sonra daha büyük musibet Tatarlar ortaya çıktı. Cengiz Han’ın çıkışı altıncı yüzyıldan sonradır. Özellikle doğu tarafı onun sayesinde devamlı tutuşturulan bir ateşe dönmüştür. Onların şerrinin ulaşmadığı hiçbir belde kalmamıştır. Sonra Bağdat’ın harap edilmesi ve Halife Mustesim’in 656 yılında öldürülmesi onların eliyle gerçekleştirilmiştir.​

Sonra onların kalanları yeryüzünü harap etmeye devam etmişlerdir. Nihayet onların sonuncusu El-Lenk bu kelimenin manası topal demektir. İsmi Timur’dur. Şam diyarını dolaşmış, orayı ifsat etmiş Suriye’nin başkenti Dımeşk’i yaktırmıştır. Hatta orası temelleri üzerine göçmüş, harabeye dönmüştü. Rum topraklarına ve Hindistan’a girmiştir. Allah ruhunu kabzedene kadar uzun müddet yaşamıştır. Sonra oğulları ülkeyi paylaşmışlardır. Anlattığım bu olayların geneli ile Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in haberinin doğruluğu ortaya çıkmıştır.​

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):​

“Kanture oğulları, ümmetimden mülkünü alacak ilk kimselerdir” buyurmuştur.​

Hadiste Kanture oğulları ile kastedilen Türklerdir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in “ümmetim” ifadesiyle kastettiği nesep ümmetidir, davet ümmeti değildir. Yani Arapları kastetmiştir. Allah en iyisini bilir. Bunun üzerine Tatarlar hicri yedinci asrın başlarında ortaya çıkmışlardır. Onlar Türklerdendir. Çünkü Türklerin vasıflarında olan özellikler Tatarlara uyar.​
İmam Nevevi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi:​

“Bunların tamamı, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in mucizelerindendir. Türklerle savaş yapılmıştır. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onların vasıflarını şöyle zikrediyor:​

‘Gözleri küçük, yüzleri kırmızı, burunları basık, yüzleri geniş, sanki deri üzerine deri kaplanmış kalkan gibi kıldan ayakkabı giyerler.’

Bunların tamamı bizim zamanımızda var olmuştur. Müslümanlar, birçok kere onlarla savaşmışlardır. Kerim olan Allah’tan akıbetimizi tüm Müslümanlar için hayır etmesini, işlerinde ve sair hallerinde onlara daima lütufta bulunmasını ve korumasını diliyoruz. Salât ve selam, heva ve hevesinden değil, sadece kendisine vahiy edileni konuşan Rasule olsun.”​

 

BukLem

Sus ve Yaradanın kapı açışını seyret
TF Onursal Üye
Katılım
18 Kas 2015
Mesajlar
17,106
Tepkime puanı
9,027
Puanları
113
Yaş
24
Burc
Kova
Memleket
01 Adana
Nerden:
Afrika
İlgi Alanı:
İlgisiz
Canım TÜRK ler
 

Zoey

La galibe illallah
Yönetici
Süper Admin
Katılım
10 Ocak 2020
Mesajlar
6,035
Tepkime puanı
7,561
Puanları
113
Konum
İstanbul
Cinsiyetiniz
Bayan
Yaş
32
Burc
Yengeç
Memleket
24 Erzincan
Nerden:
34 İstanbul
İlgi Alanı:
Tasavvuf
Basiret, peygamber soyuna sahip çıkmış olan Türklere Allah'ın ikramıdır..
Şeyh Şamil (k.s)
 

OKK

TF Üyesi
Katılım
7 Eyl 2020
Mesajlar
1,174
Tepkime puanı
813
Puanları
113
Yaş
35
Konum
İstanbul
Mesleğin
Atom Flashcut Operatör
Cinsiyetiniz
Bay
Yaş
35
Nerden:
34 İstanbul
İlgi Alanı:
Git,Hack,OpenSource
• Kostantiyye (İstanbul) mutlaka feth olunacaktır.
Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır
ve o asker ne güzel askerdir.
Buhari (et-Trah-ul Kebir, cilt 1, kısım 2, sayfa: 81)
Ahmed bin Hanbel (Müsned IV/42, kahire 1313) El-Hakim
(el-Müstedrek IV/42-422, Haydarabat 1335)



• Türk dilini öğreniniz,
çünkü Türklerin çok uzun sürecek bir hâkimiyetleri vardır.
(Kaşgarlı Mahmut, Divanı Lügat-it Türk,
C.1.,s:3 –1333 İst basımı)



•Benim ümmetimi öyle bir kavim sürüp, kovalayacaktır ki;
onların yüzleri (yuvarlak ve) enli, gözleri (çekik ve) küçük,
çehreleri sanki üzeri derilerle kaplanmış kalkanlar gibidirler.
Onlar üç defa Arabistan yarımadasına kadar ilerleyeceklerdir.
İlk istilada onların önlerinden kaçanlar kurtulacaktır.
İkinci istilada hücuma uğrayanlardan bazıları helak olacak ve
bazıları da canlarını kurtaracaklardır.
Üçüncü istilada ise onların kökleri kesilecektir
(Artık istilalar son bulacaktır) işte onlar Türkler’dir.
Nefsim yed-i kudretinde olan ALLAH’a yemin ederim ki,
Türkler (çok yakın bir gelecekte) atlarını
Müslüman mescidlerinin direklerine bağlayacaklardır.
Ebu Davud (Nuseym b. Hammad, Kitabü’l Fiten, Atıf Ktp. No:602,V.121122)



• Türkler size ilişmedikçe sizde onlara ilişmeyiniz.
Çünkü milletimin mülkünü ve ALLAH’ın ona olan ihsanını
en evvel Kantura (Türk) nesli alacaktır.
İmam Taberani (Mu’cem’ül-Kebir ve Mu’cem’ül Evsat isimli eserinde)



• Habeşliler sizle uğraşmadıkça siz de onlarla uğraşmayınız.
Hele Türkler size dokunmadığı sürece
siz de Türkler’e (sakın) dokunmayınız!
Ebu Davud (Sünen-i Davud, IV.s:112)

Yukarıdaki hadis-i şerif Cüveydi tarafından şöyle nakledilmiştir:
“Türkler sizlere dokunmadıkça siz de Türkler’e dokunmayınız.
Zira onlar çok sert ve haşin tabiatlı kimselerdir.”
(El-Cüveyni; Tarih-i Cihan-güşa, 1, s:11)

Aynı hadis-i şerifi Hamavi ise ashabdan
Hz. Muaviye’den şöyle nakletmiştir:
“Sakın onların üzerine süvari birlikleri göndermeyiniz (harp etmeyiniz)
Türkler ve Habeşliler size dokunmadığı sürece
siz de onlara dokunmayınız.”



• İmam Taberani Hz. Muaviye’den şöyle nakleder:
İbn-i Zi’l Kela anlatıyor:
Bir gün Muaviye’nin yanındaydım.
Ermeniye vilayetinin valisinden posta geldi.
Muaviye valinin mektubunu okudu, hiddetlendi;
sonra kâtiplerinden birini çağırdı ve ona
valinin tahriratına şöyle yaz, dedi.
‘İdarendeki araziye Türkler’in akın ve yağma ettiklerinden
bunun üzerine arkalarından takip kuvvetlerini sevkettiğinden ve
bu takipçilerin yağma edilen şeyleri
onlardan istirdat etmiş olduklarından bahsediyorsun.
Anan sana matem tutsun, sakın bir daha öyle bir harekette bulunma,
Türkleri kışkırtma ve onlardan hiç bir şey istirdat etme.
Çünkü ben Resulullah’dan işittim.
Buyurdu ki; “Türkler yavşan otu biten yerlere
(Avrupa’ya) kadar ilerleyeceklerdir.”



• Hıfz, on kısma ayrılmıştır:
Dokuzu Türkler’de, biri diğer insanlardadır.
(Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi (Ramuz’ul-Ehadis 4140 nolu hadis)

Hıfz kelimesi bazı kitaplarda hafızlık,
kavrama kabiliyeti olarak tercüme edilmiştir.
Merhum Mehmed Vani Efendi’ye göre ise
muhafazakârlık yani dinini, milletini, vatanını,
maddi ve manevi değerlerini,
örf ve âdetlerini, namusunu koruma duygusunun
her milletten çok Türk milletindedir.



• Taberi şöyle anlatmaktadır:
Hz. Peygamber Arap kabilelerin hücumu yılında (Hendek savaşı)
Medine’nin etrafında kazılmak istenen hendeğin sınırlarını çizdi...
Biz hiçbir zaman bu sınırları aşmak istemiyorduk.
Salman hendekten çıkarak Hz. Peygamberin bulunduğu yere geldi.
Bu sırada O bir Türk çadırını kurmakla meşgul bulunuyordu.
(et-Taberi II. S:568)



• Ebu Said el-Hudri demiştir ki;
Hz. Peygamber ramazanın ilk on gününde itikâfa girmiştir.
Sonra ortasındaki on günde
tentesi üzerinde hasır bulunan bir Türk çadırında itikâfa girmiştir.
Ebu Müslim.



• Resulullah Efendimiz bir gece rüyasında
peşine önce siyah bir koyunun,
sonrada bir beyaz koyunun takıldığını görüyor.
Sabahleyin mescid-i saadete gelip namaz kıldırdıktan sonra
sırf iltifat olsun diye
bu rüyanın yorumunu Ebubekir Sıddık Hazretlerine bırakıyor.
Bu iltifata hem sevinen, hem de mahcup olan Ebubekir (r.a):
“Mademki, öyle arzu buyurdunuz, yorumunu yapayım.
Ey Allah’ın Peygamberi Peşinize ilk takılan siyah koyun Arapları,
sonra da takılan beyaz koyun beyaz bir ırkı temsil eder.
Yani önce Araplar size inanıp peşinize takılacak,
sonra da beyaz bir ırk İslam’a girip size uyacak...”
rüyadaki siyah koyun Arapları,
beyaz koyun ise Türkler’i işaret etmiştir.
Çünkü bir müddet sonra beyaz yüzlü olan Türkler İslam’a girmişlerdir.



• Ebu Sekine (ki Muharrerlerden bir kimsedir)
Resulullah (sav)ın bir sahabesinden naklen anlatıyor:
"Resulullah (sav) buyurdular ki:
"Sizi bıraktıkları müddetçe siz de Habeşileri bırakın.
Sizi terkettikleri müddetçe Türkleri terkedin."
(Ravi (r.a.): Ebu Sekine Kaynak: Ebu Davud, Melahim 8, 4302
 

First panel title

First panel content

Second panel title

Second panel content
Üst